"Mr. and Mrs. Smith"
Angelina ile Brad'in evlilik aksiyonları...
Angelina ile Brad'in evlilik aksiyonları...

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Başrol oyuncuları Angelina Jolie ve Brad Pitt'in aralarındaki kimya ile ayakta duran "Mr. and Mrs. Smith", iyice monotonlaştığı noktada, gerçek anlamda 'şiddetli' bir terapiye giren bir evliliği karşımıza getiriyor. Çıkış noktasında "Birbiriyle evli kiralık katiller evlilik sorunlarını nasıl hallederler?" gibi orijinal bir soru bulunan film, birlikteliklerdeki her sorun gibi bunun da dövüşerek değil, 'konuşarak ve koklaşarak' hallolacağına kanaat getiriyor...
“Mr. and Mrs. Smith”, filminin adı “Angelina Jolie-Brad Pitt Show” da olabilirdi. Gerçekten iki güzel ve de yetenekli oyuncunun filmde gözükmedikleri sahne sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bunun da ötesinde, sinemalarda artık izleye izleye iyice kanısadığımız aksiyon sahneleriyle bezeli filmi ayakta tutan en önemli unsur Pitt ile Jolie arasındaki kimya. Öyle ki, bir süre sonra, “hiç kavga dövüş olmasa da, onların çekişmelerini izlesek sakin sakin” derken buluyorsunuz kendinizi...
'Şiddetli' evlilik terapisi...
Film, adından da anlaşıldığı gibi, evli bir çift üzerine kurulmuş bir hikâyeyi konu alıyor; ancak düğünde değil, bir evlilik terapistinin odasında başlıyor. Bay ve Bayan Smith, terapistin “kaç yıldır evlisiniz?”, “haftada kaç kez sevişiyorsunuz?” gibi can sıkıcı sorularını ilgisizce yanıtlamaya çalışıyorlar. Aralarında kaç yıldır evli oldukları konusunda bir anlaşma bile olmadığını görünce, evliliklerinde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu seziyorsunuz hemen. Terapistin “nasıl tanışmıştınız?” sorusuyla birlikte biz de ateşli bir ihtilalin yaşandığı Kolombiya'nın Bogota şehrine gidiyoruz. Ancak bu zamana geri döndüğümüzde, tanıştıkları tutkunun çok uzağında, aşırı monoton bir evlilik sürdürdüklerini görüyoruz.
Ancak Bay ve Bayan Smith'in evliliklerindeki monotonlaşmayı, diğer sıkıcı evliliklerden farklı kılan bir şey var: Onların sıkıntısı, çok konuşmaktan ya da birbirlerini fazlasıyla tanımış olmaktan kaynaklanmıyor. Aksine, beş ya da altı yıldır evli olmalarına rağmen, birbirlerini çok az tanıyorlar ve pek çok şey hakkında konuşmamayı tercih ediyorlar. Daha doğrusu tercih etmek zorundalar; çünkü yaptıkları iş öyle kolay kolay açıklanır cinsten değil. Evet, hem Bay, hem de Bayan Smith, işlerinde fazlasıyla usta iki profesyonel kiralık katil. Üstelik, birbirlerine rakip olan iki örgüt için çalışıyorlar. Her zaman olduğu gibi, yalancının mumu yatsıya kadar yanıyor ve aynı hedefi yok etme işiyle görevlendirilince, yolları kesişiyor. Burada ilginç olan, bu kesişmenin, Smith'lerin evliliklerinin üzerinde dolanan monotonluk bulutunu dağıtması. Tamam, bu biraz 'şiddetli' bir dağılma oluyor; ama sonuçta birbirlerini öldürmek yerine sağduyularını dinleyip işbirliği yapmanın daha iyi olacağına karar verdiklerinde kartlar ortaya dökülüyor. Hem birkaç saatte birbirlerini beş ya da altı yıldır tanımadıkları kadar tanıyorlar; hem de ilişkilerinde kaybolmuş eros geri geliyor. Artık, önlerinde durabilecek kimse yok. Öyle ki dünyanın tüm iyi eğitilmiş kiralık katilleri bile, Smith'lerin karşısında çaresiz konuma düşüyorlar.
