Kayıt
Johnny Depp: En karizmatik korsan...
Sinema.com 25 Mayıs 2007, Cuma 00:00
Johnny Depp, "Karayip Korsanları" serisinin son filmi; "Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu"nda şimdiden efsane olmuş Kaptan Jack Sparrow olarak hayranlarıyla bir kez daha buluşuyor. Korsanların son filminde, bu rol için ilham aldığı Keith Richards'la birlikte rol aldığını düşününce ortaya çıkan sonuç için heyecanlanmamak mümkün değil.

Amerikalı oyuncu Johnny Depp 9 Haziran 1963 tarihinde Amerika'nın Kentucky eyaletinin Owensboro kasabasında dünyaya geldi. Babası John, bir mühendisti. Annesi Betty Sue garsonluk yapıyordu. Ağabeyi D.P sonraları yazarlıkla uğraşacaktı. Johnny Depp çocukluk yıllarında, pek sevgili büyükbabasının evini çok sık ziyaret edecek ve zamanını kendisinden oldukça büyük, yaratıcısının-yaratıcısıyla birlikte geçirmekten zevk aldığını çok sonraları itiraf edecekti. Aynı yıl ailecek Florida'ya taşınan Depp ailesinin baba figürü, yani daha önce belirtildiği üzere John Depp bir iş bulacak ancak John Depp'in baba figürü ölüp başka diyarlara göçünce, ailenin tüm düzeni sarsılıverecekti. Bu yaşananlar pek mühim gelişmelere sebebiyet verdi. Cennet veya cehennemde - bilemiyoruz, ama Johnny ve D.P Depp'in büyük babaları, Betty Sue Depp'in kayınpederi ve pek muhterem John Depp'in babası ölümüyle kapanmayacak yaralar açtı bu ailenin yaşantısında. Yıllarca çeşitli evler değiştirdiler ve hep mutsuz oldular. O muhteşem beyefendinin yerinin doldurulamayacağını bilemediler. Johnny öbür dünya korkusuyla tir tir titredi.

İncil ve gitar Düzen, uzun yıllar bu eve uğramadı. Johnny, okulunu sevmeyen bir çocuk olmuştu. Henüz on beş yaşındayken, mütemadiyen münakaşa eden ebeveynleri, evlilik akitlerini feshetmek üzerinde tam bir fikir birliğine ulaştılar. Annesinin, yani garsonluk yapan Betty Sue'nun pek muhterem ağabeyi, aşırı dinci ve münevver olmaktan çok uzak bir beyefendiydi ve pek tabii dini vecibelerini yerine getirmekten ayrı bir haz duyardı. Pek sevgili amcasının (yani annesi garson Betty Sue'nun çok mühim bir beyefendi olan ağabeyleri) kilisesinde (zaten kendisi bir papazdı) kuzenlerinin, Hristiyanların ulu ve eşsiz kitab-ı mukaddesleri, İncil'den hareketle seslendirdikleri parçaların muhteşem ezgileriyle hülyalara (yani düşlere, fantezilere, hayallere, rüyalara, ılgımlara, sanrılara, pusarıklara, fantasmalara) dalan Johnny Depp için, bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı, olması beklenemezdi. Ezgilerin ademoğlunu kendinden geçiren kusursuzluğuyla pusarıklara dalan Depp, pek sevgili ve değerli anasının kendisine verdiği, toplamda 25 $'a ulaşan banknotlarla gittiği müzik aletleri dükkanından bir gitarla döndü. Bir 'garaj' grubu kuran genç Johnny ve kadim dostları, bir süre sonra harikulade bir uyumun eşsiz matematiğiyle müzik yaptıklarının farkına vardılar. Ancak eşsiz oyuncunun dostları, komşuları, mektep hocaları ve kendisiyle yaptığımız mülâkatlardan edindiğimiz bilgiler ve bu bilgilerin yazıldığı sayfalardan şöyle bir sonuca vardığımızı da söylemeden edemiyoruz: "Yaşı tutmadığı için arkadan girdi." Bu cümleyi aynen pek mühim ve eşsiz oyuncunun kendisinden ve aile dostları ve biricik hocalarından aldığımız enformasyon eşliğinde yazdığımızdan, yayınımızın herhangi bir sansür girişimiyle karşılaşma olasılığına karşı yoğun bir acı duygusu şimdiden kalbimizin tâ en ırak köşelerinde belirmiştir. Evet: "Yaşı tutmadığı için arkadan girdi."

