Gus Van Sant: Bağımsız, özgün ve deneysele açık
Sinema.com 15 Temmuz 2004, Perşembe 00:00
O bir bağımsızdı başlangıçta. Sonra Sean Connery veya Matt Damon ile çalıştığı 'duygusal' Hollywood filmleri, bir de renkli versiyon Sapık'ı var. Nicole Kidman'ı ilk kez 'oynarken' izleme hazzını yaşadığımız Sonsuz İhtiras'ı da unutmamak gerek. Columbine lisesi katilamından esinlendiği Fil ile bazılarının 'hakkı teslim edilmemiş' yorumları artık geçerliliğini yitirmiş, esas itibarıyla parlak bir yönetmen kendisi.
Gus Van Sant huzurlarınızda

Önce New York’ta reklam filmleriyle başladı yönetmenliğe. Sonra ayrılmış bu büyük şehirden ve kendi kendine bağımsız bütçeli kısa ve uzun metrajlı filmler yaptı. Ama ilk büyük övgü uyuşturucu bağımlısı gençlerin yaşamını anlatan 1989 tarihli Drugstore Cowboy ile geldi. İki yıl sonraki My Own Private Idaho’da iki sevgilinin, yani Keanu Reeves ve River Phoenix’in sorunlarını anlattığında adı artık yetenekli bir yönetmen olarak çoktan anılmaya başlanmıştı bile. Ancak Uma Thurman’a başrol verdiği, Tom Robbins’in kült romanı Even Cowgirls Get the Blues (1994) adlı sinema uyarlaması doğrusu hepimizi hayalkırıklığı yarattı. Bu arada ünlü Red Hot Chili Peppers’ın video klibini de yöneterek aradan çıkardı. 

Gus Van Sant, son iki filmi Gerry ve Fil ile Hollywood'dan elini eteğini çekip yeniden eski ışıltısına kavuştuğunu müjdeleyebiliriz. Yani aslına döndü. Çünkü o bir bağımsızdı başlangıçta. Bir ara Sean Connery veya Matt Damon ile çalıştığı ‘duygusal’ Hollywood filmleri bir de renkli versiyon Sapık’ı var. Nicole Kidman’ı ilk kez ‘oynarken’ izleme hazzını yaşadığımız Sonsuz İhtiras’ı da unutmamak gerek. Columbine lisesi katilamından esinlendiği Fil ile bazılarının ‘hakkı teslim edilmemiş’ yorumları artık geçerliliğini yitirmiş, esas itibarıyla parlak bir yönetmenkendisi. Bağımsız, bireysel ve deneysel sinemasıyla mücadelesini Amerika’da veriyor. Gus Van Sant, bu hafta sinemalarımızda gösterime giren Fil ile bizi, kesinlikle taraf tutmayan, basit bir nedensellik tuzağına düşmeyen bir anlatımla adım adım Columbine Lisesi Katliamı'na götürürken, aynı zamanda gençlerin suça itilmelerine sebep olan toplumsal hayatı içeriden bir bakışla resmediyor. Gus Van Sant'in Columbine Lisesi'nde gerçekleşen katliamı anlattığı ve Cannes'da Altın Palmiye kazanan filmi Fil uzun ve kesintisiz çekimleriyle seyirciyi o uğursuz gün, talihsiz lisenin içine sokuyor. Lisenin uzun koridorları boyunca öğrencileri peşi sıra takip eden Van Sant'in kamerası insanın kanını donduracak denli soğuk ve mesafeyle yaklaşıyor o gün yaşananlara; ve böylece buz gibi bir gerçeklikle izleyici karşı karşıya bırakıyor. 

Amerikan sanat sinemasının bağımsız adlarından Gus Van Sant, Fil’e verilen Altın Palmiye yanında, En İyi Yönetmen ödülünü de alınca, festivalin en başarılı yönetmeni oluverdi. Amerikan sineması 1994'ten bu yana beklediği Altın Palmiye'ye kavuşuyordu, ama bir Hollywood filmiyle değil de, televizyon için çekilmiş, küçük bütçeli, bağımsız bir sanat sineması örneğiyle. Bundan önceki Matt Damon ile Casey Afflect’in başrolde yer aldığı 2002 tarihli Gerry filmi onun bağımsız ruhuna dönüşünün habercisiydi. Çölün tam ortasında susuzluk ve sıcak! Kızgın güneşin altında ikisinin de ismi Gerry olan iki arkadaş arabalarını park eder ve bilmedikleri uçsuz bucaksız çölde yürümeye başlar. Gerry'ler yürümeye devam ettikçe aralarındaki konuşmalar gittikçe şuursuzlaşır. Kaybolmak üzerine kurulu Gerry isimli bu filmi, yönetmenin deneysel ve minimalist çalışmalarının en başarılı bir örneklerinden biri. !f festivali İstanbullu seyircilerin izlediğimiz film Sundance, Toronto ve Cannes film festivallerinde izleyiciden tam not almıştı. Gus Van Sant’ın daha önceki filmlerini hatırlarsınız. Hitchcock ustanın klasiğini neredeyse plan plan çekerek renkli versiyonlu Sapık beklenen tezahüratı alamadı. Matt Damon’nı işçi sınıfınına mahsus keşfedilesi bir dahi olarak rol verdiği Can Dostum bir yana bizler için onun ünlü oyuncu kadrosuyla yaptığı en film Sonsuz İhtiras. Ünlü Hollywood starı Nicole Kidman’ı, o dönem hala kocası olan Tom Cruise’un gölgesindeyken değerlendiren Sant bu icraatıyla sinemaseverleri ihya etti. 52 Yaşındaki Gus Van Sant bağımsız projelere daha çok vakit ayıracağını söylüyor. İyi eder, tabii ki. Geçen yıl David Bowie belgeseli çeken yönetmen şimdi de kurgusal bir yaklaşımla bir başka rock and roll ilahına Curt Cobain’ın yaşamına bakıyor.

Henüz kimse yorum yapmamış.

Haftanın Filmi
Hancock
Hancock
7.5/10
TV'de bugün
Altın Yumruk İstanbul'da (6 Temmuz2008 21:20 Kanal 1)
Kanal'1 de bu akşam saat 21:20'de Jackie Chan'den soluk soluğa izleyeceğiniz bir macera Altın Yumruk İstanbul'da ekrana geliyor.
Replik
Matrix
Neo: Gözlerim neden ağrıyor?
Morpheus: "Çünkü onları daha önce hiç kullanmadın."
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com