Zorro: Yeni neslin "Zorro"su
Burak Göral 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Ne zamandır şöyle güzel çekilmiş kılıç sahnelerine hasret kalmıştık. Antonio Banderas'lı "Zorro" çok eğlenceli ve bol kılıç şakırtılı....
BURAK GÖRAL
Nam-ı diğer Zorro bütün hayatını İspanyollara karşı zavallı Meksikalıları korumakla geçen Batman gibi ya da Robin Hood gibi bir kahramandır. Sadece herhangi bir yardımcısının olmadığı bilinir. Martin Campbell’ın yeniden yorumladığı Zorro efsanesi modern bir anlayışla yenilenmiş.

Asıl adı Don Diego de la Vega olan Zorro filmin başında kötü vali Don Rafael Montero’yu Alta California halkı önünde madara eder. Montero da onun saklandığı yeri bulur ve karısının istemeden de olsa ölümüne sebep olur. Zorro’nun küçük kızını da yanına alan Montero, Zorro’yu 20 yıl boyunca bir zindana kapattırır. 20 yılın sonunda Zorro artık iyice yaşlanmış bir halde zindandan kaçar ve yeniden Alta California’ya geri döner. İntikam isteğiyle dopdolu olarak tabi ki. Bu arada filmin başında Zorro’nun tanıştığı bir çocuk olarak gördüğümüz Alejandro Murieta adlı ufak çaplı bir serseriyle yolları kesişir. Alejandro’nun da Montero’yla bir hesabı vardır. Çünkü onun sağ kolu kardeşini vahşi bir şekilde öldürmüştür. Böylece intikam isteyen bu iki adam güç birliği yapar. Zorro, Alejandro’nun gençliğine ihtiyaç duymaktadır, Alejandro da Zorro’nun tecrübesine. Dikbaşlı ve yerinde duramayan bir tip olan Alejandro’nun eğitimi biraz zor geçse de yeni neslin Zorrosu olarak karşımıza çıkar bir müddet sonra. Bu arada De la Vega’nın kızına da aşık olmadan edemeyecektir tabi ki.

Aksiyon filminde romantizm

Herşeyden önce “Zorro” iyi bir macera filmi. Ama kesinlikle karakterleri aceleye getirilmemiş ve bize onların iyi ve kötü yanlarını da gösteren bir macera filmi bu. Belki bu konudaki bazı sahneler ve diyaloglar biraz klişe gelebilir ama bir Zorro filmini zaten bu kadar bir beklentiyle de seyretmiyorsunuz. Yani “Zorro” beklentinizin üzerine çıkan bir film sonuçta. İçerdiği güzel espriler ve eğlenceli anlatımı filmden keyif almanızı sağlıyor. Özellikle yeni Zorro’nun eğitim aldığı sahneler ve kendini Zorro olarak gösterdiği ilk sahneler gerçekten çok keyifli ve komik. Mesela bu sahnelerin birinde De La Vega, Alejandro’ya elindeki kılıcı göstererek “Bunu nasıl kullanacağını biliyor musun ?” diye soruyor. Alejandro şöyle cevap veriyor: “Evet, şu ucunu bir adama batırırsın...”.

Parlak oyuncu kadrosu

Film oyuncuları açısından da oldukça doyurucu. “Desperado”dan sonraki performanslarında gözle görülür bir değişime uğrayan Antonio Banderas, yeni Zorro’yu iyi ve eğlenceli bir performansla yorumlamış. Zorro’nun ihtiyar hali için bu hafta bir filmiyle daha sinemalarımızda ağırladığımız Anthony Hopkins iyi bir seçim. İsmini daha çok duyacağımız yepyeni bir güzellik Catherine Zeta Jones ise, Banderas ile iyi bir kimya yakalamış. Filmin en iyi sahnelerinden bir de zaten onunla dans ettiği sahne.

Martin Campbell ("Goldeneye"dan hatırlayın) filminin özellikle eski Errol Flyn’lı ya da Douglas Fairbanks’lı filmlerin tadını vermesini istemiş. Esprili ve güzel çekilmiş kılıçlı dövüş sahneleriyle bunu başarmış da. Ayrıca filmin filmin finalinde de, renkleriyle olsun, düellolarıyla olsun, mekanıyla, anlatımıyla ve çekimleriyle eski westernlerin yolundan gittiği anlaşılıyor.

Sonuçta ortaya parlak, eğlenceli ve hoş bir film çıkıyor. Kendi mantığı içerisinde baktığınızda, bilgisayarlı (evet, az da olsa var) ve düblörlü sahneleri farketmiyor ve içinde kurulan kendi dünyasında siz de kendinizi kaptırıyorsunuz. Umarım yakında aynı çizgide sulandırılmamış ve iyi bir devam filmini seyrederiz…

Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Replik
Postacı
"En heybetli düşünceler bile çok sık duyulduğunda gülünç olurlar."
Pablo Neruda

« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com