Cehennem Silahı 4: Polisiyenin Şımarık İkilisi
Burak Göral 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Polisiye seriyal filmler arasında önemli bir yere sahip filmlerden biri olan "Lethal Weapon" (Cehennem Silahı) seriyalinin dördüncüsünde de bol bol şamata ve hareket var …

Polisiyenin Şımarık İkilisi

1987 yılının hit filmi "Cehennem Silahı"nın diğer polisiye action filmlerinden farkı, karakterlerinin tüm o gürültü patırtıya rağmen "gerçek" olmalarıydı. Vietnam gazisi polis dedektifi Martin Riggs (Mel Gibson), karısını bir kazada kaybetmiş (sonradan cinayet olduğunu anlayacaktır.), intihara meyilli, dengesiz ve çılgın bir polisti. Yeni ortağı dedektif Roger Murtaugh (Danny Glover) ise, tam tersi, bir ailesi ve düzenli bir hayatı olan sıradan bir aile babasıydı. Seriyalin bu ilk filminde zıt karakterli ikili, uyuşturucu işine bulaşmış "kötü" eski askerlerin peşinde koştururlarken bir yandan da birbirlerinin en iyi dostu olma yolunda ilerliyorlardı. Hollywood'un en samimi polis ikilisi olmaları bu film sayesinde gerçekleşmişti. Aynı çizgi ikinci filmde de sürdü. Bu sefer kahramanlarımız diplomatik dokunulmazlıklarına sığınan suçlularla başediyorken Murtaugh'ın Riggs'i büyük oğlu gibi sahiplendiğine şahit oluyorduk.
Üçüncü filmde seriyalin iki ana karakter üzerindeki psikolojik göstergeleri devam ediyorken macera tarafı biraz salıverilmişti. Kuşkusuz ikinci filmde katılan Joe Pesci filmin en büyük komedi unsuruydu. Ancak bu filmde Riggs'i daha da hayata bağlayacak başka bir karakter ortaya çıkıyordu: Lorna Cole (Rene Russo). Çocuk ruhlu polis Martin Riggs sonunda karşı cinsteki karşılığına kavuşuyordu.
İlk iki film Hollywood'un en pahalı action filmi senaryo yazarı Shane Black tarafından yazılmıştı. Üçüncüsünün zayıf kalması biraz da senaryonun başka biri tarafından yazılmış olmasına bağlanabilirdi belki de. Kimse bu filmin ardından dördüncüsünün çekilebileceğini düşünmüyordu. Her üç filmin yönetmeni Richard Donner, Mel Gibson ile "Conspiracy Theory"i (Komplo Teorisi) de yönetmişti. Bütün bu dört film Gibson'ın en sevimli, çekici ve doğal yanlarını sergiliyordu. "Lethal Weapon" serisinin bu dördüncü filminde de Gibson ve Donner ikilisi yakaladıkları uyumu sürdürüyorlar. Seriyalin ilk üç filmini seyredip, sevdiyseniz -senaryosu Shane Black imzalı olmasa da- bunu da seveceğinizden eminim. Bu sefer Riggs ve Murtaugh'ın yanısıra, ekibe ikinci filmde katılan kendisini polis zanneden eski hırsız Leo Getz (Joe Pesci), yine ekibe üçüncü filmde katılan ve Riggs'i yeniden hayata bağlayan Lorna Cole (Rene Russo) karakterlerini de izleyebiliyoruz. Ayrıca gelenek bozulmuyor bu bölümde de ekibe yeni biri katılıyor: Murtaugh'ın damadı kalabalık ağızlı çaylak polis Lee Butters (Chris Rock).