Aksiyonun dozu biraz fazla kaçmış, ama...
Film, hikâyesi gereği pek çok türün özelliklerini taşıyor. Aksiyon türünün kalıpları önde yer alsa da, komedinin alt türleri romantik komediler ve evlilik komedilerinden de payını alıyor. Filmin yapımcılarından ve “Mr. and Mrs. Smith” projesine en çok inanan isimlerden olan Akiva Goldsman da filmin bu yanına işaret ediyor: “Mr. and Mrs. Smith, tamamen tehlike, seks ve yanlış anlaşmadan ibaret. Geleneksel romantik komedi anlayışı yerine birçok aksiyon ve bomba var filmde. Ama aksiyon, karakterlerin yanında ikinci plânda. Hikâye birbirlerini avlayıp öldürmeye zorlanan evli bir çiftle ilgili. Bu onların yıllardan sonra ilk defa birbirlerine ilgi göstermelerine neden oluyor. Birbirleri hakkındaki gerçekleri öğrendiklerinde John ve Jane Smith yeniden aşık oluyorlar.” Her ne kadar Goldsman aksini söylese de, filmin özellikle ikinci yarısında aksiyon boyutu iyice öne çıkıyor. Önce Jolie'yle Pitt'in birbirlerine göz dağı vermek için türlü cambazlıklar yaptığı aksiyon sahnelerini izliyoruz ki evliliklerindeki gerilimi de yansıttığından bu sahnelere pek diyeceğimiz yok. Ancak evlerini harabeye çevirdikleri son karşılaşmalarından sonra, birbirlerini öldürmekten vazgeçip adeta nikâh tazeledikten sonra, her ikisinin de çalıştığı örgüt peşlerine düşüyor. Bundan sonra, Smith'lerin evlilikleri renklense de, filmin aksiyon boyutu git gide sıkıcı bir hal alıyor. O kadar ki, filmin Jolie ile Pitt arasında yakaladığı kimya da neredeyse dağılıyor.
Yine de “Mr. and Mrs. Smith”in, çıkış noktasındaki orijinal fikir nedeniyle kendini temize çıkaran bir film olduğu konusunda hakkını teslim etmek gerekiyor. Daha önce “Geçmişi Olmayan Adam” (“The Bourne Identity”) filmiyle aksiyon konusundaki meziyetini göstermiş olan yönetmen Doug Liman da anlaşılan, filmi çekmeyi, çıkış noktasındaki orijinal fikir sayesinde kabul etmiş: “Film, düşünmesi çok komik olan bir soru soruyor: Birbiriyle evli kiralık katiller evlilik sorunlarını nasıl hallederler? Tabi ki, cevap, birbirlerini öldürmeye çalışarak...” Ancak Liman, işi sadece bu çıkış noktasındaki orijinallikle sınırlı tutmayacak çapa sahip bir yönetmen. Nitekim şu sözleriyle bunu doğruluyor: “Smith'ler, sırları açıklandığında, hem kurtuluyorlar, hem de zayıf düşüyorlar. O andan itibaren, film karakterlerin, çevreleri daha da tehlikeli hale gelse bile kendilerini giderek daha fazla güvende hissetmelerini anlatır hale geliyor. Felsefemiz, buraya kadar Smith’ler beraber çalışırken sorunlar yaşıyorlardı, ama birbirleri hakkında geri plândaki çok fazla problemi çözdükleri için artık beraber çalışmayı öğreniyorlar. Onların sorunsuz bir makine gibi ortak çalışmalarını seyretmek çok keyifli.”
“Bir başka insan ile beraber yaşamak...”
