Festival'de Turkcell galaları

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin beş yıldır sponsorluğunu üstlenen Turkcell, bu yıl ilk kez programa katılan, Festival’in en önemli bölümlerinden birine adını veriyor. Turkcell Galaları başlığı altında sunulacak olan 9 film, bu yılki festival programının en gözde yapıtlarını içeriyor.
Turkcell Galaları’nda yer alan filmler, Festival’in ilk 9 günü, 21.30 seanslarında Emek Sineması’nda gösteriliyor. Galaların bir sürprizi de Doluca Şarapları. Gala seyircileri Turkcel Galaları’nı Doluca’nın özel ikramları eşliğinde izleyecekler.
Festival kapsamında daha sonra diğer festival sinemalarında gösterilecek olan Turkcell Galaları filmleri, rezervasyon döneminde seyircinin ilk tercihleri arasında yer alarak daha Festival başlamadan bu yılın favori filmleri arasına girmeyi başardı.
Woody Allen’ın son filmi “Hollywood Ending / Hollywoodvari Bir Son”, hem bu bölümün, hem de festival programının ağır topları arasında. Hiciv dolu öyküsüyle hayranlarını fazlasıyla memnun edecek olan bu son filminde Allen, mizahla kalaylanmış iğnelerini yine sinema sektörüne ve özel olarak Hollywood’a batırıyor. Bir zamanların ünlü, şimdinin ayağa düşmüş sanat filmleri yönetmeni Val Waxman’ın hem hazin hem de komik öyküsü bu: Waxman, adını yeniden spotlara taşıyacak olan hayalindeki projeyi sonunda çekme imkanını elde eder, ne var ki şanssızlıklar peşini bırakmaz. Önce yapımcının eski karısı olduğunu öğrenir, çekimler başladıktan hemen sonra da gözlerinde görme bozukluğu belirir. Sonunda, ‘kör topal’ çekip bitirdiği film, dünyada bir tek ülkede beğenilir. Bilin bakalım hangisinde?..
“Bollywood’dan Sevgilerle” bölümünün bir uzantısı olarak Turkcell Galaları’nda yer alan “Devdas”, geçen yıl ülkesinde üzerinde en çok konuşulan filmdi. Sanjay Leela Bhansali’nin yönettiği üç saatlik bu destansı yapıt, Akademi Ödülleri’nde Yabancı Film dalında Hindistan’ı temsil etmekle kalmadı, ülke sınırları içinde de bir çok ödül topladı. İlk kez Cannes’da gösterildikten sonra, şöhreti Hindistan sınırlarını da aşan “Devdas”, popüler Hint sinemasının en yaygın temalarından ölümsüz bir aşkın öyküsü. Yine bolca müzik ve dans içeren, pahalı ve hayli gösterişli bir yapım.
“Ateşli Geceler” ve “Manolya” gibi filmleriyle adını tüm dünyaya duyuran Paul Thomas Anderson’a geçen yıl Cannes’da En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran “Punch-Drunk Love / Aşk Sarhoşu”, Adam Sandler ve Emily Watson’lı bir romantik komedi.
Jean-Pierre Melville’in yaklaşık yarım yüzyıl önce gerçekleştirdiği “Bob le flambeur / Kumarbaz Bob” adlı muhteşem noir’ını yeniden sinemaya uyarlayan Neil Jordan da, “The Good Thief / Hırsız”da tanıdık bir hikayeyi usta işi bir filme dönüştürüyor. İşinin ehli bir hırsız, her şeyini yitirdiği bir anda, “son kez” büyük bir soyguna ortak olmaya karar verir...
Aki Kaurismaki’nin, geçen yıl eleştirmenler tarafından En İyi Avrupa Filmi seçilen ve Yabanci Film dalında 5 Oscar adayı arasında yer alan son filmi “Mies vailla menneisyytta / Geçmişi Olmayan Adam”ı, yalnızca Festival’in değil, yakın dönem Avrupa sinemasının en iyi filmleri arasındaki yerini aldı bile. Absürdlük, kara mizah, romantizm gibi bir çok unsuru bünyesinde buluşturan film, iş bulmak umuduyla geldiği kentte, trenden iner inmez ölesiye dövülen ve hafızasını hepten yitiren bir adamın, ya da yönetmenin deyişiyle, “cepleri delik yalnız kalplerin öyküsü”...
Bugüne kadar aktör olarak haklı bir şöhret edinmiş olan John Malkovich, Peru’daki Aydınlık Yol örgütünün lideri Abumael Guzman’ın yakalanış öyküsünden yola çıkan politik filmi “The Dancer Upstairs / Yukarıdaki Dansçı” ile ilk kez kamera arkasına geçiyor ve başrolleri paylaşan Julio Bardem ve Laura Morente’nin usta oyunculuklarıyla desteklenen başarılı bir ilk filme imza atıyor.
Üç yıl önce Dogma akımının en fazla ses getiren filmlerinden “Şölen”le hızlı bir çıkış yapan Thomas Vinterberg ise, ilk kez 2 ay önce Berlin’de gösterilen yeni filmi “It’s All About Love / Aşka Dair Her Şey”de yakın bir geleceğin soğuk dünyasında bittiğini sandıkları aşkı yeniden keşfeden iki kişinin öyküsünü anlatırken, romantizmin yanısıra bilim kurgu ve gerilim dünyasına da uğruyor.
Carlos Saura’nın, “Carmen”, “Tango”, “Sevillanas” gibi dans dünyası ile sinemayı buluşturan filmler zincirinin yeni bir halkası olan ve kaynağını İncil’deki kanlı öyküden alan son filmi “Salome” ile ünlü senaryo yazarı/yönetmen Paul Schrader’in 60’lı yılların sevilen aktörü Bob Crane’in çılgın yaşamını sinemaya taşıyan yapıtı “Auto Focus”, Turkcell Galaları bölümünü bir ustalar geçidine dönüştüren diğer filmler arasında.
Henüz kimse yorum yapmamış.
- Cate Blachett bu kez katil bir hizmetçi!
- Uzak Cannes'da yanlız mı kalacak?
- SARS Kanada film endüstrisini sallıyor
- “Yüzüklerin Efendisi: İki Kule” tüm zamanların en iyi hasılat getiren beşinci filmi!
- Altın Lale'yi "Aniden" aldı
- Colin Farrell İskender rolü için sabırsızlanıyor
- Yunanistan filmleri şimdi de Ankara'da
- Cannes'da "Uzak" ile yarışıyoruz
- Catherine Zeta-Jones'un kızı oldu
- Altın Lale ve Ulusal Juri görev başında
- Steven Soderbergh ve Meg Ryan Cannes jürisinde!
- Harrison Ford’un başı yeni filmiyle dertte!
- Truva Helen'ini buldu..
- Estela Bravo Onur Ödülü'nü almak için İstanbul'a geliyor
- Gibson ile Moore ortaklığı Beyaz Sarayı şaşırttı



Görev (8 Eylül 2008 21:00 Tv8)
Robert De Niro, Jeremy Irons, Ray McAnally ve Aidan Quinn'in oynadığı Görev (The Mission) adlı film bu akşam 21:00'da Tv8 ekranlarında...
Robert De Niro, Jeremy Irons, Ray McAnally ve Aidan Quinn'in oynadığı Görev (The Mission) adlı film bu akşam 21:00'da Tv8 ekranlarında...

Nerdesin Be Birader?
İnsan kalbinin içinde mantık arayan avanaktır
İnsan kalbinin içinde mantık arayan avanaktır






Seanslar
Fragman
