
3 Aralıkta başlayan Akbank 4. Kısa Film Festivali ile, sinemanın bu özel türünün takipçileri bir araya geldi. Ülkemizin taze sinemacılarından, yirmi kurmaca, on belgesel filmin yer aldığı ‘Festival Kısaları’nın yanı sıra; ‘Uluslararası Bölüm’de, dünyanın saygın festivallerinden ödülle dönen yirmi beş kısa film, ve ‘Canlandırma Kısalar’ bölümünde on sekiz animasyon festival takipçileriyle buluşuyor. ‘Belgesel Sinema’ bölümünün bu yılki ustası Coşkun Aral. ‘Kısadan Uzuna’ bölümünde ise, Derviş Zaim ve Virgil Widrich’in ilk uzun metraj filmleri ve sinema serüvenlerini bu filme kadar ulaştıran kısa film çalışmalarını izlemek mümkün.
Festival Kısaları, bu yıl da, Türk sinemasının geleceğinin demosunu sunarak heves ve iştah kabartıyor. 343 film arasından finale kalan 30 kısa, aralarında Ezel Akay, Derviş Zaim, Tolga Örnek, Nebil Özgentürk, Atilla Dorsay, Fikret Kuşkan gibi önemli isimlerin bulunduğu jürinin önünde yarışıyor. Bu filmler içinde, ilk görücüye çıkan, Murat Özsoy ve Onur Yıldırım ikilisinin ‘Yol’ isimli ‘votka-radyoaktif’ filmiydi. Bir önceki gece alkolü fazla kaçıran; arabada uyandıklarında hiçbir şey hatırlamayan, nerede olduklarını bilmeyen ve arka koltukta Fransız yıldız Anelka’yı bulan üç gencin durum komedisi. Senaryosu basit olmasına basit, ancak diyaloglar o denli başarılı ki, salondan kahkahalar bir dakika olsun eksilmedi. Kısa filme ilgi duyanların yakından tanıdıkları oyunculardan Sadi Celil Cengiz’i, Türk komedi sinemasının çakal yönetmenleri, artık mutlaka keşfetmeli. “Parçalayıp gömelim abi” karakterinin tadı da damakta kaldı, ve filmin tek hayal kırıklığına uğratan yanı, on iki dakikanın hemen geçivermesi, kesmemesi oldu.
Bu yazının yazıldığı ana kadar izleme fırsatı bulduğum filmlerin dikkat çekicilerinden bir diğeri, Nehir Tuna’nın ‘Virgin İsland’ filmi. Dogma sinemasının kısa temsili sayılabilecek filmin sinema dili ve alternatif, dinamik yaklaşımı gerçekten çok başarılı. Buket Öngen’in ‘Kontrol’ isimli çalışması da, bireyin otokontrol mekanizmasını eleştirirken, bundan birkaç sene sonra vizyonda izleyeceğimiz yerli filmlerin ‘farklı’ olabileceğinin umudunu veren filmlerden. Yönetmenliğini Seyfettin Tokmak, görüntü yönetmenliğini Kenan Kavut’un üstlendiği, Kültür Bakanlığı destekli kısa filmlerden biri olan ‘Güvercin Taklası’ ise, sinematografisiyle etkiliyor.
Festival filmleri içinde, kısacıların en sevdiği filmlerden biri, ‘Bitmeyen Makara’. Yönetmen Yusuf Özer, kısa filmcilerin yaşadığı klişeleri, kız arkadaşına sürpriz bir film hazırlayan genç sinemacı adayı üzerinden, esprili bir dille anlatıyor. Selami Genli’nin filmi ‘Ayazda’ ve Hakan Savaş Mican’ın filmi ‘Yaban’ ise, daha klasik öykü ve anlatım tarzlarına rağmen, izlenesi filmler. ‘Ayazda’, Şırnak’ta asker olan oğullarını bekleyen bir anne-babanın duygusal hikayesi. Murat Şeker’in ilk uzun metrajı “2 Süper Film Birden” ve ikinci filmi “Plajda”nın senaristlerinden olan Selami Genli’nin ismini, ilk kez ‘Kameramla Tatilde’ yarışması vesilesiyle duymuştum. Genç yönetmenin iki yıl içinde katettiği mesafe, yakın gelecekte başarılı bir yönetmen olacağını vaat ediyor.