Yapımcı ve yönetmenin görüşlerini alıp, “Mr. and Mrs. Smith”i “Mr. and Mrs. Smith” yapan çiftten Angelina Jolie'nin görüşlerini almamak olmaz. Jolie, oynadığı rol ile kendisi arasında paralellikler buluyor. “Ben Jane’e çok benziyorum. Bu rolü oynarken kendim hakkında bir şey öğrendim. Kadınların tek başlarına güçlü olduklarını hissetmeleri önemlidir, ama bir kadın ve bir adamın birbirlerine ihtiyaç duydukları ve beraberken daha iyi olduklarını anlatan bir filmde olmak harikaydı. İnsanların bir takım gibi hareket etmelerinin ne kadar harika olacağına odaklanan bir film son zamanlarda hiç yapılmadı.”
Filmdeki aksiyon sahneleri, kullanılan silahların çekiciliği ve dövüşlerin ustalığıyla öne çıkıyor. Pitt ve Jolie, çeşitli silâhlarda ve uzak doğu sporlarında usta, başarılı kiralık katil rollerinde gerekli gerçekliği yakalamak için, film yapımcılarının 'casusluk okulu' adını verdikleri bir yere gitmişler. İki oyuncu, dublör koordinatörleri Mic Rodgers ve Tim Trella ile teknik danışman Mark Stefanich gözetiminde haftalık silâh eğitimlerine katılmışlar. Eski bir S. E. A. L. Takım 2 ve S. E. A. L. Takım 6 (diğer adıyla Geliştirme Grubu) üyesi olan Stefanich oyunculara özel operasyonlar ve anti-terörist taktikleri üzerine eğitim vermiş. Bu eğitim konusunda Angelina Jolie'nin görüşleri şöyle: “Brad ve ben daha önce ayrı ayrı aksiyon filmlerinde oynadık; ama bu, çok özel bir eğitim metodu. Daha önce filmlerimde bir ortağım olmadı ve bir ortakla çalışmak çok farklı. Tamamen dolu pompalı tüfekler ile ikili hareketler yapmayı öğrendik, birbirimizi geçmek, evlere dalmak, korunaklı bir yere girmek, hareketli hedeflere ateş etmek –çılgıncaydı ama birbirimize güvenmeyi öğrendik.”
Biz yine tüm bu eğitimin, hazırlığın, vs. yönetmenin aklındakine hizmet etmek için hatırlatıp yazımızı onun sözleriyle noktalayalım: Liman, “Bir bakıma, neredeyse insanüstü yetenekleri olan iki insanı alıp şehrin ortasına bırakıyorsunuz ve sizin ve benim her gün yaşadığımız sorunlarla karşılaşmalarını sağlıyorsunuz. Sonunda, Mr. and Mrs. Smith, hepimizin mücadele ettiği bir konuyu anlatıyor: Bir başka insan ile beraber yaşamak.”

'Şiddetli' evlilik terapisi...
Film, adından da anlaşıldığı gibi, evli bir çift üzerine kurulmuş bir hikâyeyi konu alıyor; ancak düğünde değil, bir evlilik terapistinin odasında başlıyor. Bay ve Bayan Smith, terapistin “kaç yıldır evlisiniz?”, “haftada kaç kez sevişiyorsunuz?” gibi can sıkıcı sorularını ilgisizce yanıtlamaya çalışıyorlar. Aralarında kaç yıldır evli oldukları konusunda bir anlaşma bile olmadığını görünce, evliliklerinde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu seziyorsunuz hemen. Terapistin “nasıl tanışmıştınız?” sorusuyla birlikte biz de ateşli bir ihtilalin yaşandığı Kolombiya'nın Bogota şehrine gidiyoruz. Ancak bu zamana geri döndüğümüzde, tanıştıkları tutkunun çok uzağında, aşırı monoton bir evlilik sürdürdüklerini görüyoruz.
