Şifre Merkür: Kolay "deşifre" bir film
Burak Göral 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Hollywood'da giderek bazı filmler bazı filmleri daha çok çağrıştırmaya başladı. "Şifre: Merkür" bunlardan Bruce Willis dopingli olanı..…
Sorunlu ve yalnız bir FBI ajanı birgün esrarengiz bir şekilde öldürülmüş bir çiftin araştırması görevine verilir. Art Jeffries, dışlanmış, hayattan umudu kesilmiş, arkadaş kazığı yemiş, bezmiş bir ajandır. Rutin olarak baktığı bu davada umulmadık bir sürprizle karşılaşır: evin bir köşesine saklanmış, 9 yaşında, korkmuş bir otistik çocuk. Jeffries, ajanlık içgüdüleriyle çocuğun korunması gerektiğini düşünür. Buna kimse yanaşmayınca ve çocuğa karşı gerçekleştirilen ciddi bir saldırıdan sonra onun korumasını tek başına üzerine alır. Çocuğun yalnızlığı ve hasta olması Jeffries'i çok etkiler. Simon adındaki bu çocuk aslında bir bilmecede saklı olan "Merkür" adlı askeri bir şifreyi bilmeden çözmüştür. Kimsenin çözemeyeceği düşünülen bu son derece Amerikan casusluk operasyonları hakkındaki şifreyi çözmesi onu bir boy hedefi haline getirmiştir. Jeffries bunu anladığında polisin bile kendilerine yardım edemeyeceğini ve peşlerinde de son derece profesyonel katillerin olduğunu anlayacaktır. Böylece sıradışı bir ikilinin de büyük kaçışı başlayacaktır. Ulusal Güvenlik Birimi subayı Yarbay Nicholas Kudrow ise herşeyiyle enselerindedir.

Anlaşılan Hollywood'da birşeyler ters gitmekte. Özellikle de action sinemasında. "Face Off" (Yüzyüze) gibi özgün action filmleri giderek azalmakta ve ortaya bir sürü filmi çağrıştırıp bunları başka malzemelerle kapatmaya çalışan pek çok film çıkmakta. "Şifre Merkür"de de bir roman uyarlaması olduğu halde bu yoğun esinlenmeleri farkediyorsunuz. Ama güzel çekilmiş sahneler,yönetmen Harold Becker'ın daha önce "Sea of love" (Aşk Denizi)da da gördüğümüz gerilimi yükseltici yönetimi, müzikler, kötü adam rolünde Alec Baldwin ve tabii ki Bruce Willis faktörü tanıdık gelen pek çok şeyi yine de size zevkle seyrettirebiliyor.

Oysa hükümetle ilgili çözülmemesi gereken bir şifreyi bilmeden çözen çocuk ("War Play"/ Savaş Oyunu), Hükümet adamlarının evi basarak anne ve babayı öldürmesi ("Leon"), bir FBI ajanının koruma altına alması ("Witness"/ Tanık"), otistik biriyle yapılan yolculuk ("Rainman"/ Yağmur Adam), ajan ve çocuğun ilişkisinin bir baba-oğul ilişkisine dönmesi özlemi ("A Perfect World"/ Kusursuz Dünya), "içerdeki" kötü adamın olaya sonunda kendisinin bizzat müdahele etmesine karar vermesi ("Bird On A Wire" / Teldeki Kuş) bize hep başka filmleri çağrıştırıyor. (Bunları filmin yer yer iyi işlenmiş duygusal yönünü gözardı ederek söylüyoruz tabi ki.)

Filmin en tartışılması gereken noktası da bu zaten. Neden ? Neden pek çok film seyrettiği belli olan bazı hevesli gençlerin basit senaryolarına bu kadar paralar dökülüyor ? Neden iyi yönetmenler, star oyuncular böyle projelerde yer alıyorlar ? İşte bu, bu tip filmlerin en büyük çelişkisi. Mutlaka amacın ne olduğu da çok önemli. Amaç, Bruce Willis'in görsel karizmasına yaslanarak izleyiciye, onları fazla yormadan, düşündürtmeden iyi bir iki saat geçirtmekse bu filmde zaten bu yapılıyor. Ama ekstradan ortaya şöyle bir sonuç da çıkarabilmek mümkün: Amerika'da yaşıyorsanız devlet sırlarına sadece Internet yoluyla değil, basit bilmecelerle bile ulaşabilirsiniz ? Neyse ki Türkiye'de yaşıyoruz ve bilmecelerimiz de gerçekten bilmece (Tersi olabilir mi ? Sanmıyorum.)

Oyunculara gelice; eline en çok silah yakışan oyuncular listesi çıkarılması icap etse Bruce Willis'i kesinlikle başlarda bir yere koymak gerekir. Oyuncu tabi ki en çok "Die Hard" (Zor Ölüm) serisinin etkisiyle action sinemasının önemli "star"larından biri. Bizi şaşırtan başka bir nokta. "Pulp Fiction" (Ucuz Roman) onun kendine has karizmasını ortaya çıkaran film olmuştu. Sonradan Fransız Spielberg'i Luc Besson'un "The Fifth Element" (Beşinci Güç) filmiyle de Willis, bir "ayrım noktasına" gelmiş sayılırdı. Acaba neden bu noktadan sonrasını takip etmedi ? (Hani bu filmi bir derece, ya sonbaharda göreceğimiz bir "Derin Darbe" filmi "Armageddon"a ne demeli ?) Oyuncunun bu tavrı biraz Richard Gere'inkine benzetilebilir. O da oyuncu olmaktan çok "star" olmayı seçenlerden çünkü. Onu "Ucuz Roman" ve "12 Monkeys" (12 Maymun) da seyrettiğimizde beri kendisi hakkındaki bakışımızda görece bir değişiklik yaşanmıştı. Oyuncunun filmografisine bakıldığında da anlaşılacaği gibi perdedeki karizmanın sonradan kazanılabileceği ve bir oyuncu için doğru yönetmenlerle çalışmanın önemi çok açık bir şekilde kendini gösteriyor.

Alec Baldwin ise bazı çekici özelliklere sahip olmasına rağmen hiçbir zaman tam bir sinema starı olamayacak gibi gözüküyor. Nitekim Baldwin tek başına bir filmi sürükleyemiyor. Hep başka bir isme muhtaç gibi gözüküyor. Yine de son filmlerinde kötü adam rollerine kayması onun için iyi bir fikir. Ama bu da "sıkı" kötü adamlı filmlerde rol almasına bağlı.

Kısacası "Şifre Merkür" heyecan ve duygusal beklentilerinize cevap verebilen, klişelerle dolu olmasına rağmen sıkılmadan seyredilebilen bir Bruce Willis filmi. Oyuncunun çizdiği yalnız ve sorunlu ajan tipi yine de sizi çekebilir…

Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Replik
Organize İşler
Herkes hak ettiğini mi yaşıyor süpermen? Bak şu ışıklara, bak şu ışıltıya, bak şu paranın insanı insan yaptığı yerlere… hepsi hak edilerek mi kazanılmış ve yaşanıyor? Uyan süpermen, daha uçucan!
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com