Basında Altın Portakal Fırtınası Sürüyor!

Basında Altın Portakal Fırtınası Sürüyor!
Sinema.com 27 Ekim 2008, Pazartesi 12:21
Ülkemizin en prestijli sinema festivali olan Altın Portakal geçtiğimiz haftasonu sona erdi. Ancak ödüllerden tutunda festivalin halktan kopup kopmadığı gibi bir çok konu hala basında tarışılıyor. İşte göze çarpan haber başlıkları:

"Üç Maymun" İsrail'den de ödülle döndü

45. Antalya Altın Portakal Film Festivali"nden sadece "En İyi Efekt" ödülü alan "Üç Maymun" bu yıl 24'üncüsü düzenlenen İsrail Uluslararası Haifa Film Festivali'nde "En İyi Film" ödülüne layık görüldü. 61. Cannes Film Festivali"nde Nuri Bilge Ceylan'ın "En İyi Yönetmen" ödülünü aldığı film, "Uluslararası Selanik Film Festivali"nin de açılışını yapacak.
Sabah

Portakal bitti, tartışması kaldı

Antalya'da düzenlenen ülkemizin en eski film festivali Altın Portakal'ın 45'incisini, geçtiğimiz hafta sonu geride bıraktık. Altın Portakal Film Festivali'nde, ödüller kadar festivalin halktan kopup kopmadığı da tartışıldı. Antalya"da katılımcılara festivali sorduk:

Festivalde verilen birçok ödül yine tartışma yarattı. Yani, Altın Portakal'ın geleneği bozulmadı. Özellikle "Süt", "Üç Maymun" gibi uluslararası alanda başarı sağlamış filmlerin yan ödüllerde bile varlık göstermemesi tepki topladı. Bir Altın Portakal daha böyle geçti derken, biz de oyunculara filmlerle ve festivalle ilgili görüşlerini sorduk.


Yusuf Çetin(Sine-Sen Genel Başkanı): Halktan uzaklaştı
Altın Portakal geçmişten günümüze kadar sinemaya güç veren, sinemayı aşama aşama büyüten bir festival. Böylesi bir festivalin, bir de uluslararası alanda dönmüş olması harika denilebilecek bir şey. Ne var ki gördüğümüz kadarıyla Altın portakal halktan kopmuştur. Antalyalının gözlerinin aradığı sanatçıları burada göremeyişi, Altın Portakal'a karşı gösterilen ihtimamı sanki biraz azaltmış gibi. Bizim bildiğimiz kadarıyla bu, bir dönem için var olan, festivale katkı sunan sponsorların da geri adım atışından kaynaklı. Her geçen gün biraz daha olay, çıkarcıl bir konuma getiriliyor, sanatçılar da bu olayın dışına itiliyor. Sadece kurum başkanlarını ve filmleri olan kişileri davet ederek, sanatçı ile var olan seyirci arasında belli bir duvar ördüklerini görüyorum. Bence böyle olmamalı. Bugüne kadar yapılan festivallerde, halk ile arasındaki kopukluğu büyüten bir anlayışın hakim olduğunu görmekteyiz. Fakat buna rağmen Altın Portakal yaşamalı diyoruz. Altın Portakal gerçekten sinemayı dünyaya tanıtıyor.

Murat Han: İşçileri anlatmak gerek
Her zamanki gibi heyecan verici festival. Ben festivalleri çok seviyorum. Çok farklı tarzda filmi aynı hafta içerisinde izleme fırsatı buluyoruz. Bence her seneyi daha iyi yapan festivaller oluyor. Kendimizi geliştirmemiz açısından çok büyük bir olanak sağlıyor. Vicdan filminde de işçiyi oynamanın başkaca zorlukları var. Çünkü çok ağır şartlarda çalışıyor işçiler. Ben iki gün boyunca işçilerin çalıştığı ortamda bulundum. Etrafımızdaki her şey o fabrikalardan çıkıyor. Ve bu rahatı onlar sayesinde yaşıyoruz. Bu yüzden onlara minnettar olup onların hayatlarını daha açıkca anlatmak gerekiyor diye düşünüyorum.

Mazlum Çimen: Farklı bir müzik yaptım
Bu sene Altın Portakal önceki gelişlerime göre çok daha disiplinli ve organize gözüküyor. Ama halktan kopuk gibi. Halk pek duymadı ya da iyi duyurulmadı bilemiyorum. Ama daha iyi. Filmin müziğini yaparken çok zorlanmadım, çünkü yaşadığım bir dönemdi. 12 Eylül"ü içeride yaşamış, cezaevi görmüş bir insanım. Kendi iç dünyamı mı yansıtmalıydım yoksa, filmin kendi içindeki dinamizmini, kendi atmosferini mi müziğe sığdırmalıydım. Orada bir git-gelim oldu. Sonra kendi dünyamdan vazgeçtim. İçim öfke doluydu. Onları engellemekte biraz zorlandım. İlk defa çok farklı bir müzik yaptım. Çünkü filmde başka bir duygu var. Bembeyaz bir durum var. Onu anlatmak çok başka. o yüzden farklı bir müzik olmalıydı, farklı bir müzik olması için çalıştım.

