
Tony Kaye'in filmi, son derece basit bir öyküden yola çıkıyor ve ilk başta açık sözlü ve her şeyi bağıra bağıra söyleyen bir film gibi görünüyor. Nasıl olup da beyaz gençlerin Hitler'i ve gamalı haçı cazip bulabildiğinden başlayarak, Derek'in hapse girdikten sonra yavaş yavaş neo-nazizmden "arınması"na, hapisten çıktıktan sonra onu idealize eden arkadaşlarının (ve özellikle de kardeşinin) uğradığı hayalkırıklığına, Derek'in duyduğu vicdan azabına kadar her şey son derece açık, adeta öğüt verir gibi bir havaya sahip. Reklam ve video klip yönetmenliğinden gelen Tony Kaye, özellikle siyah/beyaz karelerle resmettiği geçmişe ait görüntülerde seyirci üstünde istediği etkiyi elde etmek için elinden geleni yapıyor. Norton'ın sadece siyahlar değil, diğer ırklar da söz konusu olduğunda aniden patlayan öfkesinde zirvesini bulan neo-nazi kızgınlığıysa, seyirciyi itmekle utandırmaya çalışmak arasında gidip geliyor.
"American History X"in baştan aşağı bir nutuk halini almasını engelleyen de bu tür flu bölgeler zaten (tecavüz sahnesinin ve finalin işaret ettiği anlamlar gibi). Derek'in tarih hocasının meleksi iyiliğiyle nazizm konusundaki eğitmeninin katıksız kötülüğü, filmin büyük bir bölümünü kaplayan siyah/beyazlığı ne kadar güçlendiriyorsa, Kaye'in zaman zaman bizi eski (neonazi) Derek'le özdeşleştirmeye çalışması da o kadar bulandırıyor. Seyirciye tez elden doğru yolu göstermeye çalışan sinemacıların en çok başvurduğu yöntem, izleyenlerin kendisini ezilenin yerine koymasına çalışmaktır. Kaye ise bizi birkaç defa ısrarla Derek'in yerine koyuyor (şiddeti Derek uygularken bile kamerayı onun yüzünde tutması olması, sahnelerin tonu ve gelişimi, Derek'e çizgiyi aşmak için mutlaka belli bir motivasyon sağlaması bunun ipuçları). Bu tercihiyle adeta, eziyet edenenin kişiliğine girmemizi (ve belki de bunu tanıdık bularak utanmamızı) istiyor.
Yine de Tony Kaye'in filmi, incelikleri ve gizli anlamlarından çok, ilk etapta söyledikleriyle hatırlanacak. Nazizmi özümseyen karakterleri merkez almasıyla, öfke ve şiddet patlamalarını siyah ve beyaz renklerle resdiş tarzıyla ve filmin etkisinin büyük bir bölümünden sorumlu olan Edward Norton'ın performansıyla…
Kaye belli ki seyirciye gürültülü bir şekilde ulaşmayı tercih eden bir yönetmen; kurduğu görsellikle de bunu tam olarak sağlıyor. Özellikle siyah/beyaz bölümde kullandığı hemen her kare, tıpkı karakterlerinin sözleri gibi net, direkt ve gürültülü (öfke, şiddet, pişmanlık; o sahnede baskın duygu neyse, tek bir kareden anlayabilirsiniz).
Tony Kaye, stüdyonun filmi elinden alıp Norton'un isteği doğrultusunda - onun rolünü daha da genişletecek şekilde – yeniden montajladığını söyleyerek yaygara koparmıştı. Kendi orijinal versiyonundan neyin kaybolduğunu bilemeyiz, ama film genel tavrında o kadar açık ki, seyirci üstündeki etkisinin çok da değişik olmayacağı tahmin edilebilir.
Edward Norton'un rolünün şimdiki versiyondan daha dar olmasıysa, büyük ihtimalle filmi sabote edecektir. Çünkü Norton filme performansıyla katkıda bulunmakla kalmıyor; kazınmış kafası, soluk beyaz teni ve üstündeki siyah gamalı haç dövmeleriyle Tony Kaye'in kurduğu estetiğin merkezini de oluşturuyor.
- Bekleyiş: Yakın tarihin trajik bir yorumu
- Er Ryan'ı Kurtarmak: Spielberg üzerimize kan sıçratıyor
- Dünyanın En Tembel Adamıyla Tanışın…
- Kapur'dan Kraliçe'nin mücadelesi
- Düzeyli bir Henry James uyarlaması
- Ken Loach'un yeni başyapıtı
- Korku değil, aksiyon
- Blade: Yeni bir süperkahraman
- İronik tragedya
- Nerede "Sevgi Sözcükleri" ?
- Mutlaka izleyin!
- Derdini anlatamıyor…
- Hollywood'un Palyaçosu
- Hem dönemine hem günümüze denk düşen serbest bir uyarlama.
- Tehlikeli Güzellik: Venedik'i Neden Alamadık ?


CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.










Seanslar
Fragman

