Kayıt
George Clooney
Kiloları aldı, Oscar'ı kaptı...
Sinema.com 17 Mart 2006, Cuma 00:00
Kimilerine göre yaşayan en seksi erkek, kimilerince geç keşfedilmiş çok yetenekli bir aktör... Bazılarına göre her ikisi de. Duygusal, esprili ve hafif alaycı, ama her an bir şey yapabilecekmiş izlenimi veren imajıyla kadınları cezbettiği kesin. Televizyondan beyazperdeye, 40 yaşında uluslararası şöhreti yakalayan George Clooney, bir ayda tam 15 kilo aldığı "Syriana"daki rolüyle nihayet Oscar'ına kavuştu.

"Benim yalnız ve depresif bir insan olduğumu söylüyorlar. Hayır, ben çok mutluyum. Zaten beni nasıl tanıyabilirler ki? Sanırım bunu daha çok bilet satmak için yapıyorlar…" "Paparazzilerden nefret ediyorum.." "Eğer on yedi yaşında üç genç bir film setine girip kameraları, senaryoyu, kostümleri çalarlarsa hapse girerler. Ancak çalıştıkları televizyon şirketi, çalınan materyali kullanır. Ben bunun adil olmadığını düşünüyorum." Magazin programı yapımcılarının kendilerine 'haberci' demelerine çok sinirlenen Clooney, bu insanlara en çok yakışan sıfatın 'dedikoducu' olduğunu söyleyince herkes başının medyayla belaya gireceğini düşünüyordu. Ancak beklenen olmadı ve kamuoyu Clooney'i destekledi, bunun en önemli sebebi de kuşkusuz her gün evlerinin oturma odalarına misafir olan bu yakışıklı ve kibar adamın rol aldığı yapımlardı. İnsanların televizyon ekranları aracılığıyla iletişim kurduğu bu yakışıklı adamın başına gelenler, içinde yaşadığımız söylenen küresel köy hakkında araştırma yapan sosyologlar için çok iyi bir kaynak olurdu herhalde... 

'Pilot' dizilerin starı George Clooney, eğlence dünyasına henüz beş yaşındayken girdi. Bir talk-show yapımcısı olan babasının 'The Nick Clooney Show' isimli televizyon programında kameraların önüne geçen Clooney, yirmi bir yaşında oyunculukla ilgilenmeye başladı. Eğlence dünyasında çalışan bir ailenin çocuğu olmanın verdiği güvenle Los Angeles'a gitti ve bir reklam filminde rol aldı. Daha sonra "en iyi aktörlerin değil, kendisine en çok güvenen aktörlerin rol alabildiğini" söylediği reklam sektöründen televizyon dizilerine hızlı bir geçiş yaptı. Amerikalılar'ın yeni dizilerin ilk seyirci yoklamalarını yaptıkları 'pilot' bölümlerde ve daha geniş kitleye hitap eden popüler programlarda rol aldı. "Acil Servis"e geçiş "Roseanne"de (1988) bir patronu, "Hayatın Gerçekleri"nde ("The Facts of Life", 1979) bir marangozu, "Sunset Beat"de (1990)ise bir dedektifi canlandıran Clooney'i 'kimsenin tanımadığı yakışıklı adam' konumundan 'izleyicilerin sevgilisi' pozisyonuna yükselten yapım ise ülkemizde de gösterilen "Acil Servis" oldu. "Ben 'Acil Servis' için savaştım. Gösterime gireceğini zannetmiyordum, çünkü daha önce rol aldığım bir çok pilot dizi devam etmemişti. "Acil Servis"i istedim çünkü o hem Spielberg, hem de Crichton'du benim için. "Katil Domateslerin Dönüşü" ("Return of the Killer Tomatoes!", 1988) gibi yapımlardan sonra çok önemli bir hamleydi. Seçilmesem bile, bu iki dev adamla çalışma fırsatı bulacaktım. 'Senaryoyu okuman gerekecek' dediler, ben de 'sevinirim' dedim. Salı akşamı, saat on civarlarıydı. En yakın arkadaşımı aradım ve 'kariyerim başladı' dedim." Gösterilmeye başladığı andan itibaren inanılmaz izlenme oranlarına ulaşan "Acil Servis" kısa sürede televizyonların en çok izlenen dizisi konumuna ulaştı. Seyirciler, içinde drama, yakışıklı doktorlar ve ölüm olan diziyi o kadar benimsediler ki, herkes Clooney'nin gerçekten doktor olduğunu düşünmeye başladı. "Diziye başladıktan sonra her türlü hastalığı tedavi edebileceğimi düşünmeye başladım. Çünkü operasyon sahnelerinden önce, bir tıp dersi kadar ayrıntılı olmasa da, doktorlardan çeşitli bilgiler alıyorduk." 

