
1) "Charlie Wilson's War"
Şu ana kadar 2-3 resim dışında filme dair görebildiğimiz bir şey yok. Ancak kadro oldukça iddialı. Her şeyden önce Mike Nichols ("The Graduate", "Closer") yönetmen koltuğunda oturuyor. Başrollerde ise uzun süredir dişe dokunur bir şey yapmayan Tom Hanks ve Julia Roberts var. "Capote" (2005) ile Oscar'ı evine götüren Philip Seymour Hoffman ve yeni neslin parlak oyuncuları Amy Adams ile Emily Blunt ise filme şüphesiz büyük güç katıyorlar. 80'lerde Afganistan'da yapılan gizli anlaşmaları anlatan aynı isimli romandan uyarlanan filmin senaristi ise özellikle "The West Wing" adlı diziyle Hollywood'da pek sevilen Aaron Sorkin. Hakkında çok şey bilmesek de, senaryosuna odaklı yazılan eleştiriler genel anlamda Sorkin'in "The West Wing"de yaptığı şekilde politika ve mizahı, zeki diyaloglarıyla sağlam bir şekilde birleştirdiği yönünde. Ancak elbette Sorkin diyalogları ve Mike Nichols mizansenlerinin kimyası nasıl uyuşacak bilemiyoruz. Diğer yandan dizisiyle kadrosundaki neredeyse her oyuncusuna Emmy kazandırmış olan Sorkin'in, bu sefer Hollywood'un büyük yıldızlarına nasıl ilhamlar vereceği merak konusu. Geçtiğimiz günlerde yapılan test gösterimlerinden sonra internete sızan birkaç yorum filmin oldukça iyi olduğu yönünde. "Charlie Wilson's War" eğer sürpriz bir biçimde eleştirmenlerden veto yemezse bu sezonun en iddialısı olmaya şimdiden hazır. Oyuncularla ilgili ise; Tom Hanks'in yıllar sonra ilk adaylığını alması söz konusu olabilir. Julia Roberts cephesi ise biraz karışık. Zira oyuncunun yardımcı mı yoksa başrol mü sayılacağı konusunda bir kararsızlık hakim. Filmin ilginç yanlarından birisi ise, artık Oscar umudu taşıyan filmlerin Ekim ve Kasım aylarında görücüye çıktığı bir dönemde, vizyon gösterimi için Aralık'a kadar bekleniyor olması. Bu da filmle ilgili daha uzun bir süre hiçbir şeyden emin olamayacağız demek.
2) "Kefaret" ("Atonement")
2005 yılının en favori filmlerinden olmasına karşın yapımcı şirket Focus Features'ın Akademiyi cezbetmek için "Brokeback Dağı"na ("Brokeback Mountain", 2005) odaklanması sebebiyle sadece birkaç adaylık alabilen "Aşk ve Gurur"un ("Pride and Prejudice", 2005) genç yönetmeni Joe Wright bir kere daha Keira Knightley'e adaylık kazandıracak gibi gözüküyor. Ancak şurası kesin ki Wright yeni filmiyle çok daha fazlasına ulaşacak. Galası Venedik Film Festivali'nde yapılan "Atonement" aslında klasik bir savaş draması gibi gözüküyor. Ancak çıkan eleştiriler zeki senaryosuyla beraber Wright'ın da yönetiminde filmin oldukça etkileyici olduğunu gösteriyor. Keira Knightley'nin yanında başrolde yer alan ve geçtiğimiz sene "İskoçya'nın Son Kralı"nda ("The Last King of Scotland", 2006) etkili bir performans sergileyen genç oyuncu James McAvoy da Akademi'nin gözüne bu sefer girebilir. "Atonement"ın sadece fragmanına bakarak sanat yönetmenliği, kostüm gibi teknik kategorilerde adaylık alacağı ve film hakkında yorumlara baktığımızda bunun daha ötesine gidip bu senenin büyüklerinden birisi olacağı kesin gibi.
3) "American Ganster"
Akademinin utanç listesinde yer alan Ridley Scott bir kere daha Oscar şansını zorluyor. Filmin oyuncu kadrosu ise "American Gangster"in ödül anlamında yeterince ilgi toplamasına yetecek gibi. İki Oscar'lı Denzel Washington'a Russell Crowe eşlik ediyor. İkilinin birbirinden sürekli rol çalacağına emin olabilirsiniz. 70'lerde geçen hikâyesiyle ve Scott'ın işin zanaat kısımlarındaki becerisini düşündüğümüz zaman filmin tepelere oynamasına şaşırmamak gerekiyor. Ayrıca filmin senaristinin Hollywood'un favori yazarlarından Steve Zaillian ("Schindler's List", "Gangs of New York") olduğunu da belirtmekte fayda var. Yeni bir "Baba" ("The Godfather", 1972) olur mu bilinmez ama Scott, filmiyle gangster türüne özlenen kaliteyi geri getirebilir. Şu ana kadar yayınlanan fragmanlarsa filmi umutla beklememiz için yeterli bir neden.
