Blade: Yeni bir süperkahraman

Burak Göral 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Wesley Snipes son zamanların en başarılı "süper kahraman"larından "Blade" ile karşımızda. Gözlerinizi iyi açın…
Bir çizgi roman kahramanı olan “Blade” de sonunda Hollywood’dan nasibine düşeni aldı. (Ne komiktir ki aynı adı taşıyan film, bizim salonlarımızda “Bıçağın İki Yüzü” adıyla oynatılıyor.) Blade, zenci bir vampir. Ama tek değil. İnsanların arasına karışmış ve giderek güçlenen diğer vampirlerden biri ama ayrı bir kişilikte. Onların ezeli düşmanı. Çünkü o, vampir olmayı isteyerek seçmemiştir. Hayatını diğer insanları korumak adına vampir avlamak için feda etmiştir.
Film, güzel bir kadının bir adamı muhtemel bir “bir gecelik ilişki”nin ilk durağı olacak olan çılgın bir gece kulübüne getirmesiyle başlıyor. Çılgınca dans eden kalabalığın arasına dalan ve “iş” kovalayan genç adam bir anda tavandan sızan kanı fark ediyor. Birkaç saniye sonra duşlar açılıyor ve tüm dans edenlerin üzerine kan yağmaya başlıyor. Orada onun dışındaki herkes aslında vampirdir. Çıkışa kadar ulaşabilmesi için onlarca vampiri geçmesi gerekir. İşte o sırada Blade giriyor içeri ve müzikal bir filmin hareketli bir dans sahnesi gibi çekilmiş akrobatik katliam sahneleri başlıyor.
Sonradan anlıyoruz ki vampirler komününde önemli bir mekan, Blade tarafından dağıtılıyor. Kurtulan vampirlerden bir tanesi hastanede genç bir kadın doktoru ısırınca hikayenin kadın kahramanı da belirlenmiş oluyor. Blade, onu kurtardıktan sonra onu saklandığı yere götürüyor ve böylece her süper kahramanda olduğu gibi onun da bir yardımcısının (Kris Kristofferson) olduğunu öğreniyoruz.
Superkahramanların Kaderi…
Hollywood’da zaman zaman örneklerini seyrettiğimiz süper kahramanların çoğu çizgi roman dünyasından ilham almışlardır. Superman ve Batman gibi karakterler önce çizgi roman dünyasında farklı karakterde ama aynı kalıplar içerisinde düşmanlarıyla çarpışmışlardı. Batman ve Superman kendi yalnızlıkları içinde kalmış, çift hayat yaşamak zorunda bırakılmış bir bakıma zavallı kahramanlardır. Kendi başını devamlı derde sokan insanların sonra bunu düzeltmek için ikide birde onları çağırması bu kahramanları bir nevi insanlığın kölesi haline getirmiştir. Bu kahramanlar aslında hayatlarını bu insanlara “vermişlerdir”. Blade de gerçi kendisini çağıran kimse yok ama gene de insanlık için bir misyonu taşıyan ve devamlı olarak bu amaç uğruna yaşayan bir karakter. Öncelikle şehri tüm vampirlerden kurtarmaktır görevi. Sonra da filmin sonunda dünyayı da kurtarması gerektiğini anlıyoruz.
Ayrıca zenci olması da onun farklı bir misyon daha kazanmasını sağlıyor: Eşitlik. Yardımcısı bir beyaz ve öldürdüğü vampirlerde neredeyse siyah dışında her ırktan insan var. Zenci sinemasında zenci süper kahramanlara ilk defa komedi film “Meteor Adam” ile rastlamıştık. Yine “Spawn” şeytanla anlaşma yapan ve intikam ateşine kapılmış bir zenci karakterdi. Ama “Blade”deki gibi ağır sorumluluklar taşımıyorlardı.
Filmin başarısı…
“Blade”in aslında her şeyden önce en büyük başarısı bir “mod”u yaratabiliyor olması. Bunu sadece kullandığı hızlı kamera teknikleriyle değil, çerçevelemesiyle, ışıklarıyla, renkleriyle (donuk mavi baskın) ve stilize ettiği karakterlerle başarıyor. “Blade” karakteri kesinlikle “Superman”dan daha akıllı ve “Batman”den daha karizmatik bir kahraman. Üstelik bu kahramanı oynayan Wesley Snipes’dan da beklenmeyecek bir “iş” bu. Oyuncuyu “57 no’lu Yolcu” ya da “Cezalandırıcı” gibi filmlerde basit bir aksiyon oyuncusu olarak görüyorduk. Ancak “Blade”deki abartısız oyunu ile övgüyü hak ediyor. Ayrıca müthiş bir görüntü çizilmiş kendisine; siyah deri giysiler, siyah güneş gözlüğü ve saç biçimiyle şimdiye kadar en iyi göründüğü film oluyor “Blade”.
Filmin gene karizmatik kötü adamı Stephen Dorff belki daha güçlü bir karakter olabilirdi, ama yine de bekleneni veriyor. Finalde Snipes ile yaptığı kılıç düellosu sahnelerinde iyi fakat eksik.
