Truman Show: Medyatik bir dram

Burak Göral 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Birgün bütün hayatınızın bir televizyon dizisi olduğunu öğrenseniz ne olur ? "The Truman Show" son zamanlardaki pek çok Amerikan filminden farklı olarak sizi bayağı bayağı düşündüren bir film. Üstelik başrolde Jim Carrey var!…
Kendi halinde 30 yaşında genç bir sigortacı olan Truman Burbank’ın çok sıradan ama düzenli bir hayatı vardır. Hemşire olan karısıyla biraz da bir oldubitti sonucu evlenmiş hayatı boyunca yaşadığı yer olan küçük Amerikan adası Seaheaven’ın dışına çıkmamış. Babası gözlerinin önünde denizde boğulduğu için sudan korkuyordur, bu yüzden deniz yolculuğuna da çıkamaz. Bir sabah evinden çıkıp işine gidecekken caddenin ortasına düşen bir ışık spotunun onun tüm hayatını değiştirecek bir dizi olayın başlangıcı olduğunu tabi ki anlayamaz.
Truman’ın hayatı aslında bir televizyon dizisidir. Truman’ı doğumundan beri tüm dünyada yaklaşık 30 yıl boyunca milyarlarca kişi izlemiştir. Çevresindeki herkes, ama her sabah gazetesini aldığı bayiiden tutun en yakın arkadaşı hatta karısına kadar herkes, birer oyuncudur ve rolleri her sabah senaryo halinde ellerine gelmektedir. Truman’ın 30. yaşgünü gelmiştir ve artık dünyasının Seaheaven’la sınırlı kalmasına tahammül edememektedir. İşte tam da bugünlerde “Truman Show”un kurucusu, yönetmeni ve kendisini bir nevi tanrı konumuna yerleştirmiş Krystoff’un istemediği bir takım terslikler üstüste yaşanmaya başlar. Yapay bir kasaba olan Seahaven’daki gökyüzünün yırtılıp Truman’ın evinin önüne düşen bir ışık spotuyla birlikte başka aksaklıklar da yaşanır. Sadece Truman’ın tepesine yağan yağmur, arabasının radyosuna karışan garip telsiz sesleri ve günlük programının dışında davrandığında çevresindeki insanların garip davranışlarını farketmesi gibi…Böylece truman giderek bilinçlenecek ve akla hayale sığamayacak kadar büyük bir medya oyununun içinde olduğunu anlayacaktır. Mücadelesi de işte tam bu noktadan itibaren başlar.
Medya hayatınıza el koyarsa…
Bir insanın hayatının bir televizyon dizisi olarak sunulması fikri aslında çok basit bir fikir gibi geliyor insana. “Benim hayatım dizi olmuş” diyen insanlara hepimiz rastlarız. Ama asla işlerin gerçekleşmesi durumunda Truman’ın yaşadığı dramın bizi de bulabileceğini düşünemeyiz. Truman Burbank bütün hayatının kocaman bir yalan olduğunu öğreniyor bir gün. Siz olsanız ne yapardınız ?
Jim Carrey’i sulu ve de anlamsız komedi filmlerinden kurtaran film “The Cable Guy” (Başbelası) olmuştu. Carrey’nin o filmde yeterince komik bulunmaması sonucunda film gişede kendisini gösteremedi. Arkasından gelen “Liar Liar”da (Yalancı Yalancı) da yarı komik bir karaktere bürünen Carrey, “The Truman Show” ile bu sefer işi bitirdi. Şimdiden “Amerikan Sinemasınının Son on yılında yapılan en iyi film” ünvanını alan film, Amerikan sinemalarında vizyona girdiğinde “Godzilla”nın sonunu getirmişti.