Arka kapı Fazlasıyla açık olan cümlemizden anlaşılacağı gibi barlara girmesi için Depp'in yalanlar söylemesi gerekiyordu; ama peki ya barlarda çalmak için? Bu sorunun pek esrarlı cevabını hiç düşündünüz mü? Tüm cihanda yaşanan bu hakiki sorunun çaresi (yani dermanı, devası, emi, ilâcı, merhemi, panzehri, umarı) arka kapıdan girmekti. Grubun ismi ilk başlarda 'Flame' idiyse de daha sonraları 'Kids' ismi daha caiz görülecek ve hemen deruhte edilecekti. Günümüzün gençleri tarafından 'A Perfect Day' isimli nağmesiyle tanınan Lou Reed'in turnesi sırasında ön grup olarak sahneye çıkan 'Kids', para kazanmak amacı ile telefon-reklamcılığı işini bir süre icra etmişti. Mezuniyet Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi, 'Kids'in de bir sonu oldu ve bu esnada, aktris Lori Allison ile evlenen Johnny Depp, eşinin girişimiyle pek muazzez bir oyuncu olan Nicolas Cage ile tanıştı ve bu sayede, tüysüz ve dalyan gibi bir centilmen olan Depp, ilk sinema filminde rol almayı başardı. Wes Craven'ın "A Nightmare on Elm Street" ve müteakiben "Private Resort" filmleriyle oyunculuk konusundaki şevki artan tüysüz centilmen Depp, Los Angeles'da Loft Studio'da dersler almaya başladı. Her şey çok güzeldi. Ilık bir yaz günü oyunculuk mektebinden mezun olan Johnny Depp, politik eserleriyle cemaatin bir bölümü üzerinde garaz ve köpürme, cemaatin bir başka bölümü üzerinde müptelâlık yaratan Oliver Stone'un Akademi Armağanı ile mükâfatlandırılan "Platoon" isimli eserinde rol aldı. Ardından menajerinin ısrarlarıyla "21 Jump Street" isimli televizyon dizisinde, tam üç sene boyunca oyunculuk yapan Depp, sonunda sıkıldı, diziden izin istedi ve kendi yoluna gitti. İnsanın kanını donduran harikulâde filmleriyle tanıdığımız John Waters'ın bugün artık bir 'kült' kademesine ulaşmış "Cry-Baby" isimli eserinde rol alan Depp'in kısmeti, ahir senelerde pek yavan sergüzeştlerle karmakarışık oldu. Özellikle biricik dostu River Phoenix'in, Depp'in Los Angeles'daki gece kulübü 'Viper Room'da aşırı dozda uyuşturucu alarak ahreti boylaması, magazin basınının kalemşörlerinin eleştiri oklarının kendisine yönelmesine sebebiyet verdi.