Ancak Bay ve Bayan Smith'in evliliklerindeki monotonlaşmayı, diğer sıkıcı evliliklerden farklı kılan bir şey var: Onların sıkıntısı, çok konuşmaktan ya da birbirlerini fazlasıyla tanımış olmaktan kaynaklanmıyor. Aksine, beş ya da altı yıldır evli olmalarına rağmen, birbirlerini çok az tanıyorlar ve pek çok şey hakkında konuşmamayı tercih ediyorlar. Daha doğrusu tercih etmek zorundalar; çünkü yaptıkları iş öyle kolay kolay açıklanır cinsten değil. Evet, hem Bay, hem de Bayan Smith, işlerinde fazlasıyla usta iki profesyonel kiralık katil. Üstelik, birbirlerine rakip olan iki örgüt için çalışıyorlar. Her zaman olduğu gibi, yalancının mumu yatsıya kadar yanıyor ve aynı hedefi yok etme işiyle görevlendirilince, yolları kesişiyor. Burada ilginç olan, bu kesişmenin, Smith'lerin evliliklerinin üzerinde dolanan monotonluk bulutunu dağıtması. Tamam, bu biraz 'şiddetli' bir dağılma oluyor; ama sonuçta birbirlerini öldürmek yerine sağduyularını dinleyip işbirliği yapmanın daha iyi olacağına karar verdiklerinde kartlar ortaya dökülüyor. Hem birkaç saatte birbirlerini beş ya da altı yıldır tanımadıkları kadar tanıyorlar; hem de ilişkilerinde kaybolmuş eros geri geliyor. Artık, önlerinde durabilecek kimse yok. Öyle ki dünyanın tüm iyi eğitilmiş kiralık katilleri bile, Smith'lerin karşısında çaresiz konuma düşüyorlar.
Aksiyonun dozu biraz fazla kaçmış, ama...
Film, hikâyesi gereği pek çok türün özelliklerini taşıyor. Aksiyon türünün kalıpları önde yer alsa da, komedinin alt türleri romantik komediler ve evlilik komedilerinden de payını alıyor. Filmin yapımcılarından ve “Mr. and Mrs. Smith” projesine en çok inanan isimlerden olan Akiva Goldsman da filmin bu yanına işaret ediyor: “Mr. and Mrs. Smith, tamamen tehlike, seks ve yanlış anlaşmadan ibaret. Geleneksel romantik komedi anlayışı yerine birçok aksiyon ve bomba var filmde. Ama aksiyon, karakterlerin yanında ikinci plânda. Hikâye birbirlerini avlayıp öldürmeye zorlanan evli bir çiftle ilgili. Bu onların yıllardan sonra ilk defa birbirlerine ilgi göstermelerine neden oluyor. Birbirleri hakkındaki gerçekleri öğrendiklerinde John ve Jane Smith yeniden aşık oluyorlar.” Her ne kadar Goldsman aksini söylese de, filmin özellikle ikinci yarısında aksiyon boyutu iyice öne çıkıyor. Önce Jolie'yle Pitt'in birbirlerine göz dağı vermek için türlü cambazlıklar yaptığı aksiyon sahnelerini izliyoruz ki evliliklerindeki gerilimi de yansıttığından bu sahnelere pek diyeceğimiz yok. Ancak evlerini harabeye çevirdikleri son karşılaşmalarından sonra, birbirlerini öldürmekten vazgeçip adeta nikâh tazeledikten sonra, her ikisinin de çalıştığı örgüt peşlerine düşüyor. Bundan sonra, Smith'lerin evlilikleri renklense de, filmin aksiyon boyutu git gide sıkıcı bir hal alıyor. O kadar ki, filmin Jolie ile Pitt arasında yakaladığı kimya da neredeyse dağılıyor.
Yine de “Mr. and Mrs. Smith”in, çıkış noktasındaki orijinal fikir nedeniyle kendini temize çıkaran bir film olduğu konusunda hakkını teslim etmek gerekiyor. Daha önce “Geçmişi Olmayan Adam” (“The Bourne Identity”) filmiyle aksiyon konusundaki meziyetini göstermiş olan yönetmen Doug Liman da anlaşılan, filmi çekmeyi, çıkış noktasındaki orijinal fikir sayesinde kabul etmiş: “Film, düşünmesi çok komik olan bir soru soruyor: Birbiriyle evli kiralık katiller evlilik sorunlarını nasıl hallederler? Tabi ki, cevap, birbirlerini öldürmeye çalışarak...” Ancak Liman, işi sadece bu çıkış noktasındaki orijinallikle sınırlı tutmayacak çapa sahip bir yönetmen. Nitekim şu sözleriyle bunu doğruluyor: “Smith'ler, sırları açıklandığında, hem kurtuluyorlar, hem de zayıf düşüyorlar. O andan itibaren, film karakterlerin, çevreleri daha da tehlikeli hale gelse bile kendilerini giderek daha fazla güvende hissetmelerini anlatır hale geliyor. Felsefemiz, buraya kadar Smith’ler beraber çalışırken sorunlar yaşıyorlardı, ama birbirleri hakkında geri plândaki çok fazla problemi çözdükleri için artık beraber çalışmayı öğreniyorlar. Onların sorunsuz bir makine gibi ortak çalışmalarını seyretmek çok keyifli.”
