Bekleyiş: Yakın tarihin trajik bir yorumu
Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
"Bekleyiş" kuşkusuz Trotta'nın en gözalıcı ve özgün filmi değil."Rosa Luxemburg" ve "Sheer Madness" gibi önemli filmlerin yönetmeni Trotta'nın 1994 tarihli bu çalışmasında oldukça hesaplı ve metodik bir sinema diliyle karşımızda.

Yakın tarihin trajik bir yorumu

Margarethe von Trotta’nın Bekleyiş adlı filmi parçalanmış aileleri, ayrı düşen yaşamları ve ideolojilerin yol açtığı trajik olayları anlatma niyetiyle kurgulanan öykünün kendisi sınırları zorlamaya elverişli. Kahramanlarımız Sophie ve Konrad’ın kaçış macerası, yıllar süren ayrılığın ilk aşaması oluyor.
Sophie Batı Berlin’e kaçmayı başarıyor ama yanındaki Kondrad, içinde bulunduğu paniğin etkisiyle çıkan küçük bir aksilikle beceremiyor ve sevgililer ayrı düşüyor. Gençlikten olgunluk dönemine ulaşılan yıllarda ve filmin ilerleyen dakikalarında ise, Konrad’ın kaçış macerasındaki başarısızlığı sorguluyoruz.
Aksilik gerçekten bir kaza mıydı yoksa Konrad özellikle kaçmak istemedi mi? İstemediyse, nedeni korku mu ya da suçluluk duygusu mu neden oldu. Bu sorgulamanın paralelinde Trotta’nın kahramanları bildik Hollywood tiplemelerine uymadığını görüyoruz: Kararlı ve güçlü bir genç kadın ile her daim üzgün görünen, zayıf bir erkek. Aradan geçen yıllarda bir kaç kez biraraya gelmeyi başaran ve hatta Rus tanklarınn istilasına uğrayan Prag’daki birlikteliklerinin sonucu bir çocuk sahibi olan iki sevgilinin trajedileri sürüyor.

Acıklı bir aşk öyküsü
Senaryoya da katkıda bulunan Von Trotta, sosyo politik panaromadan ve aksiyon sahnelerinden vazgeçmeden karakter irdemelerine yoğunlaşıyor. Döneme bakışındaki eleştiri dozunu dengeli bir şekilde tutmaya çalışan Von Trotta’nın gayretiyle politik kaygılı bir belgesel yerine duygu yüklü bir film çıkıyor ortaya. Ancak, Almanya’nın sembollerinden bir başka örneği, Berlin Duvarı’nı ele alan Von Trotta, bu kez odakladığı konudan uzaklaşıp, zaman zaman kalp burucu bir öykü anlatmanın tuzağına düşüyor. Özellikle filmin finalinde gerçekleştirdiği buluşma, 1940’ların eski moda tarzına uyan melodramik yaklaşımla gelişiyor.
Bazen güçlü bir senaryoya dayandırılmış pempe dizi havasından kurtulamayan film, yakın tarihin gerçekçi yansımaları eşliğinde anlatılmak istenen evrensel bir öyküyü anlatmaktan uzaklaşıyor. Politik görüşlerin ve inançların belirlediği yaşamlar içerisinde öğütülmüş insanların trajedisi yerine acıklı bir aşk öyküsüne tanık olduğumuz duygusu yakamızı bırakmıyor.

Duygusal bir duvar…
Von Trotta’nın bu yaklaşık iki saatlik dramı, gözden kaçırılacak bir yapım değil. Ancak, tarihin lanetlediği bu meşum duvarı aşmak için canından olan insanların trajedisini ve yıkılmasının üzerine sekiz yıl gibi bir süre geçtiği halde hala toparlanamayan Alman halkının içinde bulunduğu açmazı en iyi bilmesi gereken yönetmenlerden biri olarak Von Trotta’nın bu çalışması doyurucu gelmiyor. Yine de, “Bu film sizi duygulandırmıyorsa duvardan daha kalınsınız demektir” diyen bir Alman sinema eleştirmeninin bu yorumunu değerlendirmek için izlemek isteyebilirsiniz.

Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Replik
Truva

Kadınların olayları karmaşık hale getirme yetenekleri vardır.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com