Dördüncü Buluşma
İlk üç filmi takip edenler bilirler, her "Lethal Weapon"filmi hızlı bir açılışla başlar. Bu sefer de polis ikilimiz, elindeki alev makinasıyla gece vakti dükkanlara ve çevreye zarar veren bir sapıkla karşı karşıyadırlar. Riggs ve Murtaugh bu zor durumla başediyorlarken bir yandan da üçüncü filmden bu yana nelerin değiştiğini bize hatırlatırcasına sohbet ederler. Lorna, Riggs'den hamiledir. (Mel Gibson seriyalin her filminin sonunda yapımcılara ölmeyi teklif etse de, yapımcılar onu daha da hayata bağlamaya çalışıyorlar anlaşılan). Bu arada Murtaugh'ın kızı da hamiledir ve bu bayanların babaları bunu birbirlerine tam da alevli bir çatışmanın içinde söylerler. (Yani “Lethal Weapon” serisinin formülünde temel bir değişiklik yok. Kahramanlar hala çok konuşuyor, birbirlerinin sözlerini kesiyor ve olmadık zamanlarda, olmadık tartışmalara giriyorlar.) Riggs, Lorna ile gerçekten evlenmek isteyip istemediğini düşünüyorken, Murtaugh da kendisinden saklanan müstakbel damadını merak etmektedir. Bunların akabinde 9 ay sonrasına gidilir ve esas konuya da geçiş yapılır: Çin mafyasından bir grup, Çin'den Amerika'ya kaçak yolcu getirtmektedir. Amaç, para karşılığı getirilen bu kaçak mülteciler arasındaki usta ressamlara sahte Çin parası yaptırmak ve bu parayla Çin mafyasının önemli dört adamını Amerika'ya sokmaktır. Bu dört adamın bir tanesi filmin "en kötü adamı"nın da abisidir.
Dördüncü filmin en önemli özelliklerinden biri de zaten bu kötü adamdır. Hong Kong sinemasının en popüler starlarından biri olan Jet Li, kuşkusuz son yılların Amerikan filmlerindeki en başarılı kötü adamı. Üstelik bu, onun ilk kötü adam performansı ve Amerikan sinemasındaki ilk büyük rolü. Ayrıca kendisi serinin bir formülünü biraz aşıyor da. Çünkü her filmde bildiği azıcık karate numaralarıyla ne kavgalar kazanan Martin Riggs, birkaç kere Jet Li tarafından evire çevire dövülüyor.
Bu arada yönetmen Richard Donner, bu filmde de action sahneleri çekmedeki ustalığını ve yaratıcılığını sürdürüyor. Özellikle kalabalık otobanda gerçekleştirilen araba takip sahnesi ve Mel Gibson’ın dublörsüz (!) gerçekleştirdiği otoyol sörfü sahnesi var ki, gerçekten çok eğlenceli. Bu arada Jet Li’nin gözüktüğü her sahne action sineması takipçileri için ekstra bir fırsat. Hatta bazı sahnelerin karegrofisi John Woo’nun tarzına bile yaklaşmış durumda. Bu açıdan bakınca dördüncü filmin diğer filmlerden ayrıldığı bir nokta daha ortaya çıkıyor.
Senaryo yazarı Channing Gibson’ın bu ilk sinema filmi senaryosu şaşırtıcı bir action potansiyeline sahip. Büyük olasılıkla seriyalin beşinci filmini de yazacaktır. Ancak filmin sorunlu olan kısmı –aslında bu seriyalin bütün filmlerini de kapsıyor – hayati tehlikeyle karşılaşan kahramanların, o durum içinde aniden takındıkları soğukkanlı tutum ve bir anda herşeyi unutup, hergün yaşanan şeylermiş gibi üzerinde durmamaları. Mesela filmin bir sahnesinde Riggs ve Murtaugh’ın ailesi, Murtaugh’ın evinde elleri kolları bağlı bir şekilde bırakılıyor ve ev ateşe veriliyor. Ama kahramanlar yanan koca evden çıktıktan sonra bir daha bu olay üzerine hiç konuşmuyorlar. Oysa Murtaugh’ın evi ve herşeyi tamamen yanmıştır. Bunun gibi örnekler önceki filmlerde de rastlanan, ama karakterlerin sevimliliği dolayısıyla hoşgörülen ayrıntılar.
Sonuçta eski dostların yeni dönüşü bir hayli eğlenceli ve şenlikli. Seriyali takip edenlere filmi şöyle tanımlamak mümkün: İlk iki film kendi türü içinde değerlendirildiğinde çok iyiydi. Bu film, onlardan daha iyi değil ama üçüncüsünden daha iyi olduğu kesin.

Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Replik
Karayip Korsanları: Siyah İnci'nin Laneti
Hiçbirinizin beni kurtarma sebebi beni özlemesi değil mi yani?
Jack Sparrow
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com