Harry Potter ve Felsefe Taşı
Aydınlıkla karanlığın ebedi savaşı...
Aydınlıkla karanlığın ebedi savaşı...

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
İngiltere'de yoksul ve yanlız bir annenin boş zamanlarında küçük oğlu için yazmaya başladığı öykünün, sonunda dünyaya malolan bir kitaplar dizisi kimin aklına gelirdi...
Sihir gibi değil mi! Kitap sayfalarından beyazperdeye düşen Harry Potter ve arkadaşlarının ilk macerası "Felsefe Taşı" ve ardındaki fenomeni sizin için aydınlatıyoruz...
Sihir gibi değil mi! Kitap sayfalarından beyazperdeye düşen Harry Potter ve arkadaşlarının ilk macerası "Felsefe Taşı" ve ardındaki fenomeni sizin için aydınlatıyoruz...
JK Rowling efsanesi kadar insanı heyecanlandıran bir şey var mıdır acaba?
Yazarak kendini oyalayan yoksul, yalnız bir anne… Isınmak için mahalle kafelerine gitmesi ve orada ‘Harry Potter ve Felsefe Taşı'nın ilk bölümünün satırlarını kaleme alması: “O çok meşhur olacak, bir efsane olarak büyüyecek. Gelecekte, bugün Harry Potter Günü olarak ilan edilirse hiç şaşırmayacağım. Harry hakkında kitaplar yazılacak ve dünyamızdaki her çocuk onun adını bilecek!”
“Bu satırların yazıldığı anda gökyüzünde bir şimşek mi çakmıştı acaba? Kafenin içini haberci baykuşlar mı istila etmişti?” diyor İngiliz film eleştirmeni Peter Bradshaw ve devam ediyor: "Kesinlikle böyle olmuş olmalı, yedi kitap ve Warner Bros'un yedi filmiyle 2007'de sonlanacak bu efsane için tüm yıldızlar doğru dizilmiş olmalı..."
Evet, yazar JK Rowling'in ‘Harry Potter ve Felsefe Taşı’'nı doğurma ya da yaratma öyküsü bir efsane adeta... Harry Potter, bugün bütün dünya çocuklarının sevgilisi. Rowling'in hikâyenin çocuklar üzerindeki etkisini fark etmesi, kapı kapı dolaşarak bir yayıncı bulması ve kitaplaştırmasının ardından İngiliz çocuk edebiyatının son dönem en başarılı serisi ortaya çıktı. Bugün sekiz yaşlarındaki bütün dünya çocuklarının elinden düşüremediği, üstelik büyüklerin de ellerinden bırakamadıkları 'Harry Potter' serisi şimdi de kendini beyazperde kanıtladı.
Peki sihir bunun neresinde?
Kitap sayfalarındaki sihir sonunda beyazperdeye indi! Bir dizi sihirin (Harry Potter maceraları beyazperdede devam edecek biliyorsunuz) ilki olan “Harry Potter ve Felsefe Taşı” Harry'nin büyücülük okulunda geçen ilk yılını anlatıyor. Bir trafik kazasında ailesini kaybeden küçük Harry, teyzesinin yanında büyür. Fakat teyzesi, eniştesi ve tombul kuzeni ona yıllar boyunca hep çok kötü davranır. Harry'nin hayatı 11 yaşına geldiğinde, Hogwarts Büyücülük Okulu'na davet edilmesiyle aniden değişir.
Bu macerada kim kimdir???
Tüm dünyanın bildiği gibi Harry küçük bir sihirbaz çocuk -ya da okulda öğrenerek olacak diyelim- sihirbaz olan anne ve babası kötücül Voldemort tarafından öldürülmüş. Neyse ki Voldemort yani 'ismi lazım değil' Harry'yi öldürmeyi başaramamış. Ancak Voldemort, Harry'nin alnının ortasına gizemli şimşek işareti bırakmış. Büyücüler Harry'yi doğaüstü olaylara inanmayan, hatta bunların şeytan icadı olduğunu düşünen teyzesi ve eniştesinin yanına bırakmış.
Harry, 10 yıl boyunca teyzesinin evinde merdiven altında yaşamak zorunda kalıyor. Günün birinde gelen Hagrid adlı dev ise Harry'ye Hogwarts Büyücülük Okulu'nun müdürü Albus Dumbledore'dan, onu okula davet eden bir mektup getiriyor. Böylelikle Harry, kendisi gibi küçük büyücülerle yetiştirilmek üzere bu okula başlıyor. Evde sürekli aşağılanan, merdiven altında yatıp kalkan Harry böylece sonunda kurtuluşu buluyor. Okulda özel öğretmenler tarafından eğitilen Harry, müdürü Dumbledore gözetiminde süpürgeyle uçmasını, iksir yapma sanatını, vs. öğreniyor. Beyaz, uzun sakallı bilge okul müdürü Dumbledore'u Richard Harris canlandırıyor. Bu arada hemen not düşelim: Harris bu rol teklif edildiğinde kabul etmemiş ve projede yer almak istememiş. Ancak 11 yaşındaki torunu ısrar edince kabul etmek zorunda kalmış. Harris'in baş yardımcısı olan biraz eleştirici havasıyla disiplini sağlamaya çalışan iyi kalpli profesör McGonagall rolünde ise Maggie Smith var.