“Bir başka insan ile beraber yaşamak...”
Yapımcı ve yönetmenin görüşlerini alıp, “Mr. and Mrs. Smith”i “Mr. and Mrs. Smith” yapan çiftten Angelina Jolie'nin görüşlerini almamak olmaz. Jolie, oynadığı rol ile kendisi arasında paralellikler buluyor. “Ben Jane’e çok benziyorum. Bu rolü oynarken kendim hakkında bir şey öğrendim. Kadınların tek başlarına güçlü olduklarını hissetmeleri önemlidir, ama bir kadın ve bir adamın birbirlerine ihtiyaç duydukları ve beraberken daha iyi olduklarını anlatan bir filmde olmak harikaydı. İnsanların bir takım gibi hareket etmelerinin ne kadar harika olacağına odaklanan bir film son zamanlarda hiç yapılmadı.”
Filmdeki aksiyon sahneleri, kullanılan silahların çekiciliği ve dövüşlerin ustalığıyla öne çıkıyor. Pitt ve Jolie, çeşitli silâhlarda ve uzak doğu sporlarında usta, başarılı kiralık katil rollerinde gerekli gerçekliği yakalamak için, film yapımcılarının 'casusluk okulu' adını verdikleri bir yere gitmişler. İki oyuncu, dublör koordinatörleri Mic Rodgers ve Tim Trella ile teknik danışman Mark Stefanich gözetiminde haftalık silâh eğitimlerine katılmışlar. Eski bir S. E. A. L. Takım 2 ve S. E. A. L. Takım 6 (diğer adıyla Geliştirme Grubu) üyesi olan Stefanich oyunculara özel operasyonlar ve anti-terörist taktikleri üzerine eğitim vermiş. Bu eğitim konusunda Angelina Jolie'nin görüşleri şöyle: “Brad ve ben daha önce ayrı ayrı aksiyon filmlerinde oynadık; ama bu, çok özel bir eğitim metodu. Daha önce filmlerimde bir ortağım olmadı ve bir ortakla çalışmak çok farklı. Tamamen dolu pompalı tüfekler ile ikili hareketler yapmayı öğrendik, birbirimizi geçmek, evlere dalmak, korunaklı bir yere girmek, hareketli hedeflere ateş etmek –çılgıncaydı ama birbirimize güvenmeyi öğrendik.”
Biz yine tüm bu eğitimin, hazırlığın, vs. yönetmenin aklındakine hizmet etmek için hatırlatıp yazımızı onun sözleriyle noktalayalım: Liman, “Bir bakıma, neredeyse insanüstü yetenekleri olan iki insanı alıp şehrin ortasına bırakıyorsunuz ve sizin ve benim her gün yaşadığımız sorunlarla karşılaşmalarını sağlıyorsunuz. Sonunda, Mr. and Mrs. Smith, hepimizin mücadele ettiği bir konuyu anlatıyor: Bir başka insan ile beraber yaşamak.”

Henüz kimse yorum yapmamış.


Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!

Günah
İftira karşısında gerçek, nefret karşısında sevgi, hakaret karşısında bağışlama ışıldar.
İftira karşısında gerçek, nefret karşısında sevgi, hakaret karşısında bağışlama ışıldar.








Seanslar
Fragman

