Kayıt
Julia Roberts
Hep aramızdan biri...
Sinema.com 3 Mart 2005, Perşembe 00:00
"Özel Bir Kadın" ile güzelliğiyle olduğu kadar sıcak yakınlığıyla da izleyiciyi büyüledi. Bu uzun bacaklı, geniş tebessümlü genç kadın adeta 'komşu kızı' imajıyla hem aramızdan birisi, hem de erişilmeyecek düşlere ulaşabilen külkedisi olarak aslında Hollywood rüyasının ta kendisiydi...
Roberts ikiz annesi olmadan önce rol aldığı, "Daha Yaklaş" filminde, iyice olgunlaşmış bir halde karşımıza çıkıyor...

Yakışıklı ve zengin bir iş adamı ve başına buyruk, güzel ve zeki bir fahişe. Hollywood prodüktörlerinin ideal tip olarak seçtiği, iki ayrı uçta duran yaşamlar. Birisi sistemin tepesinde, hem güzel hem de başarılı. Bütün kadınların beraber olmak isteyeceği bir tip. Kadın ise bir fahişe, itaatkârlığın ve fantezilerin simgesi. Adamın iş görüşmelerinde ona eşlik ediyor, her an göreve hazır. “Özel Bir Kadın”ın birçok insan için 'özel bir film' olmasında, filmin karakterlerinin böylesine ustalıkla seçilmesinin, seyircinin beklentisini karşılama yeteneğinin sergilenmesinin kuşkusuz büyük rolü vardı. O zamanlar da Richard Gere tanınan bir oyuncuydu, belirli bir hayran kitlesine sahipti; ancak ona eşlik eden uzun bacaklı, geniş dudaklı kız çok az insan tarafından biliniyordu. 

Az filmle en çok para kazanan oyuncu “Aşk hayatımın en güzel yanı, insanlarla birlikte olmak için evden çıkmak zorunda olmayışım. Tek yapmam gereken gazeteleri şöyle bir karıştırmak; Richard Gere ile evleniyorum, Daniel Day-Lewis'le nişanlanıyorum, John F. Kennedy Jr.'la birlikte takılıyorum, hatta Robert De Niro bile benimle birlikte olabilmek için sıra bekliyor.” Julia Roberts bu dedikodulardan rahatsız gibi gözükse de, film çevirmediği dönemlerde bile adının gündemde kalmasını sağlayan gazetecilere her gün yazacak yeni bir konu buldurmakta üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirdiği olmuştur. Bir vakit bira içmeye gittiği Manhattan'ın ünlü Hogs'n'Heifers kulübünde sütyenini çıkartıp barın özel koleksiyonuna hediye etmesi ve bunu duyan gazetecilerin ertesi gün Roberts'ın göğüs ölçüsünü tüm dünyaya açıklamaları bunun güzel bir örneği. Zaten tüm bu dedikodular ve hakkında kopartılan yaygara olmasa, Roberts'ın henüz çok az film çektiği dönemde bile en çok kazanan sanatçılardan birisi olmasını açıklamak giderek imkânsız bir hal alacaktı. Çünkü Julia Roberts başarıyı olduğu kadar başarısızlığı da çok kereler göğüslemek zorunda kaldı kariyeri süresince... İlk filmin şanssızlığı Georgia doğumlu Roberts'ın gençlik düşlerini film setlerinden çok evcil hayvanlar süslüyordu. Satış elemanı babasıyla kilise görevlisi annesi Roberts dört yaşındayken boşandılar. Beş yıl sonra daha acı bir olay bekliyordu Roberts'ı; babası kansere yenik düştü. Bir veteriner olma hayaliyle geçirdiği seneler on yediyi bulunca kız kardeşinin izinden gitmeye, gösteri dünyasında çalışmaya karar verdi. New York'a geldiğinde para kazanmanın yollarını aramaya başladı, sonunda Click ajansıyla sözleşme imzaladı. Çeşitli oyunculuk kurslarına gitti, ancak hiç birinden mezun olmayı başaramadı. 1986 yılında ağabeyinin, yönetmen Eric Masterson'u ikna etmesiyle sinemada ilk rolünü kapmış oluyordu. Ancak film çeşitli sorunlar nedeniyle 1990 yılına kadar sinemalarda gösterilmedi. Roberts'ın sonraki projesi bir televizyon dizisiydi: Crime Story. Schumacher ile birlikte “Mystic Pizza”, Roberts'ın ilk önemli başarısıydı. 1988 yapımı filmde Lili Taylor'la beraber oynadı. Connecticut'ta bir pizzacıda çalışan üç kadını anlatan bu düşük bütçeli filmde başrolde, Portekizli garson kız olarak izledik onu. Film çok başarılı oldu ve sonraki filmi “Çelik Manolyalar”ın devam ettirdiği bir süreci başlattı. Hollywood bu kıza bayılmıştı; onu yıldız yapmak için her türlü fedakârlıkta bulunacaktı. Dolly Parton, Sally Field, Shirley MacLaine, Daryl Hannah, Tom Skerritt, Sam Shepard gibi çok usta oyuncularla birlikte çalıştığı bu aşırı duygusal filmin ilk sahnesinde, güzellik salonuna gelen gelindi, şeker hastasıydı, bayılmak üzereydi... Komedi ve melodram arasında gidip gelen filmdeki rolü, onu henüz kariyerinin başında akademi ödülleriyle tanıştıracaktı (Yardımcı Kadın Oyuncu Adaylığı). Daha çok kadınların ilgisini çeken bu iki yapımın ardından daha ticari işlere bulaşan Roberts, Joel Schumacher'in “Çizgi Ötesi” filminde rol aldı. Bu tüyler ürpertici gerilim filminde çizginin, yani yaşam ve ölüm arasındaki sınırın öte tarafına geçme heveslisi bir tıp öğrencisiydi. 

