
Filmin geneline baktığımızda yönetmenin yaşanılan olay ve sebepleri üzerinde durduğunu ancak içten içe konunun toplumda yarattığı yıkımı ve eve dönen askerlerin kafalarının eskisi gibi olmadığını anlattığını görüyoruz. Filmin ilginçliği ve ironik boyutu ise konu olan olayın yıllarca ülkesine şerefli bir şekilde hizmet etmiş asker bir babanın (Tommy Lee Jones'un canlandırdığı Hank Deerfielld) başına gelmesi. Ancak bu ilginçlik ve ironi ilerleyen dakikalarda ortaya çıkan gerçeklerle, yerini büyük bir hezimete ve iğrençliğe bırakıyor. Acılı babanın Irak'tan dönen ancak bir anda sırra kadem basan oğluna ulaşmak için izlediği yollar, ikinci evladını da kaybeden anne Joan'ın (Susan Sarandon) yaşadığı tarifsiz yıkım ve sıradan bir polis soruşturması esnasında olaya müdahil olan detektif Emily Sanders'ın (Charlize Theron) cinayeti çözme konusundaki hırsları filmin sacayağını oluşturuyor. Özellikle oğul Mike'ın savaş sırasında cep telefonuna kaydettiği görüntülerin filmin tamamına serpiştirilip umulmadık zamanlarda tüyler ürpertici biçimlerde karşımıza çıkması soğuk duş etkisi yapıyor izleyiciler üzerinde. "Örtülü Gerçek"te askerlerin ve yerel halkın gözünden izlediğimiz insanlıktan çıkma sürecini bu kez geride kalan ana babaların gözüyle izliyoruz ve en nihayetinde anti-militarizme ailevi bir yaklaşım getirerek en hassas noktalara oynuyor "Tanrının Vadisinde".
Haggis konuyu karakterlerin içsel durumlarını çok fazla yansıtmadan işlemeyi uygun görmüş ve bu bağlamda bazı noktaların açıkçası yüzeysel kaldığını düşünüyorum. Zira bazı yapımlarda konunun derinliği karakterlerin derinliği ile aynı oranda karışmadığında anlatım bütünlüğünün tam oluşmadığı hissini veriyor. Ancak yine de oyuncuların karakterlerle uyumları mükemmel ve özellikle bu seneki ödüllerde en iyi erkek oyuncu dalında kuvvetli adaylardan biri olan Tommy Lee Jones'u film boyunca gözlerimizi ayırmadan izlemek "Tanrının Vadisinde"nin en büyük kozu olarak nitelendirilebilir. Filmde yerel bir polis olarak izlediğimiz ve kariyerinin şu anda doruğunda olan Josh Brolin, "Örümcek Adam"dan hatırladığımız James Franco ve "Sleepers"tan sonra dişe dokunur yapımlarda izini pek bulamadığımız Jason Patric gibi isimler de bulunuyor.
Sinema tarihindeki savaş karşıtı yapımlar arasında kesinlikle ilk 10'da yer alması gereken "Tanrının Vadisinde" kendi kendisini sorgulayan bir toplumun salt bir şekilde ortaya koyduğu nihai bir yüzleşme gibi. Artık konunun vahameti o kadar ciddi boyutlarda ki yapılan filmler dahi yeni boyutlara yelken açıyor ve sıradan savaş filmlerinden çok farklı çizgilerde ilerliyorlar. Sinemadaki üretkenliğin, savaş gibi insanlığı böylesine tehdit eden olayların neticesinde filizlenmesi trajik olarak değerlendirilebilir ancak bu olayların da bir şekilde dile getirilmesi şart değil mi?
Kimler İzlemeli?
Kimler İzlememeli?


Bugün Hollywood’un en güvendiği yönetmenler arasında gösterilen ve Perfect Storm, Troy, Poseidon, Das Boot ve Outbreak gibi filmlerle yerini sağlamlaştıran Petersen’ın kariyerinde özel bir yeri olan "In The Line Of Fire" bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!

Ded. Tapp : Seni rahatsız manyak.
John : Evet, rahatsızım.
Beni içten içe yiyen hastalıktan rahatsızım.
Ellerindekinin kıymetini bilmeyen insanlardan rahatsızım.
Başkalarının acılarını önemsemeyenlerden rahatsızım.
Hepsinden rahatsızım.







Seanslar
Fragman

