Armageddon: Maço felaket filmi
Burak Göral 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
"Armageddon" bütün o görkemli gürültü patırtısıyla seyirciyi yoruyor. Böylece eğlenceli ama boş bir film seyrettiğinizi anlamakta biraz zorlanıyorsunuz
Hollywood son bir yıldır, dünyanın sonunun yeryüzeyine çarpacak büyük bir göktaşıyla geleceğine inanıyor. 1970’lerde kendini gösteren bir film türünün son iki örneği bu temayla karşımıza çıktı. Derin Darbe birçok artıları ve eksileri olan bir film olarak kendisinden beklenmeyen bir gişe hasılatı elde etmişti. Filmin son yarım saatine saklanan özel efekt bombardımanı bütün filmi kurtarmaya yetmişti. Ayrıca filmin vermek istediği mesajları da (bu mesajlar bazen oldukça can sıkıcı bir taraflılıkla olsa da) dolaylı vermek gibi bir kaygısı da yoktu. Dünyayı kurtarmak için gönderilen uzay gemisinin adının “mesih” olması gibi.

Armageddon bu tip mesajlarla pek ilgilenmiyor. Yapmaya çalıştığı yoğun ses efektleriyle izleyiciyi kargaşaya düşürmek ve seyircinin ne olup bittiğini tam anlayamadan filmi bir hap gibi yutması… Filmin aslında çok basit bir konusu var: Texas eyaletinden büyük bir asteroid dünyaya doğru yaklaşmaktadır. Çarptığı an herkes ölecektir. NASA çözüm arayışı içindedir. İlk buldukları çözüm asteroidi ikiye bölmektir. Böylece ikiye ayrılan göktaşının bir parçası dünyanın üstünden diğeri de altından geçecektir. Ama bunun için birilerinin asteroidin yüzeyine inip 800 feet kadarlık bir çukur açması ve içine de nükleer bomba yerleştirmesi gerekmektedir. Tıpkı petrol çıkarmak için yapılan kazılar gibi.

Neyse ki şanslıyızdır. Çünkü Bruce Willis dünyanın en iyi petrol çukuru kazıcısıymış. Adamımız Harry Stamper’ı kızının sevgilisinin peşinde tüfekle koşarken gördüğümüzde biraz endişeleniyoruz. Daha kızına söz geçiremeyen maço bir adamın dünyayı kurtarabilme olasılığıdır bizi düşündüren. Ama Harry’nin yanına topladığı diğer petrolcu vatandaşları gördüğümüzde endişemiz daha da artar. Adamlar sanki bir futbol maçı için biraraya geliyorlardır çünkü. Tabi ki bunlar uzaya giderler, birileri ölür, diğerleri kalır ve dünya kurtulur. (yoksa aksini mi düşünüyordunuz ?!)

"Titanic" formulü
Bütün bunları 2,5 saat boyunca nasıl anlatırsınız ? Tabi ki bütün hikayesi buzdağına çarpıp batan dev bir geminin olduğu Titanicde de olduğu gibi filmin içine bir çift genç aşık koyarak. Willis’in kızını oynayan Liv Tyler ve onun genç sevgilisi Ben Affleck senaryoda o kadar aptal bir duruma düşürülmüşler ki; bütün dünya göktaşı çarpacak diye panik ve üzüntü içindeyken bunların umurunda bile değil, hatta tek dertleri “nerden çıktı şimdi bu dünyayı kurtarma meselesi” gibi birşey. Aynı şey astronotluk öğrenen petrolcüler için de geçerli. Bütün astronotluk eğitimi boyunca çocuklar gibi eğlenen ve makara yapan bu maço adamların değil dünyayı, kendilerini bile kurtaracakları şüphelidir aslında. Dolayısıyla filmde eğlenceli ve de duygusal olsun diye konan bu tip sahneler filmin inandırıcılığını ve ciddiyetini de büyük ölçüde yaralıyor.

Zaten Kaya, Kötü Çocuklar gibi filmlerin yönetmeni Michael Bay, filmini bir seri reklam filmi gibi çekmiş. Yaklaşık iki buçuk saat süren film, peşpeşe eklenmiş bir sürü reklam filmi gibi. Derin Darbe'den en büyük farkı o filmde yeryüzünde daha çok zaman harcanırken bu filmde daha çok uzaydaki kahraman çocuklara ve onların oyuncaklarına zaman ayrılmış. Armageddon'u sadece üç kelimeyle yorumlamak da mümkün: Maço (tamamen erkek yaklaşımı), gürültücü ve klişe. Filmin maçoluğu sadece Bruce Willis’in John Wayne özentisi karakterinden kaynaklanmıyor. Daha filmin başında yaklaşan asteroidi ilk gören gökbilimcinin, hırçın ve “yaşanılmaz biri” olarak tanımladığı karısından ilham alıp ona “Dottie” adını takmasından başlıyor bu “maço” tavır. Daha sonra bu “kirli” astronotlarca da benimseniyor ve delme amacını da taşıdıkları için asteroidi devamlı bir kadın olarak tanımlıyorlar. İşlerini yaparlarkenki küfürleri bile bunu yansıtıyor. Ayrıca Steve Buscemi’nin karakterinin de kadınlara yaklaşımı zaten bu yönde.

Klişe karakterler
Bu arada Bruce Willis’in dünyayı kurtarmasına da artık iyice alıştık. Umarız bunun artık sonu gelir. Liv Tyler, dünyanın sonu gelmesine rağmen etrafında ne olup bittiğiyle ilgilenmeden erkek arkadaşını bekleyen aşık kız rolünde bir hayli aptal ne yazık ki. Ben Affleck ise yetenekli bir genç olmasına rağmen Top Gun'daki Tom Cruise gibi kendini beğenmiş, ukala bir karakterde oldukça gıcık bir tip. Ekibin diğer elemanlarından Steve Buscemi’nin daha çok bağımsız filmlerde kendisini sevdiren bir oyuncuyken ekibin en işe yaramaz adamını canladırmasını yadırgadık. Filmin en iyi iki oyuncusu ise NASA’nın operasyon sorumlusu olarak seyrettiğimiz Billy Bob Thornton ve Willis’in sağkolu rolündeki yumuşak başlı adam Will Patton.

Yüksek bütçeli hit film kategorisindeki Armageddon Amerikan sinemalarında kendi kategorisine göre düşük, genel değerlendirmeye göre ise yüksek bir hasılat yaptı. Filmin ilk üç günlük hasılatı 34.8 milyon dolar. (Oysa bir Men in Black'in ilk üç gün hasılatı 51 milyon dolardı.) O yüzden film tıpkı Godzilla'da olduğu gibi beklenenden az bir getiri sağladığı için gişede de başarısız sayıldı. Filmin maliyeti 140 milyon dolara ulaşmıştı –ki buna ayrıca yaklaşık 40 milyon dolar da reklam gideri eklenmişti -. Nitekim peşisıra gelen Cehennem Silahı 4 ve Steven Spielberg’in epik savaş filmi Saving Private Ryan filmin düşüşüne sebep oldu.

Yine de Armageddon'u iyi bir vakit geçirtici olarak değerlendirebiliriz. En azından Derin Darbe'de olduğu gibi tüm dünyayı sadece Amerika olarak görmüyor. Yaklaşan felakete az da olsa diğer ülkeleri de ortak ediyor. İstanbul’u, hatta Ortaköy’ü bile…

Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Replik
Sihirli Dadı
Sevilen kişi her zaman güzeldir.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com