
Amerikan aileleri Noel zamanı birbirlerine kenetlenir. Dargınlar barışır. Ağaç süsler, yemek yerler, armağan paketlerini açarlar. Aile kavramının önemini bir kez daha kavrar, sevdiklerine sıkı sıkı sarılır, yeter miktarda gözyaşı döker ve “mutlu” olurlar. Lapa lapa kar yağar. Ayrıca Noel zamanı “mucizeler” gerçekleşir. Noel Baba’nın gerçekten varolduğunu da unutmamalı...
“Omuz Omuza” adıyla gösterilen “Stepmom/Üveyanne” yukarıda tarif edilen Amerikan ailesinin kabusu üzerine kurulmuş. İlk paragraftaki aile bölünmüştür! Anne ve baba boşanmıştır! Tabii ki çocuklar duygusal sorunlarla bocalamaktadır. Üstelik ortada yuva yıkan bir kadın da vardır. Geönç, güzel, yaratıcı bir moda fotoğrafçısı… Erken yaşta evlenip çocuk doğurmaktansa kariyer yapmış, kentte bir apartman dairesinde yaşamayı tercih etmiş, kendinden yaşça büyük ve çocuklu bir adamla birlikte olmakta sakınca görmeyen, kadın! Şimdi bu kadın iki çocuğa annelik edebilir mi? O dağınıklık ve çalar saatsiz yapamama durumunda buluğ çağında şımarık bir kızla bir yumurcağı doğru dürüst yetiştirebilir mi!
Öz annede hem kaygı hem kıskançlık. Random House gibi bir yayınevinde çalışırken eve kapanıp iki çocuk büyüt; kanseri yen sonra da kocanı daha genç ve daha güzel bir kadına kaptır…Kolay hazmedilir bir durum değil tabii. Ana-çocuk tarafı üvey olana cephe alır. Yumurcak olan muzırlıklarıyla, gençkız adayı şirretlikleriyle, anneleri de onları ben doğurdum saçımı süpürge ettim tavrıyla saldırıya geçerler. Öz annenin kanseri nüksedene dek.
Yapraklar sararır, kızarır ve nihayet dökülmeye başlar. Filmimiz komediden trajediye doğru evrilir. Yanaklarımıza doğru gerilmiş dudaklarımız titremeye başlar. Gülümsemelerimiz hıçkırıklara dönüşür. Noel zamanı bir mucize beklentisiyle yüreklerimiz çarpar. Mucize gerçekleşir gerçekleşmesine, iki kadın barışır ve “omuz omuza” verir, ama beklediğimiz kadar mutlu bir sona ulaşamayız. Hasta yatağında annelerine sarılıp ağlaşan çocukların, eski karısının mum gibi eriyip gitmlesi karşısında vicdanı sızlayan erkeğin ve iki çocuğun yegane anneleri olmanın sorumluluğu altında ezim ezim ezilen genç kadının manzarası karşısında acılara gark olur, yüzümüzü mendillerimize gömeriz.
Doğa acımasız da olsa yaşam devam ediyor. Asolan sevgidir…SON
- "A.R.O.G": Zor olanın peşine düşünce...
- "Muro": Devrimciliğin parodisi
- "Madagaskar 2": Firar devam ediyor
- "Sınıf": Gerçekliğin sınırında...
- "Aramızda Casus Var": Okumadan yakma!
- "Lorna’nın Sessizliği": Medeniyetin cehennemi
- "Osmanlı Cumhuriyeti": Kolpa padişahın kolpa yurtseverliği
- "Gomorra": Günah şehri insanları
- “Gomorra” : Otonom Mafya
- "Son Buluşma": Bir sözlü tarih denemesi
- "High School Musical 3": Nasıl yani?
- "Rec: Ölüm Çığlığı": Sıradan bir korku filmi
- "Quantum of Solace": Her şey kişisel
- "Issız Adam": Demode formüller peşinde...
- "Mükemmel Bir Gün": Özpetek çıkış arıyor


Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!









Seanslar
Fragman

