
Hafifletici, hoş bir yalan
“Biz reklam işindeyiz Kate. Yalan söylemedim ki, sadece pazarladım!” diyor kahramanımızın yakın dostu ve iş arkadaşı. Bu cümleyle, arkadaşının selameti için aslında varolmayan bir sevgili uydurarak patrona yutturmasını mübah göstermek istiyor. Eğer Hollywood cenahında birileri de bize “masum” hikayeler uydurup “romantik komedi” türünde bir şeyler pazarlamaya çalışıyorlarsa bu günlerde türün özüne döndükleri görülüyor. Kör gözüm parmağına tesadüflar üzerine gelişen olayların ve klişelerin tekrarıyla yaratılan masalımsı ve yaşama pembe gözlüklerle bakan filmler son dönemlerde ihmal edilmiş gibiydi.
Türün Özüne dönüş
İlk tanımlara uyan ama seyirciyi rahatlatacağına hafif depresyona sürüklemeyi tercih eder gibi görünen Seni Beklerken/’Till There Was You”, En İyi Arkadaşım Evleniyor/My Best Friend’s Wedding ya da Addicted to Love” gibi filmler türün pek de tipik olmayan örnekleriydi. Bir Koca Şart mı? adlı film ise özüne dönüyor ve ortalığı saran bunalımlı enerjiyi iddiasız bir şekilde dağıtmayı tercih ediyor.
Filmin iş merkezi bir reklam ajansı. Patronu ise elemanlarının çoluk çocuğa karışarak yerleşik düzende olmalarını ve böylece kendilerini hafif kapana kısılmış hissetmelerini istiyor. Hani bütçelerini aşan ev, araba, son model cep telefonlanu taksitleriyle boğuşmak zorunda kalırlarsa daha bi canla başla çalışıp, şirkete daha fazla bağlanacaklarına inanıyor.
Tüketimi pompalamak için varolan bir şirketin patronu olarak böyle düşünmesi mübah sayılabilir. Ama kapana kıstırma planı genç ve güzel elemanı Kate’e yani Jennifer Aniston’a pek uygun düşmüyor. Tüm yeteneklerine rağmen, geliri ve kariyeri takdir edilmeyen, bekar ve yalnız olduğu için patronu tarafından pek de güvenilmeyen Aniston ise kolejli kız imajından vazgeçmeyerek hayalindeki prensi bekliyor.
Aşk üçgeni
Prens olarak düyündüğü ise pek yakınında. Ama şirketin en çekici ve havalı erkeği Kevin Bacon, kızımızı koridorda görse selam vermiyor. Yakın iş arkadaşı ise bu ümitsiz duruma çare bulmakta gecikmiyor. Aniston’un bir kez görüp sonra hiç yüz vermediğini bildiğimiz düğün fotoğrafçısı, pardon videocusu Jah Mohr ile tesadüfen çektirdiği fotoğrafı patron ve müridlerine göstererek kızımızın yakında düğün dernek dünya evine gireceği yalanını müjdeliyor.
Zaten çoktan Aniston’a abayı yakmış olan Mohr ise bir gün gerçek olacağı ümidiyle bu oyuna seve seve katılıyor.
Bu romantik komedi öyküsünün özeti bu kadar. Eğer Bir Koca Şart mı?’nın yaratıldığı aptalca fikrin olabilirliğini tartışmıyorsanız sorun yok. Filmin sonunu başından tahmin edeceğiniz de kesin. Tahmin edemeyeceğiniz şey, filmin geneline hakim olan hafifletici enerji. Bu enerjinnin geldiği kaynaklardan birisi Jennifer Aniston. Biraz naif, hafif alaycı, zeki ama deneyimsiz ve de kararsız Kate rolündeki Aniston başrolün hakkını veriyor. Televizyon dizisi Friends ile öne çıkan genç oyuncu sinemadaki ilk başrolünü bu filmle yakalıyor.
Caron’ın güvenli yönetimi
Mavi Ay/Moonlingting dizisinin son bölümlerini yöneterek öne çıkan Glenn Gordon Caron ise senaryoya da ortak olduğu bu filmi öykünün vaadlerine uygun olarak yönetiyor.
Özellikle, tüm oyunu başlatan fotoğrafta mecburen kucak kucağa yeralan ikilinin ilk karşılaşma sahnesinin sıcaklığı seyirciyi hemen tavlıyor. Hele, reklam dünyasının kurtlarının karşısında, nacizane bir düğün videocusu olduğunu gocunmadan açıklayan Mohr’un mesleğinin güzel yanlarını anlattığı bölüm türüne pek yakışan bir kalp yumuşaklığı sağlıyor.
Keyifli bir komedi
Tabii, filmin sürüklediği aptalca gelişmelere kapılmayıp arada yorum yapmak da olası. Terfi ettiği andan itibarren inci küpeleri eksik etmeyen, her gün ayrı bir kıyafet giymekten kendini esirgemeyen Aniston’un değişen imajı fazla abartılı gelebilir. İyiniyetinden bunalacağınız esas oğlan Jah Mohr’un, kızın karşısında biraz fazla şamar oğlanına dönmesi de cabası. Üstelik Aniston ve Mohr’un dışındaki yan karakterlerin karikatür yüzeyselliğinde işlevler yüklenmeleri de senaryonun ne denli kolaya kaçtığı konusunda ipuçu verebilir. Ancak, bu sıcak yaz günlerinde bunalmadan izleyeceğiniz hafif ve enerjik bir romantik komedi olarak üzerinde fazla düşünmeden, klimalı salonun keyfini çıkarmak daha “gerçekçi” görünüyor. Hele yapımcılarda bize pazarlayacak daha çok öykü olduktan sonra…


Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!









Seanslar
Fragman