Huzurlarınızda Alan Rickman!!!!
Ian Hart da ürkek ve çekingen Profesör Quirrell rolünde. Ehh, bir de Alan Rickman var ki muhteşem! Tehditkar, uğursuz görünüşlü Profesör Snape rolünde harikalar yaratıyor ve tüm usta aktörlerin başardığı gibi 'kötü adam' rolünde inanılmaz bir çekicilik getiriyor. Neredeyse hiç hareket ettirmeden konuştuğu ağzından replikleri baştan çıkarıcı, çift anlamlı, Shakespeare satırları okuyormuşçasına ahenkli melodiler misali dökülüveriyor.
Genç prensimiz, malumunuz Daniel Radcliffe tarafından canlandırılıyor. Roman kahramanı, adeta onun açık, samimi çocuk yüzünde canlanmış gibi. Kaderini ve kahramanlık etiketini abartmadan, fazla şaşırmadan ama övünmeden de kabul etmiş havasıyla bu maceranın doğal bir yolcusu. Heyecanlı, gözü kara Ron'u canladıran ise Rupert Grint. Son derece doğal oyunculuğuyla o da karakterinin hakkını veriyor. Çocuk oyuncu Emma Watson da muhteşem Hermione rolünde parlıyor: Otoriter, atılgan ve de körü körüne geleneklere bağlı, arkadaşları Ron ve Harry'yle güç birliği oluşturan küçük kız rolünde benzersiz.
Özel efektler de son derece doyurucu “Harry Potter ve Felsefe Taşı”nda. John Seale'in görüntüleri ile Stuart Craig'ın tasarımı başarıyla bir araya gelmiş. Hogwarts'daki hareket eden merdivenler sahnesi, okulun giriş bölümü gibi sahnelerdeki yapım tasarımı göz alıcı.
Yönetmen Chris Columbus, temkinli davranmış; yaratıcılık uğruna başka patikalara sapmadan ve kaçmadan bu fantastik öyküyle dürüst oynuyor. Kısaca “Harry Potter ve Felsefe Taşı”, üzerine düşeni başarıyla tamamlıyor ve belki de gelecekteki yeni bir Bond serisi gibi sinemada büyük ilgi görecek maceralar dizisinin ilki oluyor.
Aslında Harry Potter kimdir?
Sinderalla misali, enişte ve teyze mezaliminden bitap düşen küçük bir çocuk Harry. Kapı altlarında yatıyor, evde hizmetçilik yapıyor, evdeki kuzeni, teyzesi ve eniştesi tarafından sürekli aşağılanıyor. Derken bir gün adeta ‘Alice Harikalar Diyarı’ misali aynanın öbür tarafına geçiyor, yani Kings Cross istasyonundaki buçuklu perondan trene biniyor ve büyücülük okulu Hogwarts'a öğrenime gidiyor.
Harry Potter kuşkusuz özgün bir roman kahramanı ama esinlenmeleri ve göndermeleri kuşkusuz fantastik yazının kuralları üzerine oturmuş ve iyi ile kötünün ilahi çelişkisi üzerine kurulmuş. Harry Potter serisinin bu inanılmaz başarısında kuşkusuz fantastik öğelerle, trajedileri, iyi ve kötünün ebedi savaşını, karanlığın güçlerini harmanlayarak bir araya getirmesinin büyük payı var. Çocukların elinden bırakamadığı kitapların fanatik bir hayran kitlesi bulunuyor. Üstelik araştırmalar bu hayran kitlesine çocuklar haricinde bir de 25-35 yaş civarı azımsanmayacak bir grubun da dahil olduğunu ortaya çıkarmış.