Yarışmacı belgesellerden en özeli, şüphesiz “İntihar Ederdim”. Yönetmenliğini Dilek Taşdemir’in üstlendiği film, ‘Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’ filminin yönetmeni Ahmet Uluçay’ın sinema tutkusu ve serüvenini aktarıyor. Yönetmeni yakından tanıma fırsatını henüz bulamamış sinemaseverleri büyüleyen film boyunca, Uluçay’ın mütevazi duruşu ve içtenliği ile, tüyleriniz diken diken oluyor; tam kahkaha atarken bir bakıyorsunuz duygusallığınız tavana vurmuş, gözleriniz dolmuş. Bir diğer göz ardı edilemeyecek belgesel, Didem Şahin’in ‘Beyrut’a gittiğimi Anneme Söylemeyin’ filmi. Gerek anlatım dili, gerek belgeselden anlamayı umduğunuz ‘gerçek’ anlayışı ile, dikkat çeken bir film.
4. Akbank Kısa Film Festivali'nin söyleşi ve atölye çalışmaları, yine tıklım tıklım geçiyor. Festival takipçilerinin en çok ilgi gösterdiği söyleşi, ‘İlk Uzun Metraj’ oldu. Dondurmam Gaymak filminin yönetmeni Yüksel Aksu, İki Süper Film Birden’in yönetmeni Murat Şeker, Gomeda’nın yönetmeni Tan Tolga Demirci ile, vizyona önümüzdeki aylarda girecek olan ‘İki Çizgi’nin yönetmeni Selim Evci ve ‘Tatil Kitabı’nın yönetmeni Seyfi Teoman, bu filmlerin yapım serüvenlerini, genç yönetmen adayları ile paylaştılar. İlk uzun metrajını çekmeyi hedefleyen kısa filmciler için, bağımsız sinemanın avantajlarının altı çizildi. Katılımcıların yoğun ilgisi ve soru yağmuru ile iki saatten fazla süren söyleşide, tüm yönetmenlerin açık sözlülüğü ve özellikle Yüksel Aksu’nun espritüel yaklaşımı ile, keyifli ve samimi bir ortam oluştu. Aynı, ertesi gün gerçekleşen ‘Eleştirmen Gözüyle Kısa Film’ söyleşisinde olduğu gibi. Sevin Okyay ve Altyazı dergisi genel yayın yönetmeni Fırat Yücel, katılımcılarla, Türkiye’de kısa filmin nasıl daha ileriye götürülebileceğini, yapılan çalışmaların daha çok izleyiciye ulaşması için denenebilecekleri tartıştılar. Bugüne kadar bir çok kısa film yarışmasında jüri üyeliği yapan eleştirmenler, kısa filmcilerin sorunlarını dinledi ve onları cesaretlendirdiler.
Festivalin programında, bundan sonra, Derviş Zaim ile ‘Kısadan Uzuna’ ve ‘Belgesel Sinema Üzerine’, ‘Kısa Film Oyunculuk İlişkisi’ ,‘Söz Kısa Film Yönetmenlerinde’ başlıklı söyleşiler gerçekleşecek. ‘Festival Kısaları’ arasında ise, hala yetişebileceğiniz çok film var. Gidip ülkemiz sinemasının geleceğine bir göz atın derim...


Radha Mitchell, Sean Bean ve Laurie Holden'ın oynadığı Sessiz Tepe adlı korku filmi bu akşam Kanal 1 ekranlarında...

Her zaman, gerçek bir "hiçkimse" olmaktansa, sahte bile olsa "biri" olmanın daha iyi olacağını düşünmüşümdür...
Tom Ripley