Yönetmenliğini Peter Weir’ın yaptığı film, çok önemli birşeyler başarmış. Filmde hem Truman’ın dramı anlatılıyor hem 2000’lere yaklaşan medya aleminin ulaşacağı noktalar tartışmaya açılıyor. Truman’a bir tercih yaptırılmamış çünkü sadece hayatına el konulmuş ve üstelik olayın tüm gerçekliği de halka detaylı bir şekilde açıklandığı halde 30 yıl kimsenin pek sesi çıkmamış bu konuda. 30 yıldır bu konuda halk tarafından yapılan ufak tefek müdaheleler var ama bunlar da genellikle Truman’a gerçeği söyleyen ilk kişi olup ünlü olma hayalleri kuran insanlar. Herkes Andy Warhol’un dediği gibi “kendi 15 dakikasını” yaşamak peşindeyken Truman Burbank kendi bitmeyen 15 dakikasını sona erdirmek istemektedir.
Tanrı rolünde bir medya patronu
Onun medyatik babası ve Seaheaven’da geçen herşeye müdahale edebilmesi nedeniyle (doğa olaylarına bile) tanrı gibi konumlanmış olan program yaratıcısı Krystoff da başka bir inceleme konusu. Ed Harris’in başarıyla canlandırdığı bu karakter yaptıklarını sanat ve gerçekliğin en ideal buluşması olarak görürken, şovunu dünyanın en önemli medya buluşu olarak görüyor. Nasıl görmesin ki, elektronik donanımlarla yüklü dev bir kubbeye daha bebekken aldığın bir çocuğu yerleştirirsin, hergün rol yapan 3000’in üstünde bir oyuncu kadrosu ile bir nevi hapsedersin ve etrafa 5000’in üzerine minyatür kameralar yerleştirirsin. Truman uyurken bile yalnız değildir artık. Çünkü dünya onu izliyordur.
Bu filme gitmeden önce sakın Jim Carrey’in “Maske”sini, “Budala Dedektif” filmlerini filan getirmeyin. Jim Carrey hayatının filmini gerçekleştirmiş çünkü. “The Truman Show” tertemiz anlatımı, içinde barındırdığı o “humor” duygusu ve iyi planlanmış oyuncu kadrosuyla sizi bayağı düşündürecektir. Oscar’larda “Er Ryan’ı Kurtarmak” ile kapışabilecek tek film “The Truman Show”. Mutlaka görülmesi gereken ve şimdiden bir klasik…
Truman’ın hayatı aslında bir televizyon dizisidir. Truman’ı doğumundan beri tüm dünyada yaklaşık 30 yıl boyunca milyarlarca kişi izlemiştir. Çevresindeki herkes, ama her sabah gazetesini aldığı bayiiden tutun en yakın arkadaşı hatta karısına kadar herkes, birer oyuncudur ve rolleri her sabah senaryo halinde ellerine gelmektedir. Truman’ın 30. yaşgünü gelmiştir ve artık dünyasının Seaheaven’la sınırlı kalmasına tahammül edememektedir. İşte tam da bugünlerde “Truman Show”un kurucusu, yönetmeni ve kendisini bir nevi tanrı konumuna yerleştirmiş Krystoff’un istemediği bir takım terslikler üstüste yaşanmaya başlar. Yapay bir kasaba olan Seahaven’daki gökyüzünün yırtılıp Truman’ın evinin önüne düşen bir ışık spotuyla birlikte başka aksaklıklar da yaşanır. Sadece Truman’ın tepesine yağan yağmur, arabasının radyosuna karışan garip telsiz sesleri ve günlük programının dışında davrandığında çevresindeki insanların garip davranışlarını farketmesi gibi…Böylece truman giderek bilinçlenecek ve akla hayale sığamayacak kadar büyük bir medya oyununun içinde olduğunu anlayacaktır. Mücadelesi de işte tam bu noktadan itibaren başlar.
Medya hayatınıza el koyarsa…
Bir insanın hayatının bir televizyon dizisi olarak sunulması fikri aslında çok basit bir fikir gibi geliyor insana. “Benim hayatım dizi olmuş” diyen insanlara hepimiz rastlarız. Ama asla işlerin gerçekleşmesi durumunda Truman’ın yaşadığı dramın bizi de bulabileceğini düşünemeyiz. Truman Burbank bütün hayatının kocaman bir yalan olduğunu öğreniyor bir gün. Siz olsanız ne yapardınız ?