Herkes Harry'yi araştırıyor
Bu arada, herkes Harry'nin sırrını çözmeye çalışıyor. Londra'nın Tavistock Kliniği'nden seçkin psikoterapist Margaret Rustin de, bu yönde bir çalışma yapmış. Büyücüler, iksirler ve süpürgelerle dolu hikâyelerin aslında insanların en kadim korkularından kayıp ve ayrılığı ele aldığı için böylesine etkin olduğuna karar vermiş. Rustin'e göre, Rowling bu formülü başarıyla uyguluyor. “Rowling, annesiyle babasını kaybetmiş bir çocukla işe başlıyor. ‘Harry Potter ve Felsefe Taşı’nda ve sonraki bütün kitaplarında da Harry'nin, gerçekte olmasa da kendi zihninden annesiyle babasını duygusal olarak yeniden keşfedişini anlatıyor.” Margaret Rustin ve sosyolog kocası Michael, daha önce de klinikteki çocuklarla konuşarak BBC2'ye bir belgesel yapmışlardı. Ona göre, Hogwart's Okulu'ndaki hocaların her biri anne babalığın bir başka yanını temsil ediyor. “Rustin'lerin Potter analizi, Karnac Books tarafından çıkarılan 1987 basımı çocuk edebiyatı incelemeleri 'Narratives of Love and Loss/ Sevgi ve Kayıp Anlatıları'nın yeni basımında yer alacak. İnsanın içine bir şüphe de düşmüyor değil: Acaba sadece bu nedenle mi yeniden basılıyor?" diye soruyor YKY yayınları tarafından ilki hariç diğer üç kitabı Türkçe’ye çeviren Sevin Okyay…
Sevin Okyay ayrıca Harry Potter'ın popülerliğiyle ilgili ilginç bağlantılar da bulmuş: "Harry Potter, aynı zamanda kadın yazarı J.K. Rowling'in bir başka kadın yazara, Enid Blyton'a karşı zafer kazanmasını sağladı. Harry ve arkadaşları artık Enid Blyton'ın ‘Afacan Beşler’inden daha meşhur. ‘Afacan Beşler’ ve onları izleyen ‘Yediler, çoğu kişinin çocukluğunun tatlı hatıraları arasında yer alır. Blyton, şimdiye kadar çocukların bir numaralı favorisiydi. En azından, kendi ülkesi İngiltere'de. Harry'nin hayranları ise filmin seyirci profilinin de kanıtladığı gibi her yaştan. İngiltere'de yapılan bir araştırmada, kendilerinden edebi bir karakter adı vermeleri istenen kişilerden yüzde 22'si 'Harry Potter' demiş. İkinci sıradaki Sherlock Holmes, Oliver Twist ve Winnie the Pooh, onu yüzde 2'yle ve açık arayla izliyorlar. Araştırmanın başka ilginç sonuçları da var:
Harry, Hermione, Ron, Hagrid ve Dumbledore adlarının kendilerine neyi hatırlattığı sorulan her 100 kişiden 42'si 'Harry Potter' diyor."
Harry'nin 'sonu geldi'
Bu arada toplam yedi kitap olması planlanmıştı. Ama ilk dört kitaptan sonra beşinci kitabın geçikmesi ve bekleyişin biraz uzun sürmesi Harry Potter hayranlarını yıpratmıştı. 2001 yılında Yapı Kredi Yayıncılık aracılığıyla Türk okuyucuyla buluşan Harry Potter serisi halen dünyada milyonlarca adet satan beş kitaptan oluşuyor; ‘Harry Potter ve Felsefe Taşı’, ‘Harry Potter ve Sırlar Odası’, ‘Harry Potter ve Azkaban Tutsağı’, edebiyat tarihinde en hızlı tükenen kitap olmak gibi bir üne sahip dördüncü kitap ‘Harry Potter ve Ateş Kadehi’ ve ‘Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı’.
Rowling, yedi kitap olarak planladığı seriyle ilgili BBC 1 televizyonu için yapılan bir söyleşide 'Harry Potter' kitaplarının sonuncusunu da tamamladığını söyledi. Televizyonda yayınlanan 'Harry Potter ve Ben' adlı söyleşide 'Potter'kolik'lere önemli açıklamalar yapan Rowling, bazı zamansız ölümlerle birlikte baş kahramanlardan bir kısmının da hayatlarını kaybedeceklerini anlattı. Yapılan söyleşide 'Harry Potter'ın yedinci ve son bölümünün son satırlarını kameralara gösteren ve kitabı kapatan Rowling, “Kitap buraya kadar. Ve bir daha da açılmayacak,” diyerek Potter'in sonunu ilan etmiş oldu. Rowling söyleşide okulu bitirdikten sonra kahramanların başlarına gelenleri anlattığını söylerken 'kız-erkek' meselelerinin de işin içine gireceğini okurlarına çıtlattı.
