Sharon Stone
İnsanlar değişir, temel içgüdüler değişmez...
Sinema.com 31 Mart 2006, Cuma 00:00
İncecik, hülyalı sesi, buğulu gözleriyle "Benimle sevişmezsen kendimi öldürürüm" diyerek baştan çıkarırdı erkekleri 1950'lerde Marilyn Monroe...
90'larda ise "Benimle seviş ve kendini ölmüş bil" imajıyla Sharon Stone devri hüküm sürdü. 2000'li yıllarda 50'li yaşlarına yaklaşan kadınların sembolü olan Stone "Temel İçgüdü"nün devam filminde, yıllar geçse de temel içgüdülerin değişmediğini ortaya koyuyor.

Cazip, etkileyici, güzel bir genç kadın... Tüm bu özelliklerin sayısız oyuncu adayında olduğunu ve Hollywood'dan dünyaya pazarlanan 90'ların kadın imajının Sharon Stone olduğunu hatırlarsak onu çok da hafife almamak gerektiğini anlıyoruz. "Gerçeğe Çağrı" ("Total Recall", 1990) gibi dev bütçeli filmlerdeki küçük rollerden "Temel İçgüdü" ("Basic Instinct", 1992) ile başrole ve sansasyona atladı Stone. Şöhret gelmişti gelmesine, ama oyuncu olarak 'saygınlığa' ulaşması çok zaman aldı. "Sliver" (1993), "Hızlı ve Ölü" ("The Quick and the Death", 1993) gibi yapımlarla gişede hüsrana uğradı, önemli rol arkadaşlarına rağmen "Kesişme" ("Intersection", 1994) ve "Şeytanca" ("Diabolique" (1996) filmleriyle önemli bir adım atamadı. Beklenen prestij ve Oscar adaylığı ise "Casino" (1995) ile geldi. IQ'sunun 154 oluşuyla övünen, kendisini 'dahi' olarak lanse etmekten çekinmeyen Stone'un sıfırdan zirveye yaptığı yolculuğu merak edenler için bir SS yazısı hazırladık... 

İlk yıllar Pensilvanya'da, 1958 yılında doğdu Stone. 15 yaşındayken yazar olma umutlarıyla koleje girdi. Bu arada oyunculukla ilgilendi, küçük bir fuarda sahnelenen bir tiyatro oyununda rol aldı. Oyunu izleyenler arasında bulunan manken ajansı sahiplerinin gözünden kaçmayan Stone, model olması için kendisine yöneltilen tekliflerle karşılaştı bir anda. O güne kadar yazar olma umutlarıyla yaşayan bu genç entellektüelin önüne kendisini sefaletten kurtarma vaadiyle gelen şehirliler dikilivermişti. Dostlarıyla, ailesiyle ve kendisiyle konuştu, kararını verdi; büyük oynayacak, annesinin tabiriyle 'şöyle/böyle bir insan olmaktan' kurtulacaktı: "'Kadın olman gelecekteki seçimlerini ve şanslarını etkilememeli" diyen babamın söylediklerine büyük saygı duyuyorum." Küçük rollerle önemsiz denemeler Patlayan flaşlar, çekimler, moda dergileri... Modellik Stone'a paranın ve başarının yolunu açmıştı açmasına, ancak eksik olan bir şey vardı: kişisel kabiliyet ve sanat. Bunu ortaya dökmesi için gerekli olan şey sinemaydı. Küçük rollerle başladı işe; model olması onun için bir şanstı zaten. Woody Allen'ın "Stardust Memories"inde (1980) kendisi gibi güzel bir kadını oynadı. Ancak sonraki filmleri çok daha önemsiz ve başarısız yapımlardı; "Polis Akademisi 4" ("Police Academy 4: Citizens on Patrol", 1987) , ve "Action Jackson" (1988)... Ve Temel İçgüdü... Paul Verhoeven'la tanışması ise 90'lı yılların başında gerçekleşti. Kendisine paranın ve başarının kapısını açacak olan bu Hollandalı yönetmen, en iyi filmi olan "Gerçeğe Çağrı"nın başrolü için Arnold Schwarzenegger'i, karısı rolü için ise Sharon Stone'u seçmişti. İzleyenler hatırlayacaktır, Stone filmin başında Arnie ile kahvaltı ediyor, ortalarında ise ona karşı dövüşüyordu. Yani son tahlilde Stone'un rolü kısaydı, ancak bu rolüyle ilk defa bir gişe filminde oynamış oluyordu. Filmin başarısı ve çekiciliği sayesinde Playboy'dan teklif aldı ve bunu kabul ederek 'kötü kız' imajının ilk fidanını dikti. İşte tam da bu sıralarda, henüz bir proje aşamasında olan erotik/gerilim filmi "Temel İçgüdü" için bir başrol oyuncusu aramaya başladı yapımcılar. Biseksüel yazar/katili oynaması düşünülen ünlüler arasında Michelle Pfeiffer ve Julia Roberts gibi alâkasız insanların da adı geçiyordu. Stone'un Playboy'daki pozlarını gören Verhoeven onu görüşmeye davet etti. Grace Kelly'i andıran kıyafetiyle yapımcılarla görüşmeye giden Stone, rolü hemen kaptı. Gişede iyi iş yapan ve ülkemizde uzun süre oynadıktan sonra yasaklanan film, tam bir popüler kültür vakası haline geldi. Stone'un bacaklarını hafif aralayıp umursamaz bir tavırla, terden sırılsıklam olmuş polisleri baştan çıkarttığı sahne bu olayda en önemli paya sahipti kuşkusuz. 

