Bıçak Sırtı ve Brazil: Gelecek, geçmişle buluşuyor

Kutlukhan Kutlu 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Festivalin 'Distopya' adlı özel bölümündeki "Brazil" ile "Bıçak Sırtı" tamamen farklı tona sahip iki film olsalar da, onları birleştiren çok temel bir nokta var: "Geçmişin gözlerinden görünen gelecek" olarak açıklayabileceğimiz "retro-fütüristik" estetik.
80’li yıllar Hollywood’unda tuhaf bir çatışma sahneleniyordu. Bir yanda ABD ile Sovyetler Birliği arasında sürmekte olan soğuk savaşın üzerini örtmek istercesine, seyircileri ışıltıya, pembeye, masala boğan bir ana akım vardı... Öte yandaysa bu parıltılı yüzeyin altında kıpırdanmakta olan, arada bir boynunu uzatıp baş gösteren karanlık kabuslar. Bu kabusların en dikkat çekici olanlarından ikisi ise “Bıçak Sırtı” ile “Brazil”di.
İki filmin de ana kaynakları, 80’lerde bilimkurgu yazınında görülen yeni akımlardan ziyade, nispeten klasik kaynaklar. “Brazil”, George Orwell’in “1984”ünde tasvir edilene epey yakın bir dünya yaratıyor ve bu dünyayı Kafka’dan Fritz Lang’a, modernizmin görkeminin karanlık tarafına göz atmamızı sağlamış birçok yaratıcıyı yadeden unsurlarla donatıyor.
Muazzam binaların içinde ufacık alanlara tıkılan, evraklar arasında yok olan insanların öyküsü, çılgınca abartılı totaliter düzeniyle, boğucu atmosferiyle, yönetmeni Terry Gilliam’ın “toplumsal estetiğe zulmettiğini” söylediği, bir türlü doğru dürüst işlemeyen teknolojisiyle, benzersiz bir kabus/karikatür. Ridley Scott’ın “Bıçak Sırtı”’ı ise, 60’ların sert toplumsal eleştiriler sunan Yeni Dalga bilimkurgusunun önemli yazarlarından birinin, Philip K. Dick’in bir romanından uyarlama.
Ancak genetik mühendisliğin “taklit” canlıların üretimini mümkün kıldığı bu gelecek, görsel dünyasını kurarken esin kaynağını daha da geride buluyor: 40’lı yılların kara filmlerinde. Senaryosu klasik dedektiflik hikayelerini andıran “Bıçak Sırtı”, kara filmlerden çeşitli görsel öğelerle de bezeli. Kahramanı pek güneşli günlerin beklemediği, öykünün üzerinde sürekli kaçınılmazlık ve kıstırılmışlık bulutlarının gezindiği bu türün karanlığa, geceye ve gölgeye yönelik özel ilgisi, 2019 Los Angeles’ında geçen filmin her köşesine sinmiş. Orwell tarzı totaliter sistemle değil – 80’lerden itibaren “siberpunk” denen yeni bilimkurgu akımında benzeri sıkça görüleceği üzere – devasa şirketlerin başrolü oynadığı kapitalist düzenle gelmiş bir çöküşün resmi bu. Muazzam binalarla çevrili, karanlık, dumanlı, ıslak sokaklarda, sürekli reklamı yapılan dünya dışı kolonilere kapağı atamamış yalnız insanların gezindiği, hayli melankolik bir distopya.
Tamamen farklı tona sahip iki film olsalar da, “Brazil” ile “Bıçak Sırtı”’ı birleştiren çok temel bir nokta var: “Geçmişin gözlerinden görünen gelecek” olarak açıklayabileceğimiz “retro-fütüristik” estetik. İki film, bambaşka yollardan giderek, korkutucu, güldürücü, kasvet verici, büyüleyici ve son derece akılda kalıcı estetik kolajlar sunuyorlar. “Brazil”, daha başında “20. yüzyılda bir yerde” yazısıyla – bugünün penceresinden geleceğe bakmaktan ziyade – klasik Orwell-vari gelecek kurgusunun penceresinden bütün bir yüzyıla bakma niyetini açık ediyor zaten. “Bıçak Sırtı”’da ise Lang’ın “Metropolis"’inden çıkmış gibi duran devasa binalarla çevrili sokaklara inip farklı dönemlerin estetik anlayışlarının işbirliğini görmek, bir bakıma sinemada tektip geleceklerin hakimiyeti postmodern distopya tablolarına devrettiği ana tanık olmak demek.
Henüz kimse yorum yapmamış.



Takvim Kızları (11 Ekim 2008 20:45 Tv8)
Helen Mirren, Julie Walters, John Alderton, Linda Bassett, Annette Crosbie ve Philip Glenister'ın oynadığı "Takvim Kızları" adlı film bu akşam 20:45'te Fox ekranlarında...
Helen Mirren, Julie Walters, John Alderton, Linda Bassett, Annette Crosbie ve Philip Glenister'ın oynadığı "Takvim Kızları" adlı film bu akşam 20:45'te Fox ekranlarında...

Kılıçları ile savaşanlar bir gün kılıçların acımasızlığına boyun eğeceklerdir.






Seanslar
Fragman