Kitap sayfalarından beyazperdeye
Harry Potter'ı beyazperdeye uyarlama projesinin başını, üç film için ayırdığı 216 milyon dolarlık bütçesiyle Warner Bros. çekiyor. Çekimlerine 2000 yılında başlanan filmin vizyonda da büyük ilgi görmesinde kuşkusuz yazar J. K. Rowling'in dayatmalarının büyük payı var. Çünkü Rowling filmin çekimlerinde en küçük ayrıntıyla bile yakından ilgilenmiş; uçan süpürgelerin renginden yaratıkların boylarına kadar. Bununla da kalmayan yazar Rowling, filmin senaristi Steve Kloves'u, yeni karakterler ya da yeni sahneler eklememesi konusunda uyarmış.
Kötüler ve iyilerin ilahi savaşı
“Harry Potter ve Felsefe Taşı”, Harry'nin bu okulda arkadaşları Ron ve Hermoine ile geçen ilk yılını anlatıyor. Yedi kitaptan oluşması planlanan seri küçük büyücünün Hogwarts'ta geçen heyecan dolu yedi yılını anlatacak. Kitapların inanılmaz satış başarısından etkilenen Warner Bros., filmin de gişede rekorlar kırmasından çok hoşnut ve bu nedenle serinin tamamını filme uyarlamayı planlıyor. Tüm kitaplarda ve filmlerde değişmeyen tek nokta Harry ve Voldemort'un yani aydınlığın ve karanlığın sonu gelmez savaşı.
Proje nasıl gerçekleşti?
“Harry Potter ve Felsefe Taşı”nın yönetmen seçimi de hayli olaylı geçti. Warner'ın ilk adayı usta yönetmen Steven Spielberg' di. Ancak Spielberg Harry Potter karakterinde Joel Osment'i oynatmak isteyince İngiliz oyuncu kadrosunda direnen JK. Rowling'in itirazı üzerine projeden çekildi. İşe bakın, film vizyona girdiğinde bu küçük büyücünün öyküsünü beyazperdeye uyarlamaktan vazgeçen Spielberg'in (“Jurassic Park”) ve George Lucas'ın (“Yıldız Savaşları”) gişe rekorlarını kırdı. Proje aşamasında Spielberg projeyi geri çevirince dört yönetmenin üzerinde duruldu; “Brazil”'in yönetmeni Terry Gilliam, “Hayalet Avcıları”na imza atan Ivan Reitman, “Melekler Şehri”nin yönetmeni Brad Silberling ve “Evde Tek Başına”yla adına duyuran Chris Columbus. Adayların arasında öne çıkan isim, küçük seyircilere hitap etmekte başarılı olan Chris Columbus oldu. Columbus önceleri çok sıcak bakmadığı projeye, bir Harry Potter hayranı olan küçük kızının ricası üzerine 'evet' demiş.
Harry'nin İngilteresi
Harry Potter fantastik dünyanın kahramanı, ama yaşadığı yerlerle ilgili görsel göndermeler gerçek dünyaya, özellikle İngiltere'ye yönelik. Dolayısıyla “Harry Potter ve Felsefe Taşı” için İngiltere'nin katedrallerinden, şatolarından, varoşlarından daha uygun "doğal dekorlar" bulunamazdı.
Oxford Bodleian Kütüphanesi, filmin çekiminde kullanılan yerlerden biri. Üniversitenin kaçıramayacağı kadar iyi bir tanıtım fırsatıydı bu. Warner Brothers'ın, J. K. Rowling'in çok satan romanından uyarladığı 130 milyon dolarlık filmin gösterime girmesiyle, burası Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'nun reviri, yemek salonu, kütüphanesi rolünü üstlenen mekânları görmek isteyen ziyaretçilerle dolup taşacak. İçinde bir Hogwarts salonu kurulan, 14. yüzyıldan kalma Gloucester Katedrali'nin rehberleri de, "Son zamanlarda 10-12 yaşlarındaki ziyaretçilerin sayısında alışılmadık bir artış var," diyorlar.
Londra Hayvanat Bahçesi filmde kendini oynuyor; Potter hediyelik eşyaları hayvanat bahçesindeki dükkânda satışa çıktı bile. Northumberland'deki Alnwick Şatosu'nun çevresindeki arazi ise, filmde Quidditch (büyücülük dünyasının popüler sporu) sahaları olarak kullanıldı.
Martins Heron'daki Picket Post Close, Harry'nin yaz tatillerinde akrabaları Dursley'lerin evinde kaldığı Privet Drive'a o kadar benziyor ki, insan neredeyse "Harry Potter burada yaşıyordu" gibisinden mavi bir levha görmeyi bekliyor.
Londra'nın Strand bölgesindeki Australia House, cincücelerce yönetilen Gringotts Bankası rolünde. Harry'nin Peron Dokuz Üç Çeyrek'ten Hogwarts Ekspresi'ne bindiği King's Cross İstasyonu ise filmde kendini oynuyor.
