
Oysa Lumiere Kardeşler’in hemşehrisi Tavernier, hakiki bir sinema adamıdır. Yönetmenliğinin yanı sıra başkanı olduğu Lumiere Enstitüsü’ndeki çalışmaları, bazı politik girişimlerde meslektaşlarına önayak olmasıyla yedinci sanata çok yönlü katkıda bulunur.
Yetkin bir sinemacı olan Tavernier, “La vie est rien d’autre”dan sonra yeniden savaş konusuna döndü. Başrollerini Sabine Azema ve Philippe Noiret’nin paylaştığı, savaşta kaybolanlara dair çok etkileyici bir filmdi “La vie est rien d’autre”.
Roger Vercel’in aynı adlı romanından, deneyimli senarist Jean Cosmos’un sinemaya uyarladığı “Yüzbaşı Conan da sinema tarihinin kayda değer savaş filmleri arasında sayılabilir. Bu yıl izlediğimiz “Er Ryan’ı Kurtarmak” tan çok daha iyi bir film olduğu da rahatlıkla savunulabilir. “Yüzbaşı Conan”ı İstanbul Film Festivali’nde izlemiş olanlar tanığımızdır!
Bu filmin savaş sahneleri Amerikan sinemasına parmak ısırtacak nitelik taşıyor. Titizliğiyle tanınan Tavernier, görüntü yönetiminde de kurguda da hiç fire vermeden özenli bir çalışma gerçekleştirmiş. İzleyici kendisini çatışmanın ortasında buluyor, askerlerin cesaretini ve çaresizliğini hissediyor.
1918 yılında Birinci Dünya Savaşı’nın son günlerinde, Fransızlarla Bulgarlar arasındaki bu çatışmalarda, kaçınılmaz olarak bir tek yanlılık var. Fransızların karşısında “düşmanlar” var… Ancak, gerek “La vie est rien d’autre”deki savaş karşıtı tavrı gerek kara mayınlarının yasaklanması için kampanyaya verdiği destek Tavernier için olumlu referanslar. Bu yüzden film kahramanlık olgusunu da yüceltmeden, dozunda tutmayı başarıyor. Görüntü yönetimi, mekan kullanımı, kostüm tasarımı da Tavernier’ın titizlendiği kadar var!
Filme adını veren Yüzbaşı Conan’I Comedie Française üyesi Philippe Torreton canlandırıyor. Torreton, daha önce, Tavernier’in “L627” adlı polisiye filminde ve Berlin’de Altın Ayı kazanan “L’Appat/Yem”de rol almıştı. Bu filmde de, sivil hayatında da sıradan bir insan olan, ama savaşın en yoğun çatışmalarında askerlerine cesaret vermeyi bilen, onlarla insani ilişkiler kuran, bir yandan zorlu bir iç hesaplaşma yaşayan subayı övgüye değer biçimde canlandırıyor.
Diğer oyuncular da eşdeğer bir performans gösteriyor. Oyuncu seçiminin çok isabetli olduğunu vurgulamak gerek. Bir başka Comedie Française üyesi, Kieslowski’nin “Kırmızı” ve Regis Wargnier’nin “ Bir Fransız Kadını” adlı filmlerindeki yardımcı rollerinden tanıdığımız Samuel Le Bihan; Fransız sinemasının usta karakter oyuncularından Bernard Le Coq ve Claude Rich de çok iyi oyun çıkarıyor. Claude Rich’in yeğeni Catherine Rich de Madeleine rolünü üstleniyor.
- "A.R.O.G": Zor olanın peşine düşünce...
- "Muro": Devrimciliğin parodisi
- "Madagaskar 2": Firar devam ediyor
- "Sınıf": Gerçekliğin sınırında...
- "Aramızda Casus Var": Okumadan yakma!
- "Lorna’nın Sessizliği": Medeniyetin cehennemi
- "Osmanlı Cumhuriyeti": Kolpa padişahın kolpa yurtseverliği
- "Gomorra": Günah şehri insanları
- “Gomorra” : Otonom Mafya
- "Son Buluşma": Bir sözlü tarih denemesi
- "High School Musical 3": Nasıl yani?
- "Rec: Ölüm Çığlığı": Sıradan bir korku filmi
- "Quantum of Solace": Her şey kişisel
- "Issız Adam": Demode formüller peşinde...
- "Mükemmel Bir Gün": Özpetek çıkış arıyor


Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!









Seanslar
Fragman

