Temmuz'da: İçinizi ısıtacak bir macera

Özgür Poyrazoğlu 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Gidilesi, görülesi, müzikleri albüm olarak beklenesi bir Temmuz filmi bu. Temmuz'da, bizi maceralı bir Hamburg ? İstanbul yolculuğuna çıkartıyor, biraz özendirerek, biraz eğlendirerek ama film boyunca gülümseterek.
Uzun yıllar önceydi... Lise yılları... Sınıfın en fırlama tiplerinden biriyle oturuyordum... Aylardan Nisan, havalar ısınmaya başlamış, hani yavaş yavaş okulu kırma mevsimi gelmiş... Sıra arkadaşım "Baksana, sinemada ne oynuyor?" diye sormuştu da "Ağustos?ta Rapsodi" cevabını vermiştim... Aldığım cevap fıkra gibiydi: "Ağustos'ta değil, bu hafta ne oynuyor sen onu söyle!"
"Temmuz?da"ya giderken bu anı geldi aklıma... Aylardan temmuz, oynayan film temmuz ayında geçen beş günlük bir yol filmi: ?Temmuz?da?. Esas kız desen ismi Temmuz... Film 6 Temmuz'da başlıyor, sadece üç beş günle kaçırmışım çok daha dakik bir film izleme tecrübesini. Yılı fark etmez, aylardan Temmuz, sıcak mı sıcak.
Öğretmen Daniel?le başlıyor film, Koş Lola Koş?un (Run Lola Run) dalgın esas oğlanı bu sefer Daniel isminde stajyer bir öğretmeni canlandırıyor. Daha sonra filmde başka bir karakterin de söyleyeceği gibi ?hiç de öğretmen tipi yok? Zaten tanıdığımızda yaz tatilinden önceki son dersteyiz, üç beş dakika sonra da zil çalacak, öğrenciler de kurtulacak, o da, biz de?
Eve giderken ezik stajyer öğretmen Daniel, her gün önünden geçtiği gümüş tezgahının sahibi Temmuz güzeli Juli ile tanışır? Asıl tanışan kızdır aslında, gözüne kestireli de çok olmuştur esas oğlanı, kolay değil, esas kız rolünü kapalı olmuş bayağı, biraz zorla da olsa satıverir gümüş bir yüzüğü, üzerinde güneş vardır ve gelip bulacaktır bu yüzüğün sahibini üzerinde güneş taşıyan bir kız, ?o? kız.
Herşey yolunda gitse film film olmaz, evdeki hesap çarşıya uysa seyrettiğimiz bir kısa metraj olurdu. Aynı akşam bir partide ?inanıyorum ben bu yüzüğe? sloganıyla gözlerini dört açan öğretmen Daniel kurnaz Juli üzerine güneşli cicilerini geçirip parti ortamına akamadan başka bir güzele tutulur, şartlar tamamdır, üzerinde güneş tamam, güzelliği yerinde, arz-ı endam şahane, ertesi gün de İstanbul?a uçuverecek bir dilber? İşte film filme benzemeye başladı?
Tanışalı on iki saati bulmadan uçuverir kanatsız Türk ?Melek?i Daniel?in ellerinden, tek bilinen bir kaç gün sonra, saat tam 12?de Ortaköy?de olunacağı. Eh elde avuçta bir külüstür otomobil, ver elini Hamburg ? İstanbul. Yolda bir de otostopçu alıverir esas oğlan, kaderine küsmüş, kendini batıl inançlara bırakmış terk-i diyar eden bir temmuz güzeli; bizim işportacı Juli? İşte artık film tam bir film oldu.
Buradan sonra film makaralarca akar da akar, bir yol hikayesinde başa gelecek herşey gelir başa, kolay değil savaşın sürdüğü bir Yugoslavya?nın da içinde olduğu bir doğu Avrupa?da binbir macera bir İstanbul yolculuğu? Üstüne üstlük bir çok tersliğin üzerine bir de gurbetçi İsa dahil olur hikayeye kocaman bir mercedes?i ve kocaman Mercedes?in kocaman bagajında bir ceset, biraz da temmuz sıcağı?
Fatih Akın?ın bir çok festivalde bir çok ödüle layık görülen Temmuz?da?sı uzunca bir bekleyişin ardından üç yıl sonra (ama hiç değilse doğru ayda) yurdumuzda. Başarılı bir esas oğlan Moritz Bleibtreu, her hali ve tavrı ile aşık olunası bir temmuz güzeli Christiane Paul, yurdumuzda maalesef pek tanınmayan Mehmet Kurtuluş ve İdil Fırat, Temmuz?da karşımıza çıkıp, sıcakları unutturuyorlar bize. Mutlaka gidilesi, görülesi, müzikleri albüm olarak beklenesi bir Temmuz filminde hep birlikte bir Hamburg ? İstanbul yolculuğuna çıkartıyorlar seyirciyi, biraz özendirerek, biraz eğlendirerek ama film boyunca gülümseterek.
