Özcan Deniz ile 'Firuze' üzerine...
Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Özcan Deniz şimdilerde sinemalarımızda Neredesin Firuze geçmişini hatırlıyor, başarı arıyor. Fantazi müziğin popülerin ismi Deniz dördüncü sinema filminde 'eski' imajını kuşanarak beyazperdede aktör olarak yeni bir kariyer peşinde. Kendş deyişiyle 'Kadir İnanır gibi kalıplara sıkışmak' istemiyor. Müziğine yakın olmasak da sinema macerasına uzak kalamayacağımız Özcan Deniz ile konuştuk.
Bu sinemada dördüncü kez yer alışınız, nasıl memnunmusunuz halinizden, “Neredesin Firuze”yi beğendiniz mi? Özcan Deniz: Çok beğendim ve keyif aldım. Çok da heyecanlandım. Ben de sizinle birlikte izledim filmi şimdi. Emeğimizin böye yerini bulması harika bir şey. Özcan Deniz olarak müzik aleminde belli bir imajınız var. Oysa sinemada bunu bir şekilde ters yüz ediyorsunuz adeta, özellikle de Kolay Para’da. Neredesin Firuze’de de ideal imajınızdan uzak gibisiniz. Sinema risk almak için yönetmenlere çok güvenmiş olmanız gerek, değil mi?
Özcan Deniz: Valla beni maymuna çevirdiler! Hani hayvanat bahçelerindeki maymunlar gibi şaklabanlık yapıyorum.(kahkahalar) Nasıl yani?: Özcan Deniz: Baksanıza filmdeki halime, görüntüme. Saçım başım, her şey şaklaban gibi. Tabbi ki müzik piyasasında belli bir imajım var. Söyletiğim müzk tarzı da öyle ama işte bu filmde kılıktan kılığa girdim, n’payım! Ama gayet başarılı bir sonuç olmuş bence. Yönetmene teslim olmak bir oyuncu için çok önemli değil mi?
Özcan Deniz: Tabii ki. Sinema oyunculuğu çok farklı bir şey. Ben büyük bir risk alıyorum sinemada. Dediğiniz gibi ‘Kolay Para’da imajımı tamamiyle yıktım. Bzim gibi piyasada sert görünen insanların, meşhurların aslında gerçek yaşamda başka bir yönü de olduğunu gösteriyor film. Adam dışarıdan bambaşka ama gerçekte bundan da farklı. Siz beğendiniz demek... Evet, ben sizin yüzünüzün sinema perdesine çok uygun olduğunu da düşünüyorum ayrıca. Ama tabii ki doğru yönetmenin ellerinde. Peki bu projeye dahil olmanız nasıl oldu?
Özcan Deniz: Senaryoyu Ezel (Akay) bana getirdiğinde çok beğendim ve iyi bir fırsat olduğunu düşündüm. Ama rolümün çok riski vardı. İmajımızın tam tersine garip saçlar, abartılı kostümler filan. Bir de çok komik duruma düşüyoruz tabii. Baksana esas oğlanım güya ama kızı elde edemeyen bir biçareyim. Zavallı durumundayım yani. Bu rol daha önceki TV dizilerimdeki rollerimden, imajımdan çok farklı. Ama bir oyuncu olarak kendimizi aşmak gerek. Belirli çizginin dışına çıkmayı göze almak gerek. Müzikten gelen imajımı aynen devam ettirip kendimi hapsetmek hiç istemem. Özellikle sinemada bunu değiştirmek istedim. Belirli bir karakterde tıkılırsanız oynayacağınız roller de kısıtlıdır sizi bağlar. Rahat olup korkmamak gerek. Bir çok oyuncu kendilerini belirli bir çizgiye koydukları için zamanla sıkışmışlardır. Ben kendime böyle sınırlı bir alan istemiyorum. Yılların Hollywood oyuncusu gibi konuşuyorsunuz... Özcan Deniz: Öyle olmak gerek ama. Kendimizi aşmak ve ileri gitmek için belirli tiplemelere saplanmamak gerek. Yağız delikanlı, esas oğlan karakterleri nereye kadar götürebilir ki insanı... Sinemada, yani sadece Türkiye’de değil her yerde böyle ‘tek tip’ olma tehlikesi var oyuncu için... Özcan Deniz: Mesela bakınız bizde Kadir İnanır olayı. ‘Komiser Şekspir’de etek giyince olay oldu. Herkes, medya filan onun etek giymesini büyük olay yaptı, erkekliğe sığar mı filan tartışmaları oldu. Çünkü Kadir İnanır kendisine öyle bir imaj çizmişki geçmişte, şimdi sanat adına bir şey yaptığında yargılandı. İşte ben böyle olmak istemiyorum. Yani bu imaj tersyüz etmesi devam mı edecek beyazperdede? Gerçi bu da bir imaj çalışması değil mi? Özcan Deniz: Müzikte belli bir kalıba girdiğim doğru ama doğru da değil. Burada da arayışlara giriyorum. Ama sinema benim için çok taze bir alan. Bu şansı iyi kullanmak isterim. ’Neredesin Firuze’ye dönersek; çekimlerde sette nasıldınız, yönetmenle uyumunuz nasıldı, zorlandınız mı?
Özcan Deniz: Yok gayet iyi oldu. Başlarda biraz sıkıntılıydık ama...