Gloucester halkı, ön-prodüksiyon aşamasındaki ikinci Harry Potter filminin çekimlerini şimdiden sabırsızlıkla bekliyor. İlk filmin gösterime girmesiyle, katedral kapılarının hemen dışındaki restoranın işleri katlanacak gibi görünüyor, rehberler ise meraklı Muggle'larla --yani bizim gibi büyü-dışı insanlarla-- epey uğraşacaklar belli ki.
Bu dosya Guardian gazetesindeki çeşitli makalelelerden ve Yapı Kredi Yayınları'nın Internet sitesindeki yazıdan derlenmiştir…
Peki sihir bunun neresinde?
Kitap sayfalarındaki sihir sonunda beyazperdeye indi! Bir dizi sihirin (Harry Potter maceraları beyazperdede devam edecek biliyorsunuz) ilki olan “Harry Potter ve Felsefe Taşı” Harry'nin büyücülük okulunda geçen ilk yılını anlatıyor. Bir trafik kazasında ailesini kaybeden küçük Harry, teyzesinin yanında büyür. Fakat teyzesi, eniştesi ve tombul kuzeni ona yıllar boyunca hep çok kötü davranır. Harry'nin hayatı 11 yaşına geldiğinde, Hogwarts Büyücülük Okulu'na davet edilmesiyle aniden değişir.
Bu macerada kim kimdir???
Tüm dünyanın bildiği gibi Harry küçük bir sihirbaz çocuk -ya da okulda öğrenerek olacak diyelim- sihirbaz olan anne ve babası kötücül Voldemort tarafından öldürülmüş. Neyse ki Voldemort yani 'ismi lazım değil' Harry'yi öldürmeyi başaramamış. Ancak Voldemort, Harry'nin alnının ortasına gizemli şimşek işareti bırakmış. Büyücüler Harry'yi doğaüstü olaylara inanmayan, hatta bunların şeytan icadı olduğunu düşünen teyzesi ve eniştesinin yanına bırakmış.
Harry, 10 yıl boyunca teyzesinin evinde merdiven altında yaşamak zorunda kalıyor. Günün birinde gelen Hagrid adlı dev ise Harry'ye Hogwarts Büyücülük Okulu'nun müdürü Albus Dumbledore'dan, onu okula davet eden bir mektup getiriyor. Böylelikle Harry, kendisi gibi küçük büyücülerle yetiştirilmek üzere bu okula başlıyor. Evde sürekli aşağılanan, merdiven altında yatıp kalkan Harry böylece sonunda kurtuluşu buluyor. Okulda özel öğretmenler tarafından eğitilen Harry, müdürü Dumbledore gözetiminde süpürgeyle uçmasını, iksir yapma sanatını, vs. öğreniyor. Beyaz, uzun sakallı bilge okul müdürü Dumbledore'u Richard Harris canlandırıyor. Bu arada hemen not düşelim: Harris bu rol teklif edildiğinde kabul etmemiş ve projede yer almak istememiş. Ancak 11 yaşındaki torunu ısrar edince kabul etmek zorunda kalmış. Harris'in baş yardımcısı olan biraz eleştirici havasıyla disiplini sağlamaya çalışan iyi kalpli profesör McGonagall rolünde ise Maggie Smith var.
Huzurlarınızda Alan Rickman!!!!
Ian Hart da ürkek ve çekingen Profesör Quirrell rolünde. Ehh, bir de Alan Rickman var ki muhteşem! Tehditkar, uğursuz görünüşlü Profesör Snape rolünde harikalar yaratıyor ve tüm usta aktörlerin başardığı gibi 'kötü adam' rolünde inanılmaz bir çekicilik getiriyor. Neredeyse hiç hareket ettirmeden konuştuğu ağzından replikleri baştan çıkarıcı, çift anlamlı, Shakespeare satırları okuyormuşçasına ahenkli melodiler misali dökülüveriyor.
Genç prensimiz, malumunuz Daniel Radcliffe tarafından canlandırılıyor. Roman kahramanı, adeta onun açık, samimi çocuk yüzünde canlanmış gibi. Kaderini ve kahramanlık etiketini abartmadan, fazla şaşırmadan ama övünmeden de kabul etmiş havasıyla bu maceranın doğal bir yolcusu. Heyecanlı, gözü kara Ron'u canladıran ise Rupert Grint. Son derece doğal oyunculuğuyla o da karakterinin hakkını veriyor. Çocuk oyuncu Emma Watson da muhteşem Hermione rolünde parlıyor: Otoriter, atılgan ve de körü körüne geleneklere bağlı, arkadaşları Ron ve Harry'yle güç birliği oluşturan küçük kız rolünde benzersiz.
