
“Benim Adım Joe” her yönüyle bir başyapıt ve mutlaka izlenmeli. Ama “Carla’nın Şarkısı”nı izlemiş olanlar, bence daha şanslı. İki film arasında ilginç bir bağ var: Öncelikle müthiş dokunaklı bir aşk öyküsüydü “Carla’nın Şarkısı”. Sıradan bir Batılı ile sıradan bir üçüncü dünyalı arasındaki aşktı bu. Batının Üçüncü dünyadan ve sorunlarından bihaber yaşayıp gittiğini, öte yandan kapitalist düzenin sosyalist devrimciler kadar egemen olduğu ülkelerdeki işçi sınıfını da ezdiğini incelikle gösteriyordu.
Joe’yu tanımak…
“Benim Adım Joe”da da bir aşk ilişkisi ön planda. Taraflardan Joe, işsizlikten bunalmış, alkole bağlanmış ama alkolizmin onu kendisi olmaktan çıkardığını fark edince direnmeye karar vermiş. Terapi gördüğü Anonim Alkolikler topluluğunda içip içip şiddete başvuran, hırsızlık yapan, hapse düşen bir adam onu dehşete düşürüyor. Onun gibi toplum dışı kalmamak için “Benim adım Joe, ben bir alkolik değilim.” Deyip kaçmış ilk toplantıdan. Beş yıl sonra aynı tümceyi şöyle kurmak zorunda kalmış: “Ben bir alkoliğim”. On aydır ağzına içki sürmüyor. Yaşam boyu sahip olduğu tek seçme hakkı da bu. Ona daha iyi bir yaşam sürmesi için seçme hakkı tanımayan devlet, düzenini bozacak, yurttaşlarının vicdanlarını sızlatacak hale düştüğünde yardıma koşuyor. Joe’ya aşık olan Sarah ise bir tür sağlık danışmanı. Bağımlıların ailelerinin sağlıklı bir yaşam sürmeleri için ders veriyor. Onları evlerinde denetliyor. Klasik memur zihniyetinden uzak, insanlara değer veren ama idealist sayılmayacak bir görevli. Kendi kendine yetmeye çalışan, hiç mutlu sayılamayacak, yalnız bir kadın…
Joe, en naif haliyle, dostu Liam’I borçtan kurtarmak için kendini bir gangsterin emrine sunarken Sarah karşısına dikilir. İlişki de bir düzendir, tehlikeye atacak riskleri almamak gerekir. Bireyler davranışlarının sorumluluklarını yüklenmek zorundadır. Duygusal davranıp daha olumsuz sonuçlara yol açacak davranışlarda bulunma. Sarah yalnızca sağduyulu davranmamakta, devlet gibi davranmaktadır: Kurallar belli, onlara uy, düzenli yaşa.
Bu kez tanınan seçme hakkı doğrudan Joe’nun ve izleyicinin vicdanına yönelik…
- Bekleyiş: Yakın tarihin trajik bir yorumu
- Er Ryan'ı Kurtarmak: Spielberg üzerimize kan sıçratıyor
- Dünyanın En Tembel Adamıyla Tanışın…
- Kapur'dan Kraliçe'nin mücadelesi
- Düzeyli bir Henry James uyarlaması
- Korku değil, aksiyon
- Blade: Yeni bir süperkahraman
- İronik tragedya
- Nerede "Sevgi Sözcükleri" ?
- Mutlaka izleyin!
- Derdini anlatamıyor…
- Irkçılık karşıtı bir "ders"
- Hollywood'un Palyaçosu
- Hem dönemine hem günümüze denk düşen serbest bir uyarlama.
- Tehlikeli Güzellik: Venedik'i Neden Alamadık ?


Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!

Tanrıyı güldürmek istiyorsan ona planlarından bahset.








Seanslar
Fragman

