Gönüldeki kanayan yara
Murat Erşahin 7 Ocak 2005, Cuma 00:00
Yavuz Turgul ve Şener Şen, "Eşkıya"dan sekiz yıl sonra yeni filmleri "Gönül Yarası" ile sinemalarda...

Anadolu’nun en ücra köylerinde geçirdiği öğretmenlik günlerinin ardından emekli olur Nazım. Emekliliğini geçirmek üzere İstanbul’a, doğup büyüdüğü Samatya’ya göç eder. Eski dostları aynı bıraktığı gibidir. Oğlu ve kızı ise Nazım’a öfkelidirler. Bütün öğrencilerinle yıllarca ilgilenmiştir idealist öğretmen. Bu koşuşturma içinde vakit ayıramadığı tek şey ailesi olmuştur. Eşi, ondan ayrılmış, kızı ve oğlu birer yabancı gibi olmuşlardır. Nazım, arkadaşı Takoz’un taksisinde çalışmaya başlar. ‘Emekli ikramiyesini alıncaya dek’, demiştir ama, İstanbul’da, kimseye muhtaç olmadan yaşamak için emekli maaşından fazlasına ihtiyaç vardır. Çalışmak zorundadır. Derken bir akşam arabasına aldığı Dünya ile tanışır. 

Dünya bir pavyonda şarkı söylemektedir. Melek adında bir de kızı vardır Dünya’nın. Sesi çok güzeldir kadının. Türküleri çok sevmekte ve güzel söylemektedir. Halil de aşık olmuştur Dünya’nın sesine yıllar önce. Onun eski kocasıdır Halil. Dünya ile boşanmışlar; kadın, kızıyla birlikte İstanbul’a kaçmıştır. Bıkmıştır alkolik adamın dayaklarından. Halil, İstanbul’a gelir ve eski eşiyle kızını aramaya başlar, bulur da. Dünya ve kızını, Halil’den korumak da Nazım’a kalır. Ancak Halil’in pes etmeye niyeti yoktur. “Muhsin Bey” (1987), “Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni” (19909, “Gölge Oyunu” (1992) ve “Eşkıya”nın (1996) ardından yine bir Yavuz Turgul filmi izliyoruz. Turgul, filminin fonuna her zaman yaptığı gibi ülke gerçeklerini oturtmuş yine. Vicdan, aşk, tutku, idealler ve sevgi üzerine bir film çekmiş. Hesaplaşmaları da unutmamış tabii. Gerçekten oldukça romantik ve hüzünlü bir film “Gönül Yarası”. Vicdan ve şefkat meseleleri önemli bir vurgu içeriyor filmde. Fakat Turgul’un bu filminde ben şahsım adına bir sıkıntı yaşadım. 

Film, 138 dakikalık süresiyle bir hayli uzun bir kere. Ve sinemasal açıdan, Turgul’un eski filmleri kadar güçlü değil. Filmde bir televizyon dizisi atmosferi buldum. Senaryo yeteri kadar doldurulmamış gibi geldi. Diyaloglar yeteri kadar tatmin edici değildi bu kez. Adını koyamadığım bir boşluk hissine kapıldım. Nazım’ın son tahlildeki (!) muhasebesi derin ve inandırıcı gelmedi bana. Eksik bir şeyler, içi doldurulması gereken önemli noktalar vardı gibi geldi. Karakterlerin bazı değişken diyalogları dikkatimi çekti. Bazı mekânların olduğundan daha farklı (çok inandırıcı değil) kullanılması dikkatimi çekti (Pavyon ve çalışanları daha farklı olmalıydı gibi). Filme teknik olarak söyleyecek hiçbir şey yok. Tertemiz görüntüler, ideal yakın planlar, çok iyi ayarlanmış tek plan çekimler, iyi bir oyucu yönetimi, mükemmel bir ses. Oyunculuk da çok iyi. Şener Şen bildiğimiz gibi. Meltem Cumbul, belki de en başarılı rolünü oynuyor. İlk defa izlediğim Timuçin Esen çok çok iyi. Güven Kıraç, Sümer Tilmaç ve Devin Çınar rollerinin gereğini yapıyorlar. Tüm oyuncular abartısız ve dengeli birer oyun sergiliyorlar. Dediğim gibi, senaryo bazı yerlerde zorlanmış gibi geldi bana. Fazla popüler öğe kullanılmış sanki: Türkü barlar, türküler, Anadolu gerçeği, eski Samatyalılar, mahalle peyzajı vb. 

Kolu kanadı kırık insanlar, imkânsızlıklar, idealler, gerçeğin acıtıcı yüzü ve aşk… Yavuz Turgul’un son filminde izleyeceğimiz önemli noktalar. Takıldığım şeylere karşın, yerli sinema adına eli ayağı düzgün bir film izlemek isteyenler “Gönül Yarası”nı görmeli diye düşünüyorum. Benim takıldığım noktalar, herkes için geçerli olmayabilir. Sahip çıkılacak bir Türk filmi sonuçta Turgul’un ki.

Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Replik
Arizona Rüyası
Bir balık asla düşünmez çünkü balıklar herşeyi bilir.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com