Özel efektler de son derece doyurucu “Harry Potter ve Felsefe Taşı”nda. John Seale'in görüntüleri ile Stuart Craig'ın tasarımı başarıyla bir araya gelmiş. Hogwarts'daki hareket eden merdivenler sahnesi, okulun giriş bölümü gibi sahnelerdeki yapım tasarımı göz alıcı.
Yönetmen Chris Columbus, temkinli davranmış; yaratıcılık uğruna başka patikalara sapmadan ve kaçmadan bu fantastik öyküyle dürüst oynuyor. Kısaca “Harry Potter ve Felsefe Taşı”, üzerine düşeni başarıyla tamamlıyor ve belki de gelecekteki yeni bir Bond serisi gibi sinemada büyük ilgi görecek maceralar dizisinin ilki oluyor.
Aslında Harry Potter kimdir?
Sinderalla misali, enişte ve teyze mezaliminden bitap düşen küçük bir çocuk Harry. Kapı altlarında yatıyor, evde hizmetçilik yapıyor, evdeki kuzeni, teyzesi ve eniştesi tarafından sürekli aşağılanıyor. Derken bir gün adeta ‘Alice Harikalar Diyarı’ misali aynanın öbür tarafına geçiyor, yani Kings Cross istasyonundaki buçuklu perondan trene biniyor ve büyücülük okulu Hogwarts'a öğrenime gidiyor.
Harry Potter kuşkusuz özgün bir roman kahramanı ama esinlenmeleri ve göndermeleri kuşkusuz fantastik yazının kuralları üzerine oturmuş ve iyi ile kötünün ilahi çelişkisi üzerine kurulmuş. Harry Potter serisinin bu inanılmaz başarısında kuşkusuz fantastik öğelerle, trajedileri, iyi ve kötünün ebedi savaşını, karanlığın güçlerini harmanlayarak bir araya getirmesinin büyük payı var. Çocukların elinden bırakamadığı kitapların fanatik bir hayran kitlesi bulunuyor. Üstelik araştırmalar bu hayran kitlesine çocuklar haricinde bir de 25-35 yaş civarı azımsanmayacak bir grubun da dahil olduğunu ortaya çıkarmış.
Herkes Harry'yi araştırıyor
Bu arada, herkes Harry'nin sırrını çözmeye çalışıyor. Londra'nın Tavistock Kliniği'nden seçkin psikoterapist Margaret Rustin de, bu yönde bir çalışma yapmış. Büyücüler, iksirler ve süpürgelerle dolu hikâyelerin aslında insanların en kadim korkularından kayıp ve ayrılığı ele aldığı için böylesine etkin olduğuna karar vermiş. Rustin'e göre, Rowling bu formülü başarıyla uyguluyor. “Rowling, annesiyle babasını kaybetmiş bir çocukla işe başlıyor. ‘Harry Potter ve Felsefe Taşı’nda ve sonraki bütün kitaplarında da Harry'nin, gerçekte olmasa da kendi zihninden annesiyle babasını duygusal olarak yeniden keşfedişini anlatıyor.” Margaret Rustin ve sosyolog kocası Michael, daha önce de klinikteki çocuklarla konuşarak BBC2'ye bir belgesel yapmışlardı. Ona göre, Hogwart's Okulu'ndaki hocaların her biri anne babalığın bir başka yanını temsil ediyor. “Rustin'lerin Potter analizi, Karnac Books tarafından çıkarılan 1987 basımı çocuk edebiyatı incelemeleri 'Narratives of Love and Loss/ Sevgi ve Kayıp Anlatıları'nın yeni basımında yer alacak. İnsanın içine bir şüphe de düşmüyor değil: Acaba sadece bu nedenle mi yeniden basılıyor?" diye soruyor YKY yayınları tarafından ilki hariç diğer üç kitabı Türkçe’ye çeviren Sevin Okyay…
Sevin Okyay ayrıca Harry Potter'ın popülerliğiyle ilgili ilginç bağlantılar da bulmuş: "Harry Potter, aynı zamanda kadın yazarı J.K. Rowling'in bir başka kadın yazara, Enid Blyton'a karşı zafer kazanmasını sağladı. Harry ve arkadaşları artık Enid Blyton'ın ‘Afacan Beşler’inden daha meşhur. ‘Afacan Beşler’ ve onları izleyen ‘Yediler, çoğu kişinin çocukluğunun tatlı hatıraları arasında yer alır. Blyton, şimdiye kadar çocukların bir numaralı favorisiydi. En azından, kendi ülkesi İngiltere'de. Harry'nin hayranları ise filmin seyirci profilinin de kanıtladığı gibi her yaştan. İngiltere'de yapılan bir araştırmada, kendilerinden edebi bir karakter adı vermeleri istenen kişilerden yüzde 22'si 'Harry Potter' demiş. İkinci sıradaki Sherlock Holmes, Oliver Twist ve Winnie the Pooh, onu yüzde 2'yle ve açık arayla izliyorlar. Araştırmanın başka ilginç sonuçları da var:
Harry, Hermione, Ron, Hagrid ve Dumbledore adlarının kendilerine neyi hatırlattığı sorulan her 100 kişiden 42'si 'Harry Potter' diyor."
