Kaç Para Kaç: A para!
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Özenli bir görüntü yönetimi ve kurguya sahip "Kaç Para Kaç"ın başarısında aslan payı Taner Birsel'e ait.
Reha Erdem'in ilk filminin adı "A Ay" idi.
İkinci filmi "Kaç Para Kaç"ın da konusu a para!
Filmin adı gibi Selim karakteri, bir çanta dolusu dolar bulunca kurtuldu sandığı hayatı kayıverir.
Reha Erdem, günümüzde insan - para ilişkisinin dolayısıyla ticaretin vardığı boyutu eleştiriyor "Kaç Para Kaç"ta. Paranın onurlu, ilkeli, kişilikli insanlara mutluluk getirmeyeceğini, mutlu olmanın derecesinin sahip olunan para - mal miktarıyla ölçülemeyeceğini gösteriyor.
Bu fikri ahlakçı bir yaklaşımla ele almıyor, elbette.

Selim karakterinin ruh halindeki değişimi, davranış bozukluğunu adım adım belirleyen bir psikolojik çözümleme yapıyor.
Selim'in suçluluk duygusu ve paranı kaynağı hakkındaki kuşkularıyla filmde gerilim yaratıyor.
Bir yandan da hırsızlık, suç, iftira, dolandırıcılık ve ticaretin nasıl iç içe geçebileceğini gösterip ahlaki duruşumuzun esnekliğine dikkat çekiyor.
Fingirdek komşu kadın, fırsatçı simitçi, Selim'in antika işine takmış hayalperest arkadaşı, ödemeyi envai çeşit dövizle yapan müşteri gibi tiplemeler filme mizah katıyor.

Selim, alçakgönüllü bir yaşam sürüyor.
Yaşamını kazanacak kadar gömlek satabildiği bir dükkanı var.
Dolayısıyla geleceğini garantileyecek bir birikimi yok.
Emekli aylığıyla geçinemeyecek babası, kendi gibi alçakgönüllü karısı ve küçük kızıyla kiralık evlerinde yaşayıp gidiyor... Dürüstlüğüyle tanınıyor.
Selim'in genel hali dışında paraya karşı tavrını belirten ilk ipucu kızını parka götürdüğü bölüm. Çocuklar buldukları yüz dolarlık banknot için kavga eder, araya giren anneleri hemen parayı bozdurup paylaşmaya karar verirken Selim, sahibini bulmayı önerir.
Saf saf simitçiye yüz dolar kaybedip kaybetmediğini sorar!
Aynı adam, aceleyle taksiden inerken unutulmuş çantadaki paraya kısa bir duraksamadan sonra el koyar!
Gazeteden, paranın bir veznedar tarafından bankadan çalındığını öğrenen, birkaç yüzlük bozdurduktan sonra sahte olmadığını da anlayan Selim, kendi kendisini rahatlatmaya çalışır.
Çalıntı paranın tehditkar varlığı ona yük olur.
Nereye saklayacağını bilemez.
Karısına durumu anlatmaya çekinir.
Suç işlediğinin bilincinde olmanın verdiği vicdan azabını parayı harcayıp ailesini memnun ederek bastırmaya çalışır.
Ama paranın satın alabilecekleri sandığı gibi onu mutlu edeceğine gerilimini arttırır.
Dükkana silahlı bir soyguncunun girmesi ve Selim'in komşusunun ısrarına karşın polis çağırmaya yanaşmaması ise filmde bir başka ahlaki düğümün oluşmasına neden olacaktır...

Selim'in vapurda veznedar ve dükkana giren hırsızla karşılaşması, onun veznedardan hırsızın da ondan kaçması ve üçünün de denizin ortasında nihayetinde küçücük bir vapurda sıkışmış olması, bu arada cüzdanını düşüren bir yolcunun yankesici var diye ortalığı karıştırması senaryonun ilginç noktalarından biri.

Özenli bir görüntü yönetimi ve kurguya sahip "Kaç Para Kaç"ın başarısında aslan payı Taner Birsel'e ait.
Birsel'i daha önce de beyazperdede izledik ama bu filmdeki gibi alkışlayamadık.
Reha Erdem, hem başrol için isabetli bir seçim yapmış hem de oyuncusundan çok iyi bir performans almış.
Selim bu kadar inandırıcı olmasa "Kaç Para Kaç" mutlaka izlenmesi gereken bir film olur muydu?

Henüz kimse yorum yapmamış.

TV'de bugün
In the Line of Fire ( 20 Kasım 2008, Cnbc-e 22:00)
Bugün Hollywood’un en güvendiği yönetmenler arasında gösterilen ve Perfect Storm, Troy, Poseidon, Das Boot ve Outbreak gibi filmlerle yerini sağlamlaştıran Petersen’ın kariyerinde özel bir yeri olan "In The Line Of Fire" bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Replik
Kalifornia
Biriyle tanıştığınızda ilk önce farklılıklarınızı görürsünüz ama zaman geçtikçe benzerlikleri fark etmeye başlarsınız. Sanırım tüm dostluklar böyle başlar.
Brian Kessler
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com