Jim Carrey’i sulu ve de anlamsız komedi filmlerinden kurtaran film “The Cable Guy” (Başbelası) olmuştu. Carrey’nin o filmde yeterince komik bulunmaması sonucunda film gişede kendisini gösteremedi. Arkasından gelen “Liar Liar”da (Yalancı Yalancı) da yarı komik bir karaktere bürünen Carrey, “The Truman Show” ile bu sefer işi bitirdi. Şimdiden “Amerikan Sinemasınının Son on yılında yapılan en iyi film” ünvanını alan film, Amerikan sinemalarında vizyona girdiğinde “Godzilla”nın sonunu getirmişti.
Yönetmenliğini Peter Weir’ın yaptığı film, çok önemli birşeyler başarmış. Filmde hem Truman’ın dramı anlatılıyor hem 2000’lere yaklaşan medya aleminin ulaşacağı noktalar tartışmaya açılıyor. Truman’a bir tercih yaptırılmamış çünkü sadece hayatına el konulmuş ve üstelik olayın tüm gerçekliği de halka detaylı bir şekilde açıklandığı halde 30 yıl kimsenin pek sesi çıkmamış bu konuda. 30 yıldır bu konuda halk tarafından yapılan ufak tefek müdaheleler var ama bunlar da genellikle Truman’a gerçeği söyleyen ilk kişi olup ünlü olma hayalleri kuran insanlar. Herkes Andy Warhol’un dediği gibi “kendi 15 dakikasını” yaşamak peşindeyken Truman Burbank kendi bitmeyen 15 dakikasını sona erdirmek istemektedir.
Tanrı rolünde bir medya patronu
Onun medyatik babası ve Seaheaven’da geçen herşeye müdahale edebilmesi nedeniyle (doğa olaylarına bile) tanrı gibi konumlanmış olan program yaratıcısı Krystoff da başka bir inceleme konusu. Ed Harris’in başarıyla canlandırdığı bu karakter yaptıklarını sanat ve gerçekliğin en ideal buluşması olarak görürken, şovunu dünyanın en önemli medya buluşu olarak görüyor. Nasıl görmesin ki, elektronik donanımlarla yüklü dev bir kubbeye daha bebekken aldığın bir çocuğu yerleştirirsin, hergün rol yapan 3000’in üstünde bir oyuncu kadrosu ile bir nevi hapsedersin ve etrafa 5000’in üzerine minyatür kameralar yerleştirirsin. Truman uyurken bile yalnız değildir artık. Çünkü dünya onu izliyordur.
Bu filme gitmeden önce sakın Jim Carrey’in “Maske”sini, “Budala Dedektif” filmlerini filan getirmeyin. Jim Carrey hayatının filmini gerçekleştirmiş çünkü. “The Truman Show” tertemiz anlatımı, içinde barındırdığı o “humor” duygusu ve iyi planlanmış oyuncu kadrosuyla sizi bayağı düşündürecektir. Oscar’larda “Er Ryan’ı Kurtarmak” ile kapışabilecek tek film “The Truman Show”. Mutlaka görülmesi gereken ve şimdiden bir klasik…
Henüz kimse yorum yapmamış.



Tetikçi (10 Ekim 2008 20:00 Atv)
Jason Statham, Amy Smart, Jose Pablo Cantillo ve Efren Ramirez'in oynadığı "Tetikçi"adlı aksiyon filmi Tv'de ilk kez bu akşam Atv ekranlarında...
Jason Statham, Amy Smart, Jose Pablo Cantillo ve Efren Ramirez'in oynadığı "Tetikçi"adlı aksiyon filmi Tv'de ilk kez bu akşam Atv ekranlarında...

Kayıp Nişanlı
Gözyaşları söyleyemediğin şeyleri anlatır.
Gözyaşları söyleyemediğin şeyleri anlatır.






Seanslar
Fragman