Menderes Samancılar: Her şey düzenli
3 yıldır Altın Portakal"a işlerimden dolayı gelmiyordum. Fakat bu sefer şunu gördüm ki, inanılmaz düzeyde yol almış. İstenilenin çok üstünde her şey. Dileğimiz buydu. Her şey sistemli ve çok düzenli, nitelikli.
Evrensel

Bir Festival böyle geçti

45. Antalya Altın Portakal Film Festivali su gibi akıp geçti. İyi film izlemenin lüks olmaktan çıktığı festivalde, Türk sineması adeta gövde gösterisi yaptı. Hollywood dolaylarından Antalya'ya gelen 'ünlüler' de ortamı renklendirmekle kalmadı yerli film izleyip özgüvenimizi tazelediler..

* O kadar çok iyi film vardı ki havuz ve denize rağbet azaldı.

* Program kitapçığı, festivalin en değerli nesnelerinden biriydi. Kitapçığı kaybedip başkasınınkini çaktırmadan yürütenlere rastlandı.

* Açılış ve kapanış partilerinin dışında eğlence mekanı Hillside'ın Black adlı barıydı. İlk günlerde pek rağbet görmese de çarşamba gecesi millet bütün kurtlarını döktü. Eee, kitlenin rahatlamaya da ihtiyacı var ne de olsa. Ama sonradan öğrendik ki, mekanın Black Bar olmasının özel bir sebebi varmış. Meğer yönetmen Paul Verhoeven lobide fazla gürültü yapılmamasını istemiş.

* Ulusal Yarışma'da film gösterimleri sonrası yapılan kafe söyleşileri yönetmenlerin zaman zaman kabusu oldu. Yönetmenler kafeyi bloke eden 'laikçi teyzeler', 'sosyal gerçekçi amcalar' ve 'çok güzel bir film çekmişsiniz ama amacınız neydi' diyen seyirciler karşısında şaşırıp kaldılar. Yılın sorusu ise Üç Maymun'un gösteriminden sonra geldi: "Ben filmin ismine bakıp filme geldim ama umduğumu bulamadım." Cevap Yavuz Bingöl'den geldi: "Eee bizi maymuna benzetemediniz mi?"

* Hillside, yabancı konukların ve kendini aynada seyredebilmeye dayanan festival konuklarının mekanıydı. Sheraton Oteli Türk sinemasını ağırladı. Festivalde her ne kadar masterclass'lar Hillside'da düzenlense de, Sheraton'da da alternatif masterclass'lar vardı. Şöyle ki, lobide Nuri Bilge Ceylan, Reha Erdem, Semih Kaplanoğlu, Derviş Zaim ve Yeşim Ustaoğlu'nu görüp muhabbetlerine ortak olanların, vizyonu değişti.

* Futbol, sinema yazarlarının olduğu kadar meğer yönetmenlerin de baş tacıymış. Kimi yönetmenler Türkiye'nin Bosna Hersek ve Estonya ile yaptığı maçları izleyebilmek için maç saatinde TV karşısında hazırdılar. Sinema yazarlarıyla kardeş kardeş maçları izlediler. Hatta bir ara takım kurulup maç yapılması bile gündeme geldi.

* Festivalde yabancı bir yıldızla burun buruna gelmeme olasılığınız yüzde 0. En çok Danny Glover'la çarpıştık. Kaç film izledi biz bile sayamadık. Matthew Modine'in iyi bir muhabbet adamı olduğunu, Michael Ironside'ın aslında gerçek kötü olmadığını, Mickey Rourke'un köpeğine gerçekten taptığını, Kevin Spacey'nin eğlenmeyi çok sevdiği öğrendik.

* Otel lobilerinde film kritikleri yapan sadece sinema yazarları değildi. Yönetmenler, oyuncular, dağıtımcılar yani bütün festival konukları uzun uzun filmler üzerine konuştu, birbirlerine film tavsiye etti. Bu tavsiyelere uyup sinemalara giden kimi konukların geri döndüğü bile oldu. İnanmayacaksınız ama salonlar tıka basa doluydu.