Harry'nin 'sonu geldi'
Bu arada toplam yedi kitap olması planlanmıştı. Ama ilk dört kitaptan sonra beşinci kitabın geçikmesi ve bekleyişin biraz uzun sürmesi Harry Potter hayranlarını yıpratmıştı. 2001 yılında Yapı Kredi Yayıncılık aracılığıyla Türk okuyucuyla buluşan Harry Potter serisi halen dünyada milyonlarca adet satan beş kitaptan oluşuyor; ‘Harry Potter ve Felsefe Taşı’, ‘Harry Potter ve Sırlar Odası’, ‘Harry Potter ve Azkaban Tutsağı’, edebiyat tarihinde en hızlı tükenen kitap olmak gibi bir üne sahip dördüncü kitap ‘Harry Potter ve Ateş Kadehi’ ve ‘Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı’.
Rowling, yedi kitap olarak planladığı seriyle ilgili BBC 1 televizyonu için yapılan bir söyleşide 'Harry Potter' kitaplarının sonuncusunu da tamamladığını söyledi. Televizyonda yayınlanan 'Harry Potter ve Ben' adlı söyleşide 'Potter'kolik'lere önemli açıklamalar yapan Rowling, bazı zamansız ölümlerle birlikte baş kahramanlardan bir kısmının da hayatlarını kaybedeceklerini anlattı. Yapılan söyleşide 'Harry Potter'ın yedinci ve son bölümünün son satırlarını kameralara gösteren ve kitabı kapatan Rowling, “Kitap buraya kadar. Ve bir daha da açılmayacak,” diyerek Potter'in sonunu ilan etmiş oldu. Rowling söyleşide okulu bitirdikten sonra kahramanların başlarına gelenleri anlattığını söylerken 'kız-erkek' meselelerinin de işin içine gireceğini okurlarına çıtlattı.
Kitap sayfalarından beyazperdeye
Harry Potter'ı beyazperdeye uyarlama projesinin başını, üç film için ayırdığı 216 milyon dolarlık bütçesiyle Warner Bros. çekiyor. Çekimlerine 2000 yılında başlanan filmin vizyonda da büyük ilgi görmesinde kuşkusuz yazar J. K. Rowling'in dayatmalarının büyük payı var. Çünkü Rowling filmin çekimlerinde en küçük ayrıntıyla bile yakından ilgilenmiş; uçan süpürgelerin renginden yaratıkların boylarına kadar. Bununla da kalmayan yazar Rowling, filmin senaristi Steve Kloves'u, yeni karakterler ya da yeni sahneler eklememesi konusunda uyarmış.
Kötüler ve iyilerin ilahi savaşı
“Harry Potter ve Felsefe Taşı”, Harry'nin bu okulda arkadaşları Ron ve Hermoine ile geçen ilk yılını anlatıyor. Yedi kitaptan oluşması planlanan seri küçük büyücünün Hogwarts'ta geçen heyecan dolu yedi yılını anlatacak. Kitapların inanılmaz satış başarısından etkilenen Warner Bros., filmin de gişede rekorlar kırmasından çok hoşnut ve bu nedenle serinin tamamını filme uyarlamayı planlıyor. Tüm kitaplarda ve filmlerde değişmeyen tek nokta Harry ve Voldemort'un yani aydınlığın ve karanlığın sonu gelmez savaşı.
Proje nasıl gerçekleşti?
“Harry Potter ve Felsefe Taşı”nın yönetmen seçimi de hayli olaylı geçti. Warner'ın ilk adayı usta yönetmen Steven Spielberg' di. Ancak Spielberg Harry Potter karakterinde Joel Osment'i oynatmak isteyince İngiliz oyuncu kadrosunda direnen JK. Rowling'in itirazı üzerine projeden çekildi. İşe bakın, film vizyona girdiğinde bu küçük büyücünün öyküsünü beyazperdeye uyarlamaktan vazgeçen Spielberg'in (“Jurassic Park”) ve George Lucas'ın (“Yıldız Savaşları”) gişe rekorlarını kırdı. Proje aşamasında Spielberg projeyi geri çevirince dört yönetmenin üzerinde duruldu; “Brazil”'in yönetmeni Terry Gilliam, “Hayalet Avcıları”na imza atan Ivan Reitman, “Melekler Şehri”nin yönetmeni Brad Silberling ve “Evde Tek Başına”yla adına duyuran Chris Columbus. Adayların arasında öne çıkan isim, küçük seyircilere hitap etmekte başarılı olan Chris Columbus oldu. Columbus önceleri çok sıcak bakmadığı projeye, bir Harry Potter hayranı olan küçük kızının ricası üzerine 'evet' demiş.
