Takashi Miike ile yeniden

Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Ölüm Provası'dan üç hafta sonra yeniden bir Takashi Miike filmi var vizyonda: Cevapsız Arama.
Bu kez cep telefonun şuursuz kullanımını metafor eylemiş gibi Miike.
Malumunuz kendisi şiddet eşiği yüksek olmayan insanların pek de kaldıramayacağı türden filmlerin yönetmeni. Kült bir sinemacı olarak anılması da kuşkusuz şiddeti 'kışkırtıcı' bir biçimde kullandığı filmlerindeki öykülerin alt metnini hiç boş bırakmaması.
Bu kez cep telefonun şuursuz kullanımını metafor eylemiş gibi Miike.
Malumunuz kendisi şiddet eşiği yüksek olmayan insanların pek de kaldıramayacağı türden filmlerin yönetmeni. Kült bir sinemacı olarak anılması da kuşkusuz şiddeti 'kışkırtıcı' bir biçimde kullandığı filmlerindeki öykülerin alt metnini hiç boş bırakmaması.
Takashi Miike, şiddet eşiği yüksek olmayan insanların pek de kaldıramayacağı türden filmlerin yönetmeni. Kült bir sinemacı olarak anılması da kuşkusuz şiddeti ‘kışkırtıcı’ bir biçimde kullandığı filmlerindeki öykülerin alt metnini hiç boş bırakmaması. Belalı ya da gözden düşmüş Yakuzalardan ‘masum’ işadamlarına uzanan öykülerinde aksiyon ve şiddetin koreografisini başarıyla kullanarak ‘stili’ ön plana çıkarsa da filmlerinin ortak noktası duygusallık ve espri yüklemesinin beceriyle yapılması.
44 yaşındaki Japon yönetmenin İstanbul Film Festivali ile bizde de ‘müridleri’ var artık. Üç hafta önce vizyonumuza giren 1999 tarihli Ölüm Provası’nda olduğu gibi yoruma açık, belirsiz ve şaşırtıcı finalleriyle ünlü. Kendi deyimiyle ‘halıyı izleyicinin altından çekiverme’ oyunundan pek hoşlanıyor. Özgün ve yaratıcı; son dönem en şok edici yapımlar ondan geliyor, Yani bir izleyici olarak tetikte olmanız gerek, aksi takdirde ruh durumunuz her an altüst olabiliyor. Şiddeti yansıtma biçiminde Japon çizgi romanları Manga’dan esinlense de filmlerindeki zulüm, can acıtacak denli dehşet verici olabiliyor. Ölüm Provası, duygusal bir açmaz üzerinden aslında Japon toplumunun kadına bakışını ‘şiddetli’ bir biçimde eleştiriyor, geyşa sendromunun altındaki bastırılmış tavrı resmediyordu. Bu bağlamda yönetmenin illa ki üzerine gittiği cinsel tabuları ‘açık etme’ arzusu ile şiddetin ‘serbest’ kullanımı başarılı atmosfer yaratımıyla harmanlanıyordu. ‘Seçilecek’ kadının ‘rol’ yapmasının istenmesi ve beğeninin kamera aracılıyla dikizlenerek ölçülmesi ise filmi tek başına bile ilginç kılabilecek detaylardı.
Henüz izlemedik ama Cevapsız Arama’da ise bu kez cep telefonun şuursuz kullanımını metafor eylemiş Miike. Film, arkadaşlarının telefonuna gelen ‘cevapsız arama’ mesajlarının ardından ölmeleri üzerine olayı çözmek için uğraşan bir üniversiteli genci anlatıyor. Hafif ‘ringu’ cağrışımları yapsa da Miike’nin özgün bir bakış açısı getirdiğini beklemek hakkımız.