* Engin Yiğitgil durumdan oldukça memnun. "Sabır ve zaman her şeyin ilacı, gelecek yıl daha iyisi olacak, eleştirilerinizi eksik etmeyin," dedi. Yiğitgil, iki yıl önce yaptığımız 'Basın odası kurmayı unuttular' haberine atıfta bulunarak, "Bu yıl üç tane kurdurdum," diyerek espri yapmayı da ihmal etmedi
Sabah

Yıldız yağmurunun maliyeti 500 bin dolar

Altın Portakal'a Kevin Spacey, Marisa Tomei ve Adrien Brody gibi Hollywood yıldızlarını getiren TÜRSAK Başkanı Engin Yiğitgil, toplam harcamalarının yaklaşık 500 bin dolar olduğunu açıkladı...

Altın Portakal Film Festivali'ne, her yıl olduğu gibi bu yıl da, polemikler damgasını vurdu. En çok tartışılan konulardan biri de, festivale getirilen Hollywood starlarıydı. Kimileri, bu yıldızlar için "Zamanı geçmiş isimler" dedi, kimileri çok para harcandığını savundu. Organizasyonu gerçekleştiren TÜRSAK (Türkiye Sinema ve Audiovisüel Kültür Vakfı) Başkanı Engin Yiğitgil, İstanbul'a döndükten sonra iddialara açıklık getirdi. İşte Yiğitgil'in verdiği cevaplar:

İddia 1
Festival bütçesi 13 milyon YTL'ydi
Keşke o kadar bütçemiz olsa! Bütçemizi kimden, neden saklayalım? Ayrıca para akışı TÜRSAK'ın değil AKSAV'ın (Antalya Kültür ve Sanat Vakfı) kontrolündedir. Biz sadece nerelere para gerektiğini belirtip, harcamaların o yönde yapılmasını talep ediyoruz. Altın Portakal'ın iddia edildiği kadar bütçesi olsaydı özel jetler kiralar, başka yıldızları da getirirdik. Bazı oyuncular, tarifeli uçaklarla yolculuk yapmak istemiyor. Örneğin, Morgan Freeman'ın uçak fobisi var, özel jetle uçunca daha iyi hissettiğini söylüyor ve davetlere katılmak için ilk şartı bu oluyor. Jet kiralayacak paramız olsaydı, onu da getirebilecektik.

İddia 2
Getirilen yıldızların zamanı geçmişti!
Hangisinin zamanı geçmiş? Kevin Spacey, Mickey Rourke, Marisa Tomei, Adrian Brody Oscarlı oyuncular. Oscarlı oyuncunun zamanı geçer mi? 'Yaşlı olduğu için zamanı geçmiş' demek, sadece bize göre bir mantık. Bo Derek deyince, hâlâ genci yaşlısı, herkesin içinde bir sıcaklık oluşmuyor mu? Dany Glover, 'Cehennem Silahı' serilerinde Mel Gibson kadar büyük bir etki bırakmadı mı? Gençlik döneminde de, olgunluk döneminde de, Maximilian Schell'in oyunculuğuna hayran olmayan var mı? Fransız Tcheky Karyo'ya ne demeli? Ödül töreninde bize yaptığı stand-up'la gönüllerde bir kez daha taht kurmadı mı? Bu isimler için 'Zamanı geçmiş' diyenlerin akıllarından zoru vardır.

İddia 3
Hollywood starlarına ücret ödendi
Bu iddia, diğerleri arasında, en akla aykırı olanı. Biz bu oyunculara ne kadar para verirsek tatmin olurlar? Her birinin oturduğu malikaneler 10 milyon dolardan aşağı değil. Ücret ödesek, hepsine en az 500 bin dolar vermemiz gerekirdi; ancak tatmin olurlardı. Toplamda 2.5-3 milyon dolar ederdi. Fakat, bizim o kadar paramız yok. Bu oyuncuların bize masrafı, adam başı 50-60 bin dolar. Yolculuktu, konaklamaydı, yeme- içmeydi, ulaşımdı... O kadar.

İddia 4
Verilen sözler yerine getirilmedi
Gelecek yıl, Sean Penn'ın gelmesini istiyorum. Oyunculuğuna da, yönetmenliğine de hayranım. Bu yıl da arayıp davet ettim. Ama ben aradığımda yeni filmi için sözleşme imzalayalı iki gün olmuştu. Çekimlere ekim ayı başında başladıkları için gelemedi. Sözü var, mutlaka gelecek.

İddia 5
Festival halkla içiçe değildi, oteller uzaktı
Her filmin gösterimine katıldım. Salonlar doluydu. Yine de festivalin halkla yeterince içiçe olmadığı yönündeki eleştirileri ciddiye alıyoruz. Bu yıl, festival konuklarının kaldığı otellerin kentin biraz dışında kaldığını söyleyebilirim. Zaten Menderes Türel'le bu konuda çalışıyoruz. Kent merkezinde bir festival sarayı projemiz var. Tamamlandığında Antalyalılar, festivalle daha içli dışlı olacak.

