Kanadalılar ne sever?

Esin Küçüktepepınar 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Daha pasaport kontrolü sırasında başka bir yere geldiğinizi hissettiren Montreal, gümrük görevlisinden sokaktaki vatandaşına ve festival çalışanlarına kadar sinema sevdasına daldı...
Dev kıtanın iki ayrı dünyası ABD ile Kanada arasında ne denli kültür ve yaşam biçimi farklılıkları olduğunu son olarak Michael Moore’un ‘silah sevdasını’ anlatan Oscarlı belgeseli “Benim Cici Silahım” ile izlemiştik. ABD’ye hiç davet edilmedim, ama Avrupa kapılarında çok telef olmuş bir fani olarak Montreal gümrüğünden elimdeki naçizane vizeyle giriş yaparken Kanada farkını gördüğümde saşırdım. Gümrük memurları ‘yabancıları’ geniş bir gülümsemeyle karşılıyor, buyur ediyorlardı. Üstelik gümrük kontrollerinde hemen her ülkede olduğu gibi ,2Kanada vadandaşları için ayrı, diğer ülke vatandaşları için ayrı' sıra, kuyruk filan yoktu; yani kim erken girerse sıraya hesabı, pek demokrat bir usül uygulanıyordu. Yine de genlerime işlemiş olan ‘Doğulu’ fobisiyle huzursuzdum pasaportumu uzatırken. Neden Montreal’e geldiğimi güleryüzlü bir ifadeyle sorarak formaliteyi yerine getiren gorevli film festivalinde jüri olduğumu oğrenince iş çığrından çıktı, yani ilk kez iyi anlamda… “Biz Kanadalılar ne severiz bilir misiniz?” diye sordu görevli genç bayan. “Giris onayım bu cevaba bağlıysa biraz düşünme süresi isterim,” dedim ben de. Gülüşürken anlatmaya başladı, işte konuşmasından bazı başlıklar: “Biz ömrü boyunca iyi film bekleyen, ama aslında kötü filmden hoşlanan bir milletiz”; “Luc Besson`un “Taksi” filmlerini izleyecek kadar değil, ama”; “ABD film ve dizi film piyasası için son yıllarda iyi bir pazar olduk. Bu nedenle Amerikalılar hemen SARS virüsünü icad ettiler”; “Biz Kanadalılar işten sonra mutlaka bir içki içip sonra da sinemaya gitmeyi severiz. Filmin kötülüğüne göre izlemeden önceki içki sayısı artabilir”...
Böyle sürüp giden sohbette, yasalara göre güvenilir bir vatandaş olduğum ve asla Kanada’da terör olaylarına karışmayacağım, işim bittiğinde de ülkeme geri döneceğim konusunda ikna etmem gereken görevlinin sinema üzerine sorduğu sorularla Montreal'e giriş yaptım. Kısaca, kent, gümrük görevlisinden sokaktaki vatandaşa ve festival çalışanlarına kadar sinema sevdasına dalan, İngliliz usulü kara mizahla kendini yerden yere vuran esprilerle festival koşuşturmasını hafifleten eğlence anlayışıyla canlı ve heyecanlı günler yaşamaya başladı. Sizin de şerefinize kadeh kaldırıyor, oradan da bir filme koşturuyorum.. Montreal’den sevgilerle…
Henüz kimse yorum yapmamış.


Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!

Hitch: Aşk Doktoru
Yaşam aldığın solukla değil, soluğunu kesecek anlarla ölçülür.
Alex "Hitch" Hitchens
Yaşam aldığın solukla değil, soluğunu kesecek anlarla ölçülür.
Alex "Hitch" Hitchens








Seanslar
Fragman

