
Köşeden dönmüş
Karısı manken olan zengin bir adam, karısının fotoğrafçı ekibiyle birlikte, fotoğraf çekimleri için Alaska'ya gelir.
Bu doğa harikası mekanda adamın yaşgünü olduğunu ve çevresindeki insanların ona karşı ilgisinin sadece parası olduğu için varolduğunu net bir şekilde anlıyoruz. Ama bu arada karısının onu gerçekten sevdiğine de inandırılmaya çalışıyoruz. Adamın çok okuyan bir tip olması, diğer bazı açıklarını kapatabilmesi açısından önemli. Mesela karısının fotoğrafçısı gibi yakışıklı ve de genç değildir. Ama içine kapanık zekası, soğukkanlılığı başka bir açıdan onu çekici yapmaktadır. Bütün bunları anladıktan sonra esas noktaya gelme zamanı da gelmiştir. Hayata farklı pencerelerden bakan bu iki adam ve bir de ekipten genç bir çocuk, küçük bir uçağın içinde biraraya gelirler. Uçağa binerlerken belirtilen bir tehlike (sürü halindeki kuşların uçağa çarpabileceği tehlikesi) ne rastlantıdır ki gelip onları bulur. (Sanki böyle bir şeyi bilirkişi belirtmeseydi biz yadırgayacaktık). Düşen uçaktan sadece pilot rahmete kavuşmuştur. Diğer üçünü zorlu bir doğa macerası beklemektedir çünkü.
Zıtların karşılaşması
Bunlardan genç olanı, tabi ki içinde bulunulan durumun zorluğunu ve şakaya gelmezliğini belirtmek açısından bir an önce acı bir şekilde ortadan kaldırılmalıdır. Yönetmen de bunu düşünür ve iki zıt fikirli adam çaresizce bütün o zor koşullar içinde yalnız başlarına kalırlar.
Filmin bundan sonrasında genç fotoğrafçı zor durumlarda karşılaştığı karamsarlığı ve çaresizliği, önceleri sırf parası için saygı duyduğu adamla yenebilmeyi öğrenir. Zengin adamsa zenginliğin diğer insanlara karşı verdiği sevimsizlik ve yalnızlıktan sonra genç fotoğrafçıda -zorunlu bir ilişki içinde olsa da- gerçek dostluğu bulur. Ta ki bu gerçek dostunun karısıyla ilişkisi olduğunu öğrenene kadar....
Senaryo yazarı olarak gördüğümüz isim David Mamet olunca bundan farklı birşey bekliyoruz. Ama Mamet'in senaryoyu sipariş üzerine yazmış olması, senaryo hakkındaki düşüncelerimizi doğruluyor. Çünkü tüm senaryo üç beş günde yazılmış gibi duruyor. Mamet, herşeyi olması gerektiği gibi anlatıyor senaryosunda. Sürpriz olan pek birşey yok. Düz ve iddiasız bir filmde "fazla sorunsuz (çünkü ufak çapta sorunlu sorunlu bir senaryo bu) bir senaryo nasıl olur ?"un örneğini veriyor adeta.
Tamahori’nin çabası
Yönetmen Lee Tamahori'ye düşense bu senaryoyu çok aşırılıklara gitmeden, güzel bir uçak kazası sahnesi, etkili doğa görüntüleri, korkutucu bir ayı ve iyi oyunculukla kotarabilmek. Tıpkı geçen filmi "Mullholland Falls"da yaptığı gibi. (Ayı kısmı hariç)
Evet, filmde gerçekten iyi çekilmiş bir uçak kazası var. Her ne kadar ayıların bir kez insan yediler mi artık hep insan eti yemek istedikleri gibi bilimsel bir açıklamayı biz pek inandırıcı bulmasak da bu ayının yarattığı gerilime zaman zaman kendinizi kaptırabiliyorsunuz. Ama Tamahori, bu sahnelerde bile düz anlatımını bozmuyor. İşini iyi bilen bir Hollywood yönetmeni eminiz ki seyirciyi özellikle bu sahnelerle vurmaya soyunurdu. Tabi ki Tamahori dikkatleri iki adamın birbirleriyle olan ilişkilerinde toplamayı amaçladığından bu sahnelerle yeterince uğraşmamış.
Bu çocukta iş var!
Bu arada İngilizlerin gururu Anthony Hopkins'in hayatın zorluklarını kitaplardan takip edebilmiş, yalnız ve sıkıcı zengin adam portresi zaman zaman sarksa da ilgi çekici. Baldwin kardeşlerin en deneyimlisi Alec Baldwin, hala kardeşlerin en iyisi konumunda. Ama yine de "bu adamda itici olan birşeyler var" diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Alec Baldwin de zaten bu yüzden hala bir "star" değil. Ama bu film en azından onun sinemada nasıl bir çizgiyi takip etmesi gerektiği hakkında bir fikir veriyor. Yakında "Mercury Rising"de de göreceğimiz gibi kötü adam olmalı bu adam. Bu arada filmin ilk yarısında doğaya yenik düşmek zorunda kalan genç zenci oyuncu L.Q. Jones'u da "Romeo ve Juliet"ten beri takip altına almış bulunuyoruz. Bu çocukta iş var doğrusu.
Kısacası Lee Tamahori, bir önceki filmi gibi yine hedefi tam onikiden vuramamış. Ama bir öncekinden daha fazla yaklaştığı da kesin. Gerilim ve doğa maceralarına meraklı olanlara bu eski moda filmi tavsiye edebiliriz...
- Gecenin Baykuşu: Bu da Amerikan baykuşu
- Jackie Brown: Dünya menfaat dünyası
- Bir Gecelik Aşk: Bir gece ansızın
- Orman Kaçkını: Çizgi filmin "canlısı"
- Küre: Eh, küreyle olsaydı...…
- Çakal: Hangi çakal !
- Derin Darbe: Hollywood'dan ulusal bir seyirlik
- Derin Darbe: Gazetecilere derin darbe
- Sel: Kum gider sel kalır
- Boksör: IRA içi ailevi sorunlar
- Ateşli Geceler: Bir dönemin panaroması
- Bir Koca Şart mı? : Hafifletici, hoş bir yalan
- Şifre Merkür: Kolay "deşifre" bir film
- Bean: Fasulyeden bir İngiliz'in maceraları
- Düzenbaz: Folk müziği gibi akıcı ve tekrarla dolu


Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!

İyi polis çalışmaktan, kötü polis vicdan azabından uyuyamazmış.








Seanslar
Fragman