4) "No Country for Old Men"
Aslında Coen biraderlerin filmlerini otomatikman bir tahmin listesine almak pek normal değil ancak geçtiğimiz Mayıs ayında Cannes Film Festivali'nde ilk gösterimi yapılan film inanılmaz büyük bir beğeniyle karşılandı. Her ne kadar festivalden eli boş dönse de şu anda Coen'lerin, "Fargo" (1996) sonrasında ikinci kere ödüllerin büyükler kategorisine girmesi bekleniyor. Özellikle Javier Bardem'in oyunculuğunda adaylık alabileceği konuşulan filmin, iki kardeşe bir senaryo adaylığı daha getireceği kesin gibi. Elbette "No Country for Old Men" Mayıs'ta yakaladığı bu ilgi onu Oscar adaylığına götürecek kadar güçlü değil. Bunun için öncelikle Amerika'da vizyona girince gündeme tekrar çıkması gerekiyor.
5) "3:10 to Yuma"
Hep iyi eleştiriler toplayan ancak tam zirveye de çıkamayan filmlerle tanıdığımız James Mangold, son filmi "Sınırları Aşmak" ("Walk the Line", 2005) ile Oscar adaylığı almaya çok yaklaşmıştı. O ana kadar sektör ve eleştirmenler arasında adaylık için favori gösterilen yönetmen Akademi'nin listesine girememiş ve Spielberg'ün "Munich"inin gazabına uğramıştı. Bu sene western türüne el atan Mangold'un elinde çok sağlam iki oyuncu var. Christian Bale ve Russell Crowe'un başrolleri paylaştığı filmde yer alan ve son yıllarda giderek parlayan genç oyuncu Ben Foster'ın da çok konuşulması büyük olasılık. Bu hafta Amerika'da vizyona giren "3:10 to Yuma", şimdilik eleştirmenlerden yana sınavı geçmiş gözüküyor. Hatta yorumlar arasında "Affedilmeyen"den ("Unforgiven", 1992) beri yapılmış en iyi western olduğunu iddia edenler bile var. Şubat'a kadar ayakta kalıp kalmayacağını ise zaman gösterecek.
6) "There Will Be Blood"
"Boogie Nights" (1997) ve "Magnolia" (1999) ile Akademinin kayıtsız kalamadığı, "Punch Drunk Love" (2002) ile tamamen görmezden geldiği genç yönetmen Paul Thomas Anderson da yeni filmiyle Western sularında geziniyor. 20'li yıllarda petrol kaynaklı iktidar mücadelesine odaklanan filmin fragmanı umut vaat ediyor. Üstüne üstlük başrolde de, artık sık göremediğimiz Daniel Day-Lewis var. Film zirvedeki ödüllere kadar çıkamayabilir. Sonuçta Anderson'ın sineması etkileyici olsa da Akademi açısından bir aykırılık da içermekte. Ancak Akademi üyelerinin Daniel Day Lewis'e karşı kayıtsız kalması zor gözüküyor. "There Will Be Blood" ödül sezonunda belki o kadar popüler olamaz, ancak bu senenin konuşulacak filmlerinden birisi olacağı aşikâr.
7) "In the Valley of Elah"
Paul Haggis şu anda Akademi'nin yeni favorilerinden biri olarak gözüküyor. "Milyonluk Bebek" ("Million Dolar Baby", 2004) ve "Iwo Jima'dan Mektuplar"ı ("Letters from Iwo Jima", 2006) Oscar adaylığına taşıyan senaryoları ile yönetmenliğini üstlendiği ilk filmi "Çarpışma" ("Crash", 2004) sayesinde Oscar'ı eve götürmesinin ardından yeni filminin de Oscar kulislerine sızacağı kesin. Ancak filme dair yazılan ilk eleştiriler filmin ödül performansını etkileyecek derecede vasatlığa işaret ediyor. Irak'ta hizmet veren bir askerin kaybolmasının ardından yaşananları politik gerilim havasını da esirgemeden anlatan filmde acılı anne ve babayı Tommy Lee Jones ile Susan Sarandon paylaşırken, Charlize Theron da soruşturma kapsamında onlara destek oluyor. Görünüşte tam ödül formülüne sahip olsa da sonu hüsranla bitecekmiş gibi gözüküyor. Ancak yine de filmi listemizde tutmakta fayda var. Çünkü Akademi üyeleri bazen favorilerinden çok kolay vazgeçmiyor.