İddia 6
Ödül alan 'Pazar' Türk filmi sayılmaz!
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın kriterleri, Altın Portakal Film Festivali'ninkilerden farklı olabilir. Tüzüğümüzün 5. maddesinin 2. fıkrasında, "Ortak yapım filmlerin yapımcılarından en azından birinin Türk olması gerekir" der. 'Pazar-Bir Ticaret Masalı' filminin ortak yapımcılarından biri Ceyda Tufan Türk'tür. Bu nedenle filmi de, 'Uzun Metrajlı Ulusal Film Yarışması'na katılma hakkına sahip olmuştur

Bir biz bilemedik kıymetini

Antalya Altın Portakal Film Festivali
'nden eli boş dönen Nuri Bilge Ceylan, ödüle doymadı

Cannes Film Festivali"nde "En İyi Yönetmen" ödülünü alan Nuri Bilge Ceylan, yine "3 Maymun" filmiyle bu kez 24. Uluslararası Haifa Film Festivali'nde "en iyi film" ödülünün sahibi oldu.
Takvim

Yeşilçay"dan "patavatsızlık" itirafı!

Nurgül Yeşilçay
, Altın Portakal ödül törenindeki sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirterek, "Buna sosyolojide patavatsızlık diyorlar" dedi. CNNTürk"te yayımlanan "Nası Yani" programına konuk olan Nurgül Yeşilçay, Altın Portakal ödül törenindeki sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirterek, "Buna sosyolojide patavatsızlık diyorlar" dedi.

Son yıllarda Altın Portakal Ödülü almadığı için jüri üyelerine tepki gösteren ve "Yerim portakalı" diyen Nurgül Yeşilçay, bu yıl "Vicdan" filmiyle "En İyi Kadın Oyuncu Ödülü"nü aldı. Ancak Yeşilçay bu kez de ödülü alırken "Bu muymuş ya" şeklindeki sözleriyle jüri üyelerinin tepkisini çekti.

Önceki akşam CNNTürk"te yayımlanan, Beyaz ve Meral Okay'ın sunduğu "Nası Yani" programına konuk olan Yeşilçay, sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirterek şunları söyledi:
"Ben ödülün dizaynına şaşırdım. Üzerinde portakal olan, portakallı bir ödül bekliyordum. Onun için ağzımdan öyle sözler çıktı ama sözlerimden pişman değilim. Buna sosyolojide patavatsızlık diyorlar. Asla kötü bir niyetim yoktu."

"Ödül alacağımı biliyordum"
Festivale ödül töreni günü geldiği için ödül alacağını bildiği de konuşulan Yeşilçay, bu konuda Beyaz'ın "Sen ödül alacağını önceden biliyor muydun?" şeklindeki sorusuna "Yani" cevabını verdi ve şöyle devam etti:

"Aslında ödül törenine gitmeyecektim. Bir işim vardı, İtalya'ya gidecektim ama üşütüp rahatsızlandım, bu sırada Altın Portakal'dan başka bir gezi teklifi geldi. Ben de gideyim bari dedim. Oğlum, "Anne gitme" dedi. Ben de "Şampiyon oldum, birinci oldum" dedim. Tabii son ana kadar ödülü kesin olarak alıp almayacağımı bilmediğim için hazırlıksız olarak sahneye çıktım. "Altın Portakal Ödülü"nü, aldığı diğer ödüller gibi evinde sakladığını anlatan Yeşilçay, ödül töreninden sonra plajda verilen partide de ilginç bir tepkiyle karşılaştığını söyledi.

Festival Başkanı Engin Yiğitgil'in şampanya patlatıp "Ödül alan oyuncumuz için kadeh kaldıralım" dediğini belirten Yeşilçay, "Bazıları"geçen yıllarda ödül alanlar için neden kadeh kaldırmadık" dediler. Buna bile tepki gösterdiler" diye konuştu.
Milliyet

Henüz kimse yorum yapmamış.

TV'de bugün
Vicdan (19 Mart 2010 23:15 Kanal D)
Nurgül Yeşilçay, Murat Han, Tülin Özen, Nazan Kesal ve Rıza Sönmez'in rol aldığı "Vicdan" adlı film Tv'de ilk kez bu akşam 23:15'te Kanal D ekranlarında.
Replik
Karayip Korsanları: Siyah İnci'nin Laneti
Bir korsan için bugünlerde ayakta kalmanın tek yolu diğer korsanlara ihanet etmek.
Kaptan Barbossa
« »
Copyright © 1998-2010 Sinema.com