Oldukça şık çekilmiş hareketli sahnelerle dolu “Blade”in açılış ve final sahnelerini özellikle iyi seyretmelisiniz. Filmin Amerikan sinemalarında sürpriz iş yapmış olması (Yaklaşık 122 milyon dolar) ikinci filmin de hazırlığına başlanmasına sebep oldu. Sıkı bir action filmi seyretmek istiyorsanız kesinlikle “Bıçağın İki Yüzü”ne gidebilirsiniz.
Film, güzel bir kadının bir adamı muhtemel bir “bir gecelik ilişki”nin ilk durağı olacak olan çılgın bir gece kulübüne getirmesiyle başlıyor. Çılgınca dans eden kalabalığın arasına dalan ve “iş” kovalayan genç adam bir anda tavandan sızan kanı fark ediyor. Birkaç saniye sonra duşlar açılıyor ve tüm dans edenlerin üzerine kan yağmaya başlıyor. Orada onun dışındaki herkes aslında vampirdir. Çıkışa kadar ulaşabilmesi için onlarca vampiri geçmesi gerekir. İşte o sırada Blade giriyor içeri ve müzikal bir filmin hareketli bir dans sahnesi gibi çekilmiş akrobatik katliam sahneleri başlıyor.
Sonradan anlıyoruz ki vampirler komününde önemli bir mekan, Blade tarafından dağıtılıyor. Kurtulan vampirlerden bir tanesi hastanede genç bir kadın doktoru ısırınca hikayenin kadın kahramanı da belirlenmiş oluyor. Blade, onu kurtardıktan sonra onu saklandığı yere götürüyor ve böylece her süper kahramanda olduğu gibi onun da bir yardımcısının (Kris Kristofferson) olduğunu öğreniyoruz.
Superkahramanların Kaderi…
Hollywood’da zaman zaman örneklerini seyrettiğimiz süper kahramanların çoğu çizgi roman dünyasından ilham almışlardır. Superman ve Batman gibi karakterler önce çizgi roman dünyasında farklı karakterde ama aynı kalıplar içerisinde düşmanlarıyla çarpışmışlardı. Batman ve Superman kendi yalnızlıkları içinde kalmış, çift hayat yaşamak zorunda bırakılmış bir bakıma zavallı kahramanlardır. Kendi başını devamlı derde sokan insanların sonra bunu düzeltmek için ikide birde onları çağırması bu kahramanları bir nevi insanlığın kölesi haline getirmiştir. Bu kahramanlar aslında hayatlarını bu insanlara “vermişlerdir”. Blade de gerçi kendisini çağıran kimse yok ama gene de insanlık için bir misyonu taşıyan ve devamlı olarak bu amaç uğruna yaşayan bir karakter. Öncelikle şehri tüm vampirlerden kurtarmaktır görevi. Sonra da filmin sonunda dünyayı da kurtarması gerektiğini anlıyoruz.
Ayrıca zenci olması da onun farklı bir misyon daha kazanmasını sağlıyor: Eşitlik. Yardımcısı bir beyaz ve öldürdüğü vampirlerde neredeyse siyah dışında her ırktan insan var. Zenci sinemasında zenci süper kahramanlara ilk defa komedi film “Meteor Adam” ile rastlamıştık. Yine “Spawn” şeytanla anlaşma yapan ve intikam ateşine kapılmış bir zenci karakterdi. Ama “Blade”deki gibi ağır sorumluluklar taşımıyorlardı.
Filmin başarısı…
“Blade”in aslında her şeyden önce en büyük başarısı bir “mod”u yaratabiliyor olması. Bunu sadece kullandığı hızlı kamera teknikleriyle değil, çerçevelemesiyle, ışıklarıyla, renkleriyle (donuk mavi baskın) ve stilize ettiği karakterlerle başarıyor. “Blade” karakteri kesinlikle “Superman”dan daha akıllı ve “Batman”den daha karizmatik bir kahraman. Üstelik bu kahramanı oynayan Wesley Snipes’dan da beklenmeyecek bir “iş” bu. Oyuncuyu “57 no’lu Yolcu” ya da “Cezalandırıcı” gibi filmlerde basit bir aksiyon oyuncusu olarak görüyorduk. Ancak “Blade”deki abartısız oyunu ile övgüyü hak ediyor. Ayrıca müthiş bir görüntü çizilmiş kendisine; siyah deri giysiler, siyah güneş gözlüğü ve saç biçimiyle şimdiye kadar en iyi göründüğü film oluyor “Blade”.
Filmin gene karizmatik kötü adamı Stephen Dorff belki daha güçlü bir karakter olabilirdi, ama yine de bekleneni veriyor. Finalde Snipes ile yaptığı kılıç düellosu sahnelerinde iyi fakat eksik.
Oldukça şık çekilmiş hareketli sahnelerle dolu “Blade”in açılış ve final sahnelerini özellikle iyi seyretmelisiniz. Filmin Amerikan sinemalarında sürpriz iş yapmış olması (Yaklaşık 122 milyon dolar) ikinci filmin de hazırlığına başlanmasına sebep oldu. Sıkı bir action filmi seyretmek istiyorsanız kesinlikle “Bıçağın İki Yüzü”ne gidebilirsiniz.
Henüz kimse yorum yapmamış.


Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!

İçerideki Adam
Önemli olan ne dediği değil, ne demek istediğidir.
Önemli olan ne dediği değil, ne demek istediğidir.








Seanslar
Fragman