"Temmuz?da"ya giderken bu anı geldi aklıma... Aylardan temmuz, oynayan film temmuz ayında geçen beş günlük bir yol filmi: ?Temmuz?da?. Esas kız desen ismi Temmuz... Film 6 Temmuz'da başlıyor, sadece üç beş günle kaçırmışım çok daha dakik bir film izleme tecrübesini. Yılı fark etmez, aylardan Temmuz, sıcak mı sıcak.
Öğretmen Daniel?le başlıyor film, Koş Lola Koş?un (Run Lola Run) dalgın esas oğlanı bu sefer Daniel isminde stajyer bir öğretmeni canlandırıyor. Daha sonra filmde başka bir karakterin de söyleyeceği gibi ?hiç de öğretmen tipi yok? Zaten tanıdığımızda yaz tatilinden önceki son dersteyiz, üç beş dakika sonra da zil çalacak, öğrenciler de kurtulacak, o da, biz de?
Eve giderken ezik stajyer öğretmen Daniel, her gün önünden geçtiği gümüş tezgahının sahibi Temmuz güzeli Juli ile tanışır? Asıl tanışan kızdır aslında, gözüne kestireli de çok olmuştur esas oğlanı, kolay değil, esas kız rolünü kapalı olmuş bayağı, biraz zorla da olsa satıverir gümüş bir yüzüğü, üzerinde güneş vardır ve gelip bulacaktır bu yüzüğün sahibini üzerinde güneş taşıyan bir kız, ?o? kız.
Herşey yolunda gitse film film olmaz, evdeki hesap çarşıya uysa seyrettiğimiz bir kısa metraj olurdu. Aynı akşam bir partide ?inanıyorum ben bu yüzüğe? sloganıyla gözlerini dört açan öğretmen Daniel kurnaz Juli üzerine güneşli cicilerini geçirip parti ortamına akamadan başka bir güzele tutulur, şartlar tamamdır, üzerinde güneş tamam, güzelliği yerinde, arz-ı endam şahane, ertesi gün de İstanbul?a uçuverecek bir dilber? İşte film filme benzemeye başladı?
Tanışalı on iki saati bulmadan uçuverir kanatsız Türk ?Melek?i Daniel?in ellerinden, tek bilinen bir kaç gün sonra, saat tam 12?de Ortaköy?de olunacağı. Eh elde avuçta bir külüstür otomobil, ver elini Hamburg ? İstanbul. Yolda bir de otostopçu alıverir esas oğlan, kaderine küsmüş, kendini batıl inançlara bırakmış terk-i diyar eden bir temmuz güzeli; bizim işportacı Juli? İşte artık film tam bir film oldu.
Buradan sonra film makaralarca akar da akar, bir yol hikayesinde başa gelecek herşey gelir başa, kolay değil savaşın sürdüğü bir Yugoslavya?nın da içinde olduğu bir doğu Avrupa?da binbir macera bir İstanbul yolculuğu? Üstüne üstlük bir çok tersliğin üzerine bir de gurbetçi İsa dahil olur hikayeye kocaman bir mercedes?i ve kocaman Mercedes?in kocaman bagajında bir ceset, biraz da temmuz sıcağı?
Fatih Akın?ın bir çok festivalde bir çok ödüle layık görülen Temmuz?da?sı uzunca bir bekleyişin ardından üç yıl sonra (ama hiç değilse doğru ayda) yurdumuzda. Başarılı bir esas oğlan Moritz Bleibtreu, her hali ve tavrı ile aşık olunası bir temmuz güzeli Christiane Paul, yurdumuzda maalesef pek tanınmayan Mehmet Kurtuluş ve İdil Fırat, Temmuz?da karşımıza çıkıp, sıcakları unutturuyorlar bize. Mutlaka gidilesi, görülesi, müzikleri albüm olarak beklenesi bir Temmuz filminde hep birlikte bir Hamburg ? İstanbul yolculuğuna çıkartıyorlar seyirciyi, biraz özendirerek, biraz eğlendirerek ama film boyunca gülümseterek.
Henüz kimse yorum yapmamış.


Yedinci Kıta (The Seventh Continent) 5 Aralık 2008, 22:00, Cnbc-e
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!
Michael Haneke, "Kent Üçlemesi"nin bu ilk filminde, sıradan orta sınıf Avusturya ailesini karanlık bir sona doğru giderken soğukkanlı bir gözlemci edasıyla izliyor. The Seventh Continent bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de!

Kayıp Nişanlı
Gözyaşları söyleyemediğin şeyleri anlatır.
Gözyaşları söyleyemediğin şeyleri anlatır.







Seanslar
Fragman