8) "Elizabeth: The Golden Age"
İşte bu senenin büyük soru işaretlerinden birisi daha. Cate Blanchett'i dünyaya tanıtan "Elizabeth"ten (1998) neredeyse 10 yıl sonra yönetmen Shekhar Kapur ünlü kraliçenin hükümdarlığının altın çağını anlatmaya soyunuyor. Filmin fragmanları teknik kategoriler açısından oldukça tatmin edici gözükse de "The Golden Age"in bütünü ile ilk filmin yarattığı etkiyi yaratıp yaratamayacağı meçhul. Tamamıyla sipariş bir proje görünümünde olmasından yönetmenin iki film arasında sektörde tatmin edici bir varlık gösterememesi gibi önyargılar bulunuyor. Elbette filmin görücüye çıkmasıyla birlikte bunların hepsi yok olabilir. Diğer yandan ilk filmde açık bir şekilde hakkını yedikleri Cate Blanchett'e, Akademinin aynı karakter ile Oscar verip vermeyeceği ise büyük merak konusu.
9) "Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street"
Tim Burton, sinema sektöründe onlarca yenilikçi ve yaratıcı projesine rağmen hâlâ Akademi'nin tam olarak kabullenebildiği bir isim değil. Öyle ki filmografisindeki en 'normale yakın' filmlerinde bile ("Ed Wood", "Big Fish") Akademi üyeleri ısrarla onu görmezden gelmeyi başardılar. Ancak ne hikmettir bilinmez yönetmenin Broadway'in popüler oyunlarından "Sweeney Todd"un uyarlaması Oscar kulislerinde de heyecan yarattı. Oyunun popülaritesi bir yana Burton yine bildiğimiz tarzda ve temalara sahip bir filmle karşımıza çıkacak gibi gözüküyor. Johnny Depp ve Helena Bonham Carter ise işin diğer bir güzelliği. Ancak geçtiğimiz haftalarda çıkan Warner Bros'un Burton'dan otosansür uygulayıp filmi biraz yumuşatmasını istediğine dair çıkan haberler de nasıl bir filmle karşılaşacağımız konusunda soru işaretleri doğuruyor. Açıkçası ben Akademi'nin Burton'ı yine kapının dışarısında bırakacağına eminim. Ama belli de olmaz, belki geçmiş günahlarını da affettirmek isterler.
10) "Lions for Lambs"
Hollywood'da en saygın isimlerden birisi olan Robert Redford, doğal olarak Akademi'nin de sevdiği bir isim. Daha önce "Quiz Show" (1994) ve "Ordinary People" ile Oscar'da göz doldurmuş olan Redford bu sefer kendisine başrollerden birisini verdiği "Lions for Lambs"le yarışın içinde yer alıyor. Üstüne üstlük rol arkadaşları da Meryl Streep ve Scieontology tartışmaları sonrasında tekrar itibar kazanmak için yanıp tutuşan Tom Cruise. Filmin fragmanlarına bakarak özellikle Cruise ve Streep arasındaki sahnelerde iyi performanslar izleyeceğimiz kesin gibi gözüküyor. Film bu sene daha çok filmde göreceğimiz Amerika'nın Doğu politikalarıyla ilgili; ama elindeki bu malzemeye rağmen hâlâ tam olarak çekici gözükmüyor. Yine de potansiyel sahibi olduğu ve pek çok taraftar toplamasıyla kendisini Akademi'ye kabul ettirmesi olası. Ne de olsa işin içinde Robert Redford var.
- Altın Portakal’ın Türk filmleri belirlendi
- Tuba Ünsal ve Hayko Cepkin aynı filmde!
- 'İklimler' şimdi de Almanya'da
- Akbank Kısa Film Festivali jürisi açıklandı
- ‘Garfield-3’ yolda
- Sultan'ın unutulmaz kıyafetleri sergileniyor!
- "Batman" seti yasta...
- Kanada'da 3 Türk Filmi
- Maskeli Beşler şimdi de Kıbrıs'ta...
- Kısa film bir kez daha cepte!
- Yeşilçam "Karga Kemal" i kaybetti!
- Plajda'nın çekimleri başlıyor!
- Kusturica ile Marceau da Altın Portakal'da!
- İzmir'de Kısa film festivali başlıyor!
- Winona Ryder geri dönüyor!



Fox'da bu akşam 23:00'da başrollerini Robert Redford, James Gandolfini ve Mark Ruffalo'nun paylaştıkları Son Kale (The Last Castle 2001) adlı film ekrana geliyor.

Tanrı’yla konuşmak mi istiyorsun? O zaman beraber gidip onu görelim, yapacak daha iyi bir işim yok...
Indiana Jones






Seanslar
Fragman