Yıllarca televizyon yapımlarında, Amerikan B tipi filmleri misali video pazarına yapılan ucuz aksiyon filmlerinde çalışarak pişen ve nihayetinde Ölüm Provasıyla uluslararası arenaya düşüyor. 10 yılı aşan yönetmenlik macerasında yaptığı film sayısını tam olarak bilmese de 60’a yakın olduğunu tahmin ediyor. Visitor Q, Ichi the Killer ve ünlü Dead or Alive üçlemesiyle batı camiasında kült mertebesini pekiştiren Miike artık Asya dışındaki festivallerde de baştacı ediliyor. Suç ve ceza etrafında aksiyon, gerilim ve/veya korku türünde gelişen filmlerinde türler arasında zıplamaktan çekinmiyor. Sakin akan Islak Köpek/Gokudo Kuro Shakai, aksiyonu dibine kadar kullandığı fazlaca Tarantinovari Kayıp Ruhlar/Hyorgai ya da korku türüyle müzikal filmlerin danslı sahnelerini harmanladığı Katakuri’lerin Mutluluğu, deliliğe gerçeküstü bir yolculuk yani ağır tempolu harika bir yakuza hayalet öyküsüyle döndüğü Gozu gibi muhtelif çalışmaları biliniyor.
44 yaşındaki Japon yönetmenin İstanbul Film Festivali ile bizde de ‘müridleri’ var artık. Üç hafta önce vizyonumuza giren 1999 tarihli Ölüm Provası’nda olduğu gibi yoruma açık, belirsiz ve şaşırtıcı finalleriyle ünlü. Kendi deyimiyle ‘halıyı izleyicinin altından çekiverme’ oyunundan pek hoşlanıyor. Özgün ve yaratıcı; son dönem en şok edici yapımlar ondan geliyor, Yani bir izleyici olarak tetikte olmanız gerek, aksi takdirde ruh durumunuz her an altüst olabiliyor. Şiddeti yansıtma biçiminde Japon çizgi romanları Manga’dan esinlense de filmlerindeki zulüm, can acıtacak denli dehşet verici olabiliyor. Ölüm Provası, duygusal bir açmaz üzerinden aslında Japon toplumunun kadına bakışını ‘şiddetli’ bir biçimde eleştiriyor, geyşa sendromunun altındaki bastırılmış tavrı resmediyordu. Bu bağlamda yönetmenin illa ki üzerine gittiği cinsel tabuları ‘açık etme’ arzusu ile şiddetin ‘serbest’ kullanımı başarılı atmosfer yaratımıyla harmanlanıyordu. ‘Seçilecek’ kadının ‘rol’ yapmasının istenmesi ve beğeninin kamera aracılıyla dikizlenerek ölçülmesi ise filmi tek başına bile ilginç kılabilecek detaylardı.
Henüz izlemedik ama Cevapsız Arama’da ise bu kez cep telefonun şuursuz kullanımını metafor eylemiş Miike. Film, arkadaşlarının telefonuna gelen ‘cevapsız arama’ mesajlarının ardından ölmeleri üzerine olayı çözmek için uğraşan bir üniversiteli genci anlatıyor. Hafif ‘ringu’ cağrışımları yapsa da Miike’nin özgün bir bakış açısı getirdiğini beklemek hakkımız.
Yıllarca televizyon yapımlarında, Amerikan B tipi filmleri misali video pazarına yapılan ucuz aksiyon filmlerinde çalışarak pişen ve nihayetinde Ölüm Provasıyla uluslararası arenaya düşüyor. 10 yılı aşan yönetmenlik macerasında yaptığı film sayısını tam olarak bilmese de 60’a yakın olduğunu tahmin ediyor. Visitor Q, Ichi the Killer ve ünlü Dead or Alive üçlemesiyle batı camiasında kült mertebesini pekiştiren Miike artık Asya dışındaki festivallerde de baştacı ediliyor. Suç ve ceza etrafında aksiyon, gerilim ve/veya korku türünde gelişen filmlerinde türler arasında zıplamaktan çekinmiyor. Sakin akan Islak Köpek/Gokudo Kuro Shakai, aksiyonu dibine kadar kullandığı fazlaca Tarantinovari Kayıp Ruhlar/Hyorgai ya da korku türüyle müzikal filmlerin danslı sahnelerini harmanladığı Katakuri’lerin Mutluluğu, deliliğe gerçeküstü bir yolculuk yani ağır tempolu harika bir yakuza hayalet öyküsüyle döndüğü Gozu gibi muhtelif çalışmaları biliniyor.
Henüz kimse yorum yapmamış.


Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!










Seanslar
Fragman

