
David ve Jerry Zucker kardeşler ve Jim Abrahams’ın, daha çok bilindiği adıyla ZAZ’ın vaktinde altından girip üstünden çıktığı ve iki - üç filmde tükettiği bu bol kaynaklı parodi eğilimine elini kim atsa ayağa kaldıramıyor artık. John Landis’in “Kentucky Fried Movie”sinin senaryosunu yazdıktan sonra önü açılan ZAZ’ın mizahının tamamı sinema klişeleri üstüne kuruluydu. Filmlerindeki temel kaygı da dakika başına düşen espri sayısı olduğundan, malzeme tüketilmiş gibi görünüyor. Çok normal: ZAZ’ın izindeki parodiler, sinemadaki şablonların mekaniği üzerinedir. Bu filmler, hayatın kendisiyle değil sinemada sunulduğu şekliyle - ve ne kadar şekilci olarak sunulduğuyla - dalga geçer (Sapsız Sanık da baştaki “Bu film, diğer gerçek filmlerdeki, yaşanmış olaylar üzerine kuruludur” yazısıyla bu türün bütün öyküsünü anlatıyor zaten). Sonuçta, Hollywood’un kullandığı şablonlar ve bunların yapı taşlarını oluşturan klişeler de pek muazzam sayıda olmadığından, böyle bir harmanlamaya uzun süre dayanamıyorlar.
Daha önce senarist olarak ZAZ elemanlarıyla çalışan Pat Proft’un yönettiği ilk film olan Sapsız Sanık’ta bir sürü yeni espri var tabii ki… Ama mantık birebir aynı - bir filmle (hatta bazen iki filmle birden) kafa bulan her sahnesi, daha önce izlediğiniz parodileri fazlaca çağrıştırıyor. ZAZ türü parodi şu anda öyle bir şablona oturmuş, o kadar kendini tekrara düşmüş ve öylesine kalın klişeler üretmiş durumda ki, yakında bu türün kendisiyle dalga geçilmeye başlansa yeridir. Sapsız Sanık esas olarak “Kaçak”ın Harrison Ford’lu sinema uyarlaması üzerine bir parodi. Film noir’lardaki tehlikeli kadınların bir karikatürü olan Kelly LeBrock’un cazibesine kapılan “Kemanın Tanrısı” Leslie Nielsen, sabahleyin Michael York’un cesedinin başında iki elinde birer silah ve omzunda bir yayla (York hem tabancayla vuruluyor, hem de okla) kendine geliyor. Asıl katilin tek kollu, tek bacaklı ve tek gözlü biri olduğu konusunda nefesini ne kadar tüketse de, idama mahkum oluyor. Neyse ki mahkumların otobüsü bir muz kabuğunun üstünden geçip yoldan çıkıyor da, adamımız kurtuluyor (elbette “Kaçak”taki o ünlü treni başından attıktan sonra)… Ana izlek “Kaçak”ınki ama, Pat Proft hiçbir fırsatı kaçırmak istemiyor. Karakterin adının Ryan Harrison olmasının da açık ettiği gibi (Harrison Ford’la onun oynadığı ünlü Jack Ryan karakterinin bir karışımı), Ford’un “Clear and Present Danger” ve “Patriot Games” gibi filmlerine atıfta bulunuyor… Hatta Star Wars serisine… Ama Proft her yerden bir komik çıkarmak istediği için, kaynaklarını da, filmini de olabildiğince dağınık tutuyor. Örneğin, ana malzeme Ford’un “zor durumdaki adam” imajıysa, bu kadar film-noir göndermesinin nedeni ne? Durup dururken “Titanic”in ya da “Usual Suspects”in ünlü sahnelerinin komik çeşitlemelerini de görüyorsunuz. Hatta Pat Proft bir sahnede, “Field of Dreams” ve “North by Northwest”e - ikisini birbirine sadece coğrafya benzerliğiyle bağlayarak - peşpeşe atıfta bulunuyor. Proft’un ZAZ’ın ayakizlerini takip etmesinin çok da iyi bir fikir olmadığının en iyi kanıtlardan biri, Sapsız Sanık’taki en iyi anların eski tarz “slapstick” komedi sahnelerinden çıkması. Leslie Nielsen, en saçma lafları büyük bir ciddiyetle söyleme ve en vahşi sakarlık şovlarının bile altından kalkabilme yeteneğiyle, hâlâ vasatın üstünde bir komedyen. Ama Proft’un onun yüz ifadesine ve vücut diline güvenmeyip, özel efekt kullanarak ötesine geçme çabası pek iyi sonuç vermiyor. “Airplane”, “Top Secret”, “Naked Gun” ve “Hot Shots” serileri gibi ZAZ elemanları tarafından yapılmış filmleri ve “Space Ship”, “Repossessed” gibi ZAZ ile bağlantısı olmayan benzerlerini izlemiş biri, Pat Proft’un filminde beklemediği hiçbir şeyle karşılaşmayacaktır. “Femme fatale”ından vakur kahramanına, acımasız katilinden inatçı polisine, bir yığın stereotip… araya serpiştirilen, sakarlık komedisinden fırlama sahneler… grotesk Leslie Nielsen mimikleri / jestleri… hatta Rodney Dangerfield tarzı çabucak söylenen stand-up diyalogları. Sapsız Sanık’ın kahramanının yapay bir film dünyasında yaşadığını biliyor ve kabul ediyoruz; perspektif, açı ve kamera hareketleri gibi sinemanın mekaniğiyle ilgili özellikler bu dünyanın fizik kanunlarını oluşturuyor … Ama yine de sürekli Batı’ya giderseniz, Hindistan’a varıyorsunuz.


CNBC-e'de bu akşam 22:00'da Ne Yaptığını Biliyorum adlı 1997 yapimi korku-gerilim filmi ekrana geliyor.

Artık olmadığım biri gibi yaşamak istemiyorum.







Seanslar
Fragman