Haluk Bilginer, Demet Akbağ gibi deneyimli oyuncularla birlikte oldunuz. Sette sizde bir gerilim yaratmıştır bu herhalde, değil mi? Özcan Deniz: Tabii ki insan ilk başta ‘beceremem’ diye düşünüyor ama aslında başarmak istediğiniz için de olacağını biliyorsunuz. Herkes ilk günlerin stresi geçtikten sonra birbirine çok kaynaştı, rahatladı. Yardımlaşma ve paslaşma çok güzeldi. Çok şey öğrendim ben onlardan. Sonuçta benim onlardan öğreneceğim çok şey vardı, hala da var. Eğer oyuncu olmak istiyorsam benden iyilerini, ustaları yakından incelemek ve üzerime düşeni yapmak zorundayım. Televizyon dizileri, oradan da sinemaya geçtiniz, oyunculuğu çok sevmişe benziyorsunuz... Özcan Deniz: Sinemayı çok seviyorum. İlk kez 1994’de 10 yönetmen 10 film adlı kısa filmlerin biraraya geldiği bölümlerden birisinde rol aldım tesadüfesn. Teklif edildi ve ben de kabul ettim. Küçüktü ama benim için harika bir çalışmaydı. Sonra müzikte adımı iyice duyurmaya başlayınca TV dizileri geldi. İnanılmaz sayısız teklif geldi ama ben kabul etmedim hemen. Hani şu bir şarkı dizesine bir dizi çekilmeye başlandığı furyadan söz ediyordunuz, değil mi? Özcan Deniz: Evet. Ben işte şarkıcı kimliğimi olduğu gibi o tür dizilerde kullanmak istemedim. Çok ince eleyip dokudum. Sonunda oturdum ‘Aşkın Dağlarda Gezer’i yazdım. Sonuçta çok başarılı oldu. Ardından yine müzik piyasasında ünlü olduğum için şarkılı diziler geldi ama kabul etmedim. Sonunda ‘Asmalı Konak’ geldi ve gerisini biliyorsunuz. ’Asmalı Konak’ ile ‘Neredesin Firuze’ ardarda geldi. Bir kaç ay arayla sizi sinemalarda izlemeye başladık. Bu nedenle herkes sizin oyunculuğa ağırlık verdiğinizi düşünüyor... Özcan Deniz: Yok müzikten vazgeçemem. Aslında ‘Neredesin Firuze’ projesi geldiğinde ‘Asmalı Konak’ filmi yoktu. Hatta tam bunu çekecektik ki araya ‘Asmalı Konak’ girdi. Artık yapımcılar kendileri arasında anlaştı ve önce ‘Asmalı Konak’ çekildi. Yeni projeniz nedir, sinema mı yine? Özcan Deniz: Yok. Mayıs’ta yeni kasedim çıkıyor. Ayrıca yine benim yazdığım bir Televizyon dizisi olacak. Rol yapmaya devam yani...

Henüz kimse yorum yapmamış.
TV'de bugün
Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Replik
Güzel Dedektif
Gracie Hart: Hawai’de “aloha”yı merhaba ve hoşçakal anlamında kullanmıyorlar mı?
Miss Hawaii: Evet, ve?
Gracie Hart: Eğer biriyle telefondaysan, ve konuşmayı durdurmuyorlarsa, ve sen tamam aloha diyorsan, her şeye yeniden başlamazlar mı?

« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com