Rockseverler, bu filmi 'ciddiye' alın!
Soysal Demir 18 Mart 2004, Perşembe 18:27
Her ne kadar Türkçe adı izleyiciyi yanlış yerlere yönlendirse de, "Hababam Rock" rock müziğini komedi türünün içine başarıyla yerleştiren; farklı yönlere sapmadan, doğrudan anlatmak istediğinin üzerine giden ve istediği sonucu almayı başaran, eğlenceli bir film.

Amerika’da hayli ilgi gören, müzikal-komedi türünün farklı bir örneği olan “Hababam Rock”, ‘rock’ı fazlasıyla ciddiye alan ve yaşamının merkezine koyan bir kahramanla çıkıyor karşımıza. Kahramanımızın bir yaşam felsefesi olarak benimsediği, rock müzik ve kültürüyle olan bağı o kadar güçlü ki, bu konuda karşılaştığı sorunlar karşısında asla geri adım atmaya niyeti yok. Beş parasız olması, kurduğu rock grubundan kovulması bile moralini pek bozmuyor. Biraz tesadüfi biçimde dalavere çevirerek elde ettiği geçici öğretmenlik işinde de para kazanmanın yanında ilgisini çeken tek şey öğrencilerinin müziğe olan yatkınlığını keşfetmesi oluyor. Tabii buradan vardığı sonuç ise malum; bir rock grubu kurmak... Anlayacağınız ‘ruhuna işlemiş’, ‘adeta bütünleşmiş’ nitelemelerini hak eden bir kahramanla ve filmin adında da belli olduğu gibi mücadelesinde ona sonuna kadar destek ve yandaş olan genç bir ekiple karşı karşıyayız.

Filmle ilgili düşüncelerimi paylaşmaya, filmin Türkçe afişine bakar bakmaz asabınızı bozan, hatta sırf bu yüzden izleyici kaybedeceğini düşündüğüm yanına değinerek başlayayım; filme ülkemizde verilen ad: ‘Hababam’ Rock. Bir çoğumuzun ağzında ve bilincinde sakız olmuş olan bu sözcük ne yazık ki, beklenen sempatiyi uyandırmaktan çok, vasat, klişe bir Hollywood komedisiyle karşı karşıya olduğumuz imajını uyandırıyor. Peşinen söyleyeyim; ‘yoksa beni sulu, vıcık vıcık bir komedi filmi mi bekliyor’ korkusu yaratan bu afişten, daha doğrusu isimden korkmanıza gerek yok. Dediğim gibi kahramanımız işini hayli ciddiye alıyor...

Farkındayım iki de bir ‘kahramanız’ kemimesine vurgu yapıp duruyorum. Bunun bir nedeni bir rock müziksever olarak, rock’ın ruhuna bu kadar sadık kalan ve müziğe olan tutkusunun ısrarla peşinden koşan bir karaktere duyduğum sempatiden kaynaklanıyor. Bu açıdan filmin ana karakteri benim için gerçek bir kahraman. Diğer neden ise filmin başrolünü üstlenen Jack Black’in bu karakteri çok başarılı biçimde canlandırması. Gereksiz mimik ve abartılı vurgular kullanmadan kıpır kıpır bir karakter çiziyor. Onu izlerken rock’a olan tutkusundan kuşku etmiyorsunuz. Jack Black, temposuyla filmi sürüklerken, çizdiği portreyle izleyiciyi gülmekten kırıp geçiriyor. Onu izlerken ‘özel bir’ komik olma çabası hissetmiyorunuz. Onu komik yapan yaşamanın ve yaklaşımlarının doğal seyri. Bu yanıyla farklı, alışkın olmadığımız türden bir cool hava taşıyor. Pek çok komik karakterinde gördüğümüz gibi o da yakışıklı, temiz, terbiyeli değil. Ancak hafızalarımıza kazınmış komik karakterlerden bir farkı var, onu sempatik ve çekici yapan şey saflığı, şapşallığı ya da duygusallığı değil. Aksine kurnaz; istediklerini, hayallerini gerçekleştirmek için yalan atmaktan, dalavere çevirmekten, hatta bunlara çocukları da ortak etmekten çekinmeyen biri. Onu çekici kılan yapmak istediği şeye duyduğu tutku ve sahicilik. A

slında filmin kahramanına ilişkin yaptığım tüm değerlendirmeler filmin yönetmeni Richard Linklater’in yapmış olduğu tercihleri ve yaklaşımını yansıtıyor. “Live From Shiva's Dance Floor” (2003), “Tape” (2001), “Waking Life” (2001) filmlerinden hatırladığımız, hep bağımsız sinemanın iyi örnekleriyle karşımıza çıkmış olan Linklater, “Hababam Rock”ta hiç sağa sola sapmadan konuya odaklanarak oldukça eğlenceli ve tempolu bir filme imza atmış. Filmin konusu itibariyle olmasını peşinen beklediğimiz çatışma noktaları beklendiği gibi karşımıza çıkıyor. Düzenin insanı körelten, hayallerinden uzaklaşmasına ve yaşama sevincini kaybetmesine neden olan kuralcı, şekilci atmosferine karşı duran ve her şeye rağmen hayallerinin peşinden koşan kahraman tiplemesiyle kuşkusuz pek çok kez karşılaştık. “Hababam Rock” bu konuya, fazlaca altını çizmese de, bazı katkılar yapıyor. Birincisi, önce de belirttiğim gibi kahramanımız kolayca özdeşleşebileceğimiz yakışıklı, ahlâklı, başarılı biri değil. Buradaki yenilik kahramanımızın bunun farkında olması ve rahatsızlık duymaması. Çünkü böyle yaşamayı seçen ve ısrarcı olan o. Bir diğer farklılık ise genellikle bu türün çözülme anlarında karşılaştığımız abartılı duygusal havanın hemen hemen hiç kullanılmaması. Yani bir tür ‘öldüm-bittim’, ‘dünyam başıma yıkıldı’ haliyle karşılaşmıyorsunuz. Yine bu türün değişmez motiflerinden biri olan ‘aşk’ teması araya sokulmamış. Böylece rahat akan ve başarıyla çizilmiş çocuk tiplemeleriyle de hayli eğlencili bir film olmuş. Son olarak, başta söylemem gerekeni so da vurgulayıp bitireyim. “Hababam Rock” her şeyden önce ‘rock’ kültüründen beslenen, gerek müzikleri, gerekse yaklaşımlarıyla ‘rock’a dair pek çok şey söyleyen ve ‘rock’ın ruhunu eğlenceli biçimde yansıtan bir film. Filmi izledikten sonra, ülkemizin en üretken müzik yazarlarından biri olan arkadaşım Murat Beşer’in birkaç gün önce söylediklerini hatırladım; “bence müzikal açıdan bu yıla damgasını rock vuracak ve birçok yeni grup çıkacak.” Doğrusu rock dinleyen biri olarak bundan mutluluk duyarım. Sakın “Hababam Rock” bunun ilk işaretlerini veriyor olmasın...

Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Replik
Dünya Ticaret Merkezi
Acı senin dostun; yaşıyorsun demektir.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com