Harry'nin İngilteresi
Harry Potter fantastik dünyanın kahramanı, ama yaşadığı yerlerle ilgili görsel göndermeler gerçek dünyaya, özellikle İngiltere'ye yönelik. Dolayısıyla “Harry Potter ve Felsefe Taşı” için İngiltere'nin katedrallerinden, şatolarından, varoşlarından daha uygun "doğal dekorlar" bulunamazdı.
Oxford Bodleian Kütüphanesi, filmin çekiminde kullanılan yerlerden biri. Üniversitenin kaçıramayacağı kadar iyi bir tanıtım fırsatıydı bu. Warner Brothers'ın, J. K. Rowling'in çok satan romanından uyarladığı 130 milyon dolarlık filmin gösterime girmesiyle, burası Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'nun reviri, yemek salonu, kütüphanesi rolünü üstlenen mekânları görmek isteyen ziyaretçilerle dolup taşacak. İçinde bir Hogwarts salonu kurulan, 14. yüzyıldan kalma Gloucester Katedrali'nin rehberleri de, "Son zamanlarda 10-12 yaşlarındaki ziyaretçilerin sayısında alışılmadık bir artış var," diyorlar.
Londra Hayvanat Bahçesi filmde kendini oynuyor; Potter hediyelik eşyaları hayvanat bahçesindeki dükkânda satışa çıktı bile. Northumberland'deki Alnwick Şatosu'nun çevresindeki arazi ise, filmde Quidditch (büyücülük dünyasının popüler sporu) sahaları olarak kullanıldı.
Martins Heron'daki Picket Post Close, Harry'nin yaz tatillerinde akrabaları Dursley'lerin evinde kaldığı Privet Drive'a o kadar benziyor ki, insan neredeyse "Harry Potter burada yaşıyordu" gibisinden mavi bir levha görmeyi bekliyor.
Londra'nın Strand bölgesindeki Australia House, cincücelerce yönetilen Gringotts Bankası rolünde. Harry'nin Peron Dokuz Üç Çeyrek'ten Hogwarts Ekspresi'ne bindiği King's Cross İstasyonu ise filmde kendini oynuyor.
Gloucester halkı, ön-prodüksiyon aşamasındaki ikinci Harry Potter filminin çekimlerini şimdiden sabırsızlıkla bekliyor. İlk filmin gösterime girmesiyle, katedral kapılarının hemen dışındaki restoranın işleri katlanacak gibi görünüyor, rehberler ise meraklı Muggle'larla --yani bizim gibi büyü-dışı insanlarla-- epey uğraşacaklar belli ki.
Bu dosya Guardian gazetesindeki çeşitli makalelelerden ve Yapı Kredi Yayınları'nın Internet sitesindeki yazıdan derlenmiştir…Henüz kimse yorum yapmamış.
- Hayal-Et Kitap Yayınları’ndan 2 Yeni Sinema Kitabı
- Sinema.Com yazarlarından Murat Erşahin'in ilk öykü kitabı çıktı!
- Ülke sinemasının ‘rejisör’ü: Atıf Yılmaz
- Bir Film Nasıl Okunur? Sinema, Medya ve Multimedya Dünyası
- Jim Jarmusch - İlk ağızdan Jarmusch sineması
- Canavarlar, Yaratıklar, Manyaklar / KİTAP
- Babam ve Oğlum KİTAP
- Bilimkurgu Sinemasında Siberpunk
- Harry Potter ve Melez Prens (Kitap)
- Belgesel Film Üstüne Yazılar
- Star Wars Klasik Seri
- Sinema Dersleri Ünlü Yönetmenlerden
- Sinema ve Müzik
- Şark'ın Şiiri : İran Sineması
- Sine-masal Kentler



Görev (8 Eylül 2008 21:00 Tv8)
Robert De Niro, Jeremy Irons, Ray McAnally ve Aidan Quinn'in oynadığı Görev (The Mission) adlı film bu akşam 21:00'da Tv8 ekranlarında...
Robert De Niro, Jeremy Irons, Ray McAnally ve Aidan Quinn'in oynadığı Görev (The Mission) adlı film bu akşam 21:00'da Tv8 ekranlarında...

Ölüm Emri
Savaşta herkes haklı olduğunu düşünür. Ama sonunda herkes ölür.
Savaşta herkes haklı olduğunu düşünür. Ama sonunda herkes ölür.






Seanslar
Fragman
