
Peter Weir “Truman Show”da stüdyo içinde bir dünya yaratarak, gerçeklikten habersiz Truman adlı bir sebze-kişilik yetiştirmişti. Oysa “EdTV” bir insan plantasyonunda geçmiyor. San Francisco’da yaşayan Ed’in özel alanının sınırları kaldırılıp ruhu ve bedeni alenileştiriliyor. Ed, dolgun ücret karşılığı hevesle imzaladığı sözleşme sayesinde bir televizyon kanalına ait meta haline geliyor.
Yönetmen Ron Howard, işin etik yönüne ağırlık vermek yerine öncelikle bir komedi yapmayı tercih etmiş. Bu yaklaşımının nedenini “hafif” bir film çevirmek olduğunu sanmam. Howard, mizah aracılığıyla çığrından çıkmış bir toplumsal olayın, daha doğrusu hisleriyle davranan bir takıntının vehametini vurgulamaya çalışıyor.
Matthew McConaughey’in canlandırdığı Ed karakteri, Doğu felsefesine göre kalender meşrep, Amerikan rüyasına göre loser. 31 yaşına gelmiş, hala bir videocuda çalışıyor; ebeveynleriyle birlikte oturuyor; aşık olduğu kız ağabeyinin nişanlısı!
Televizyonculuk tarihine geçmek isteyen hırslı yapımcı Cynthia (Ellen DeGeneres) ve rating yükseldikçe yağacak yeşil dolarları düşleyen patron takımı Ed’e reddedemeyeceği bir ücret teklif eder. Bitirim ağabeyi Jay’in (Woody Harrelson) de ısrarlarıyla teklifi kabul eden Ed, imzaladığı sözleşmeyle tuvalet dışındaki her dakikasının görüntülenmesinden de vazgeçemeyeceğinin farkında değildir
Para ve şöhretin insanların başını döndürmesi anlaşılabilir, ama kalabalıkların gece gündüz bir adamı röntgenleme, bilumum fuzuli kamuoyu araştırmaları bahanesiyle onun özel yaşamına müdahale etme hakkına sahip olma “tutku”ları akıl alır gibi değil! Üstelik Ed’in yaşamına doğrudan dahil oluyor, gittiği her yerde futbol takımı taraftarları gibi çevresini sarıp tezahüratta bulunuyor.
Costa-Gavras’ın “Mad City”de de altını çizdiği gibi sonuçta medya da aynı kitleden çıkan bireylerden oluşuyor. Örnek davranışları gibi olmadık çılgınlıkları da yığınların yepkisiyle yönlendiriliyor. Kimse izlemezse söz konusu yayınları yapmazlar, yapamazlar.
Ron Howard, böyle kuru kuruya didaktik bir anlatımı tercih etmeyip mainstream bir film yaparak, eleştirinin acı şurubunu şekerli mizah suyuyla karıştırmış. Oyuncuların yüksek düzeydeki performansları da, özel yaşamın çok paraya feda edilmesi iyi olacağı mesajının bilinçaltımıza kazındığı bu komediyi izlemeye değer kılıyor.



Sean Penn, Naomi Watts, Danny Huston ve Carly Nahon'ın oynadığı "21"Grram" adlı film bu akşam 20:45'te Tv8 ekranlarında...

Dünyada iki tür hırsız vardır: Yaşamlarını zenginleştirmek için çalanlar ve yaşamlarını anlamlandırmak için çalanlar.
John Bridger






Seanslar
Fragman