Düşüşler ve inişler Johnny Depp aynı günlerde "Edward Scissorhands"de birlikte rol aldığı Winona Ryder'dan ayrıldı.Kadınlar konusundaki başarısızlığı, sanatçının oyunculuğunda eşi görülmemiş bir yükselişe yol açtı. "What's Eating Gilbert Grape?", Jim Jarmusch isimli alelâcayip yönetmenin "Dead Man" ve Al Pacino isimli mütekâmil ve nadide oyuncunun "Donnie Brasco" isimli filmlerindeki performanslarıyla, dârıdünyanın en işgüzar sanatkârları arasında sayılmaktadır. Eserleri Maziye şöyle bir baktığımızda, ırak görüşlü mecnun yönetmen Terry Gilliam'ın "Fear and Loathing in Las Vegas" ve kozmosta yer alan her ümmeti hayret dolu bakışlarla yapayalnız bırakan Tim Burton'un "Sleepy Hollow" filmleriyle ve nihayetinde genç damlara karşı eziyet veren tutumlarıyla tanınan ve bize göre arzımızın en cafcaflı isimlerinden Roman Polanski'nin "The Ninth Gate"iyle oyunculuk maharetini kanıtlayan Johnny Depp'i en son "Chocolat" (2000), "Blow" (2001) ve "From Hell" adlı yapımlarda peş peşe izlemiş, sonra gözden kaybetmiştik. Geçtiğimiz yıl, İstanbul'un en biricik aktivitelerinden olan Film Festivali'nde gördük ki, yine Terry Gilliam adlı çılgının peşine düşmüş İspanyol çöllerinde mecnun olmakta. "La Mancha'da Kaybolanlar" gibi, bir filmin nasıl çekilemediğini anlatan bir belgeselde göründüğü kısa sürede bile izleyiciyi aurasının çevresinde toparlayan bu 'cool' yakışıklı, daha sonra sinemalarımıza uğradığı "Karayip Korsanları"nda yarattığı özgün karakteri Jack Sparrow ve "Gizli Pencere"de hayatı kâbus halini alan yazar Mort Rainey karakterleriyle akıllara kazınmış; hemen sonra "Düşler Ülkesi"ndeki performansıyla da Oscar'a aday olmuştu. "Karanlıktan Önce"de devrim sonrası Küba'sında biri eşcinsel, diğeri de devrim yanlısı bir hapishane müdürü olan iki zıt karakteri canlandıran Depp, perdede az ama öz görünmüş ve kısa sürede filme damgasını vurmuştu. Bu filmde, yakışıklı aktörün başarılı performansına doyamayanlar, Tim Burton ustanın son filmi "Charlie'nin Çikolata Fabrikası"nda Depp'e sıradışı Willy Wonka karakterinde fazlasıyla doymuşlardı. Ancak özellikle sıkı fanatiklerinin, ona doymaları pek de mümkün değil. Neyse ki, Johnny Depp de, insanların ona duyduğu sempatiye lâyık olmak için canla başla çalışıyor ve hep birbirinden iyi, izleyicileri mest eden filmlerde karşımıza çıkıyor.

Şimdiden efsaneye dönüşen "Karayip Korsanları" serisininde Jack Sparrow' u canlandıran Johhny Deep serinin sonuncusu olarak çekilen film için: “Kaptan Jack Sparrow’a belki de sonsuza kadar elveda deme ihtimali, elbette özlemle beklediğim birşey değil… Ancak durum buysa alışmak zorundayız. Dört yıldan fazla devam eden sıkı bir koşu yaptık. Kaptan Jack’in beni ömrüm boyunca gülümseteceğini biliyorum.” diyor. Johnny Deep gibi bizlerde Kaptan Jack ve Karayip Korsalarını hatırladıkça gülümseyeceğiz... Jack Sparrow'u kendine has tarzıyla döktürdükten sonra, eminiz onu pek çok sinemasever Johnny Deep'i uzun süre korsan olarak hatırlamak isteyecek, korsanların en tuhafı, en uçarısı ve en karizmatiği olarak...

Toplam 5 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.
TV'de bugün
21 Gram (12 Ekim 2008 20:45 Tv8)

Sean Penn, Naomi Watts, Danny Huston ve Carly Nahon'ın oynadığı "21"Grram" adlı film bu akşam 20:45'te Tv8 ekranlarında...

Replik
Mutluluk
Yarını düşünmeden, bilmeden yaşamak istiyorum.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com