İçgüdüsüne engel olamayan seyirci "Temel İçgüdü" hiç de derin bir film değildi, psikolojik olarak da filmin ilgiye değer tek yanı Douglas ile Stone'un çok iyi uyuşan kimyalarıydı. Douglas da Stone kadar pis, hastalıklı bir adamdı ve -özellikle erkek izleyici, Stone'un karşısında ne kadar savunmasız olduğunu fark etti; adeta çırılçıplak kaldı. "Sliver"in başarısızlığı Bir sonraki film olan "Sliver" "Temel İçgüdü"den de başarısız bir psikolojik/erotik gerilim denemesiydi. Stone, cinsel çekiciliğini pazarladığı sahneler çıkartıldığında geriye bir şey kalmayan bir oyunculuk sergilemişti. Filmin formülü "Temel İçgüdü" ile benzerlikler gösteriyordu; yine hastalıklı, hatta ciddi anlamda sapık olan bir genç adam ve gizemli, çekici, sorunlu, geçmişini bilmediğimiz bir kadın. Kan, cinayet ve gizem. Ancak "Sliver" gişelerde büyük bir vurgun yedi ve izleyicilerin lanetlediği bir yapım oldu. "Casino" ile gelen 'saygınlık' 1995, Stone'un oyunculuk yeteneğini sergileme şansına eriştiği "Casino"nun gösterime girmesiyle sanatçının medyadan büyük bir destek topladığı sene oldu. Martin Scorsese'nin Las Vegas'ın parıltılı/bol kanlı yıllarını anlatmaya soyunduğu ve Robert De Niro, Joe Pesci gibi tayfasının sürekli elemanlarına başrol oynattığı filminin en tecrübesiz ismiydi. Ancak hırslı fahişe rolünü büyük bir ustalıkla canlandırmayı başardı ve Akademi tarafından Oscar'a aday gösterildi. Filmin setinde yaşananlar ise çok daha ilginçti. Çekimler sürürken kendisine Stone'la ilgili sorulan soruları "eh işte, çok da iyi bir oyuncu değil" diye yanıtlayan Scorsese, sıkı set disiplini ve yılların tecrübesiyle ondan iyi bir oyun almayı başarmıştı. "Casino"nun başarısıyla gözünü yeni projelere diken Stone'u ise iki başarısızlık bekliyordu; Sam Raimi'nin yönettiği ve neden yapıldığı belli olmayan gülünç western denemesi "Hızlı ve Ölü" ve ölüm cezasını Hollywood tarzı sorgulayan "Son Dans". İki filmin de çuvallamasıyla başarısızlıkla ilk defa yüzleşmek zorunda kalan Stone, bir film-noir yeniden çevrimi olan "Şeytanca" ile görece bir başarı elde ettiyse de o eski ününe kavuşmayı başaramadı. 1998'de kendi gibi düşüşte olan Dustin Hoffman'la birlikte bir popüler yapımla, "Küre"yle ("Sphere") bu gidişe bir dur demek istediyse de, Stone'u bekleyen yine hüsran oldu.1999'da, bir yeniden çevrim olan "Gloria" ve 2000'deki "Güzel Joe" ("Beautiful Joe") da Stone için bir açılım olamadı. Bir süredir ortalardan kaybolan güzel aktris, 2004'ün ilk ayında ülkemizde de vizyona giren, İngilizler'in sıradışı yönetmeni Mike Figgis'in hayalkırıklığı yaratan filmi "Kabus"la ("Cold Creek Manor") karşımıza çıktı. "Kayıp, Aranıyor Debra Winger"da ("Searching for Debra Winger"), onca Hollywood yıldızı arasında yine 'en akıllı' lafları eden oydu. Bu film ve "genç erkeklerle birlikte olmak istiyorum" çıkışıyla yeniden gündemize gelen Stone, sonrasında yılın fiyaskosu "Kedi Kadın"da Hedare Beauty kozmetik şirketinin despot sahibi George Hedare'in soğuk görünüşlü süper model karısı Laurel olarak karşımıza çıktı. Yakın dönemde Andy Garcia'yla birlikte "Kurtlar Vadisi" fenomenine dahil olan Stone, diziyle ilgili deneyimini "siz Türkler çılgın insanlarsınız" diyerek özetlemişti. Ve şimdi, "Temel İçgüdü 2"yle, 90'lardaki efsaneyi yeniden diriltmek ve izleyicileri bir kez daha çıldırtmak, yaşı ilerlese de temel içgüdüsünün değişmediğini kanıtlamak istiyor güzel yıldız... 

Kariyerinin bundan sonraki döneminde aradığı çıkışı yakalayabileceği teklifler alır mı bilinmez; ancak Stone'un bir dönemki başarısıyla Hollywood'un önemli sarışınları arasına girmeyi başardığı ve ne kadar kötü filmlerde oynarsa oynasın belirli bir izleyici kitlesini sinemalara çekmeyi başardığı su götürmez.

Henüz kimse yorum yapmamış.

TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Insomnia
İyi polis çalışmaktan, kötü polis vicdan azabından uyuyamazmış.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com