Özel bir kadın: Julia “Beş dolar verirsen söylerim, on dolara ise sana rehberlik ederim.” diyerek Edward'ın arabasına binen Vivian, Los Angeles'lı bir fahişedir. Yolunu kaybeden dolar milyoneri yuppie Edward'la birlikte adamın oteline giderler. Vivian sorar “Ne iş yapıyorsun?”, “Ben mi?” diye cevaplar Edward, “Şirketleri alıp satıyorum. Ucuz bir fiyata alıp daha pahalıya satıyorum...”. Vivian şaşırır, “Peki ya orada çalışan insanlar ne yapıyor?” diye sorar. “Onların bu işle bir alâkası yok. Bu çok sert ve disiplinli bir iştir…” diyerek sorusunu yanıtlamaya çalıştığı Vivian, son noktasını koyar diyalogun: “Yani benimki gibi, yani fahişelik gibi!”. Penny Marshall'ın gösterildiği yıldan bu yana “Casablanca” benzeri bir efsaneye dönen romantik filmi “Özel Bir Kadın”ın unutulmaz sahnelerinde tam bir seks ikonu olan Richard Gere ile birlikte rol alır Julia Roberts. Proje ilk başlarda karanlık bir karakter draması olarak tasarlanmıştır, ancak Disney filme talip olunca her şey değişir, ortaya güneşli ve sevimli bir film çıkar. Julia Roberts hayatını değiştiren filmi anlatırken “Bu rol için bir köpek gibi iz sürdüm” diyor. Özel yaşamıyla gündemde “Özel Bir Kadın”ın başarısının ardından Julia Roberts özel yaşamındaki olaylarla gündeme geldi ve iki yıl boyunca birkaç küçük rol dışında sinemadan uzak durdu. “Çizgi Ötesi”ndeki rol arkadaşı Kiefer Sutherland'la düğün gününden birkaç gün önce ayrıldı ve kendine gelebilmek için İrlanda'ya kaçtı. Robert Altman'ın “Oyuncu”sunda ve Spielberg'in “Kanca”sında küçük roller aldı. Sonun başlangıcı mı? Alan J. Pakula'nın “Pelikan Dosyası”nda Denzel Washington'la birlikte rol aldı ve 1993 yılında sinema dünyasına sağlam bir dönüş yaptı. “Something to talk about” ile “Pelikan Dosyası”nın tam zıttı, büyük şehrin entrikalarından ve gürültüsünden uzak Amerikan kasabalarını anlatan bir yapımda rol almış oldu. Ancak film gişede büyük bir başarısızlığa uğradı ve Julia Roberts'ın sonunun gelmekte olduğu söylentileri duyulmaya başlandı. Setlerden yükselen dedikodular da farklı değildi, beyazperdenin güzel ve şirin yıldızı yönetmenler için tam bir kâbustu; hem şımarık hem de huysuzdu. Böylece Amerikan medyasında Julia Roberts ismi pek de hoş karşılanmayan bir hal aldı ve artık onun döneminin kapandığı bol bol söylenir oldu. Woody Allen'ın “Herkes Seni Seviyorum Der”indeki rolüyle eleştirmenleri büyüleyen Roberts, yüzünü özletmeye, ortalıktan bir süreliğine yok olmaya karar verdi . Yeni filmler, yeni hedefler “En İyi Arkadaşım Evleniyor”la Hollywood'a muhteşem bir dönüş yaptı Julia Roberts. Gerçi Cameron Diaz film gösterime girdiğinde "yeni Julia Roberts" olarak adlandırıldı, ama nafile. Cameron Diaz, Roberts kadar ‘Özel Bir Kadın’ değildi. Zaten Diaz da yetenek ve güzelliğini son derece akılcı bir şekilde kullandı ve genç sinemacıların yapımlarına kayarak başka bir yol izlemeyi seçti. Julia Roberts küllerinden doğan külkedisi örneği son dönemde sadece özel yaşamıyla değil filmleriyle de gündeme kalmayı başarıyor. “Runaway Bride”, “Notting Hill” gibi romantik komedilerle seyircisinin kalbini fethetti. "Her türlü rolü denemek istiyorum. Aslında bunu bir anlamda gerçekleştirmiş sayılırım da" diyen Roberts, yeni hedefler saptamak istediğini ve beyazperdede kalıcı işler yapmak istediğini söylüyordu ki karşısına Soderbergh "Erin Brokovich" rolünü getirdi. Rükuş, eğitimsiz ama zeki bir kadının bir hukuk bürosunda çalışmaya başlamasının ve ardından çevre sağlığına zarar veren bir şirkete karşı hukuk tarihine geçmiş bir tazminat alınmasını sağlayan davanın kazanılmasında en büyük pay sahibi olmasının öyküsünün anlatıldığı film Julia için yeni bir fırsattı. Alışkın olduğu rollerden farklı bir oyunculuk sergilemesi gerekecekti. Başarmış olmalı ki hem Altın Küreler'de hem de Oscarlar'da en iyi kadın oyuncu ödülünü kucakladı. Artık eski günlerine geri dönmüş ve tekrar bütün yapımcıların peşinden koştuğu bir oyuncu olmuştu Julia. Nitekim, 2001 yılı içinde onu üç iddialı yapımda izleme şansı buldu hayranları: “Meksikalı”, “Gözde Çift” ve “Ocean's Eleven”. Bir yılda tam üç kere Julia, bu gerçekten pek alışıldık bir durum değildi onlar için. Her ne kadar bu filmler beklenen başarıyı yakalayamasa da, Julia'nın adım adım tırmandığı Hollywood zirvesinden kolay kolay aşağı inmeye niyetli olmadığını açık biçimde göstermiş oldular. 

