
Çizgi filmin “canlısı”
“George, George, George of the Jungle!” Eğer bir dönem bizim ekranlarımızda da boygösteren aynı adlı TV dizisini izleyenlerdenseniz, bu şarkıyı da hatırlayacaksınız. Hani, bir sonraki mısrada “Aman ağaca dikkat!” diyerek uyarıda bulunan ünlü şarkı. ?arkının sözleri çocuklar için hazırlanan bu çizgi diziyi açıkça anlatıyor. Yani ortada kasları, gücü, yardımseverliği ve orman sakinlerinin koruyucusu olma gibi özellikleriyle Ormanlar Kralı Tarzan benzeri bir kahraman var ama bizim George’un nitelikleri biraz daha farklı! Sarmaşıklarla havalanarak çatallı sesiyle ünlü Tarzan nidasını atıyor ve hızını alamayarak sürekli ağaçlara çarpıyor. Pek saf ve iyiniyetli, aslında aptallık derecesine varan davranışlarıyla herşeyi eline yüzüne bulaştırıyor. Ormanlar alemine alay konusu olsa da tüm hayvan dostları onu öyle kabul ediyor ve seviyor.
Ahlaki misyonu
Zaten Amerika’nın dev yayın kanalı ABC’nin prodüktörleri de “parlak” bir fikirle bilinen güç kavramlarını hafife alarak güldürmeyi hedeflemişler. Amaç kas gücünün ve iyiniyetin şapşallığa rağmen kötülere galip geleceği başlıklı tipik ahlaki misyonunu yüklenmek. Aklın ve entellektüeliğin pek de kafaları karıştırması gerekmediğinin çocuksu bir uyarısı olabilir. Ya da, George’dan esirgediği aklın bir kısmını alıp ormanın diğer sakinlerine vermesi hayvan hakları konusunda bir tartışma yaratabilir. Ancak tabii ki bizim bu yorumlarla işimiz yok. 1967 ile 70 yılları arasında ABD ekranlarının en popüler çocuk dizilerinden biri olan “George of the Jungle” aptalca gelişen olaylar ve esprilerle naifliği iyice ortaya çıkan sakar kahramanı ve etrafındaki daha “akıllı” ve de sağduyulu hayvanlarla desteklenen mizahı ile ilgi toplamış hafif bir dizi.
Taş Devri/Flintstones” gibi ekranın sevilen çizgi komedi dizilerini beyazperdeye taşıma sevdasının son ürünü olan “Orman Kaçkını” ise tüm bu özelliklerine asla dokunulmadan uyarlanmış bir uzun metrajlı çizgi versiyon havasında. Komedi yapımlarıyla adını duyuran Sam Weisman’ın yönettiği film, animasyonun olanaklarıyla çeşitli mimik ve hareketlerle rahatça yaratılan sevimli hayvanların ve insan kahramanımız George’un enerjisini beyazperdeye aynen aktarma hedefinde.
Sempatik George
“Merak etmeyin! Bu filmde kimse ölmeyecek. Sadece bir kaç ‘kaza’dan başka kötü bir şey beklemeyin!” cümlesiyle izleyiciyi rahatlatan anlatıcının filmin başındaki bu alaycı cümleleriyle ormana dalıyoruz. Hani, çocuk yaşı geçmiş izleyiciler olarak bizi bekleyenleri tahmin etsek de ilerleyen dakikalarla birlikte bu basit ve aptalca esprilerle örülmüş dünyadan keyif aldığımızı anlıyoruz. Konu mu? Bebek yaşta uçak kazasından sağ kurtulan ve hayvanlar tarafından büyütülen George ile yolu, sevimsiz nişanlısıyla birlikte Afrika’daki bu ormana düşen Ursula’nın karşılaşmasıyla başlıyor her şey. Georges Ursula’yı kurtarıyor, kötü adamlarla kapışıyor ve birlikte kızımızın memleketi San Francisco’ya gidiyorlar. Bu arada hafif “Crocodile Dundee” durumları yaşanıyor. Tarzan kıyafetinden Armani kostümlerine terfi eden George’un bu zengin kızın tutucu ailesiyle olan mücadelesini izlerken neyse ki korumasına muhtaç orman ve sakinlerinin başı yine derde giriyor ve kahramanımız yine görev mahalline dönüyor. Brendan Fraser’ın canlandırdığı George’un sempatik naifliğini hemen seviyor, Jane misali gerçek aşkı ormanda bulan şehirli kızımız Ursula yani Leslie Mann’in mutlu sonunu tahmin edebiliyoruz. Zaten “Orman Kaçkı”nında hiç bir olay örgüsü süpriz değil. Süpriz olan, zaten karikatür yüzeyselliğindeki tüm kötü kahramanları olduğu gibi aktaran ve klişelere aldırmadan bildik entrikaları tekrarlayan filmin eğlendirici olması.
Bildik yöntemler işe yarıyor
Adını ingilizce’de maymun ve taklit etme anlamına gelen “ape”den alan ve aktör John Cleese’in seslendirdiği pek bilge ve bilgiç maymun, esprilere ortak olan arslanlar, kendini köpek sanan ve öyle davranan fil gibi yardımcı “oyuncu” kadrosuna yüklenen rollerle keyifli anlar yaşamaktan kendimizi alamıyoruz. Senaryonun toparlayıcı misyonunu üstlenen anlatıcının izleyiciyle ve oyuncularla konuşması, hatta onlarla zaman zaman kavga bile etmesi interaktif bir hava yaratırken, bu bildik yöntemin bile işe yaradığını itiraf ediyoruz.
Keyifli bir serüven
“Orman Kaçkını”, canlı oyuncuların yer aldığı bir çizgi film adeta ve tüm Walt Disney yapımları gibi iki ayrı izleyici kitlesine ulaşmak istiyor. Yani, yedi yaş civarı çocuklar ile, aklını sinema salonunun dışında bırakmak isteyen ve bir kaç saatliğine de olsa çocuksu ruhunu hoş tutmak isteyen yetişkinler için hoş bir seyirlik oluyor. Neredeyse benzer hedefi odaklayan “Hava Kuvvetleri Bir” gibi yapımların gösterimde olduğu bu günlerde kendi kategorisine pek uyan “Orman Kaçkını”nın açık tavrı sizi daha da keyiflendirebilir.


Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!

Eğer yanıtlarım seni korkutuyorsa, o zaman korkutucu sorular sormaktan vazgeçmelisin...
Jules Winnfield
"Pulp Fiction - Ucuz Roman"









Seanslar
Fragman