Ancak Roberts, son dönemde yine rölantide gitmeyi tercih ediyor gibi. 2002’de artık ‘kanka’ yönetmeni diyebileceğimiz Steven Soderbergh'le birlikte, “Çok Özel” filminde izledik kendisini. Soderbergh'in tamamını dijital olarak gerçekleştirdiği ve kamerayı bizzat kullandığı pek de parlak olmayan bu filmin, Roberts'ın kariyerinde şimdiye kadar rol aldığı en deneysel film olduğunu söyleyebiliriz. George Clooney’in ilk yönetmenliği “Tehlikeli Aklın İtirafları”nda şöyle bir gözüken Roberts'ın kendi çizgisine dönmesi uzun sürmedi. "Mona Lisa Gülüşü"nde 50’lerde, kadınların üniversite mezunu da olsalar ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü bir ortamda, sanat tarihi öğretmek için kız öğrencilerin eğitim aldığı Wellesley College’a gelen Katherine Watson isimli genç bir akademiyen olarak. Tabii ki hiçbir zorluktan yılmadan öğrencilerini bilinçli birer birey yapmaya çalışırken... Ne bu, ne de geçtiğimiz haftalardan vizyona giren "Ocean's Twelve" bize yetmez diyorsanız, Roberts’ı, şu ana kadar beyazperdedeki en olgun karakterlerinden birini canlandırdığı ve Natalie Portman, Jude Law, Clive Owen gibi önemli oyuncularla birlikte rol aldığı "Daha Yaklaş"ta (“Closer”) mutlaka izleyin.

Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.

Haftanın Filmi
Dante 01
Dante 01
5.8/10
TV'de bugün
Son Kale (7 Eylül 2008 23:00 Fox)
Fox'da bu akşam 23:00'da başrollerini Robert Redford, James Gandolfini ve Mark Ruffalo'nun paylaştıkları Son Kale (The Last Castle 2001) adlı film ekrana geliyor.
Replik
İçerideki Adam
Önemli olan ne dediği değil, ne demek istediğidir.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com