Tarantino'nun ağabeyi, vampir avcısı Televizyona, daha doğrusu her türlü popüler kültüre olan ilgisiyle tanınan Quentin Tarantino'nun senaryosunu yazdığı "Günbatımından Şafağa" ("From Dusk Till Dawn", 1996), George Clooney'nin sinemaya geçiş yaptığı film oldu. Tarantino, Clooney'i ağabeyi rolü için seçerken, kuşkusuz ona minik bir saygı duruşunda bulunuyordu. Bu katıksız 'gore', ileride bir kült film olmak üzere sinema tarihine geçti ve Clooney'nin Hollywood'daki prestijini arttırdı. Elinde bin bir türlü silahı, vampirlerle savaştığı "Günbatımından Şafağa"dan sonraki projesi de çok akıllıca seçilmişti. Spielberg bağlantısı "Güzel Bir Gün" ("One Fine Day", 1996), seyirciyi kolayca tavlayabilecek bir romantik komediydi, üstelik Michelle Pfeiffer gibi karizmatik bir oyuncuyla birlikte oynayacaktı. Beklenen oldu ve "Güzel Bir Gün" vizyona girdiği sezonun en hoş filmlerinden birisi haline geldi. Kariyerine başladığı günden beri kendisine olan saygısını sürekli belirttiği Steven Spielberg'ün prodüksiyon şirketi DreamWorks'ün büyük projelerinden "Barışçı" ("The Peacemaker", 1997) Clooney'i A-listesine sokacak kadar büyük bir bütçeye sahipti. Nükleer başlık çalan teknoloji korsanlarıyla mücadele eden bir albayı canlandırdığı film, DreamWorks için de, Clooney için de gerçek bir başarı oldu. Ancak bir sonraki filmi, seyircinin artık bıktığı bir serinin yeni bölümü olan "Batman ve Robin", gişede büyük bir başarısızlığa uğramasa da, herkes tarafından hayal kırıklığıyla karşılanan bir yapımdı. Clooney: "Yeryüzünün en seksi insanı" mı? "Barışçı" ve "Batman ve Robin" gibi büyük bütçeli yapımlar sayesinde iyiden iyiye yükselişe geçen kariyerini Warner Bros.'la imzaladığı üç yıllık antlaşmayla güvenceye alan Clooney, aynı yıl lâyık görüldüğü 'Yeryüzünün En Seksi İnsanı Ödülü'nü reddederek sert bir çıkış yaptı. Clint Eastwood, Harrison Ford gibi hem kadın hem de erkek izleyiciye hitap etmesini bilen George Clooney'i, Steven Soderbergh'in ("Sex, Lies & Videotape", "Kafka") Elmore Leonard ("Get Shorty" , "Jackie Brown") uyarlaması "Aşk ve Para"yla ("Out Of Sight", 1998) ülkemizde de izledik. 98 yılını, Terence Malick imzalı sinema tarihinin en şiirsel ve en anti-militarist söyleme sahip savaş filmlerinden biri olan "İnce Kırmızı Hat"taki ("The Thin Red Line") Yüzbaşı Bosche rolüyle kapatan George Clooney, 1999'u da bu kez bir albayı canlandırdığı Körfez Savaşı parodisi "Üç Kral"la ("Three Kings") tamamladı. 2000'li yıllarda "Kusursuz Fırtına" ("The Perfect Storm, 2000), "Ocean's Eleven" (2001), "Solaris" (2002) gibi gişede iddialı, büyük bütçeli filmlerde yer alan Clooney, ülkemizde de vizyona giren "Tehlikeli Aklın İtirafları" ("Confessions of a Dangerous Mind", 2002) filmiyle bu kez yönetmen koltuğunda çıktı karşımıza. Yer yer homurtularla karşılansa da film hem ülkemizde hem de genel anlamda dünyada olumlu tepkiler aldı. Ancak yakın dönemde vizyona giren "Solaris"in başarısızlığı bu filme de yansımıştı sanki. (Hatırlayacağınız gibi, George Clooney, Berlin Film Festivali'ndeki basın toplantısında filmi beğenmediğini söyleyen Ankara Sinema Derneği yöneticisi Ahmet Boyacıoğlu'na sert bir yanıt vermiş ve bu olay dünya kamuoyunun gündemine oturmuştu.) Sonrasında Clooney'yi, ilk kez 2000 yılında işbirliği yaptığı "Nerdesin Be Birader?"de ("O Brother, Where Art Thou?", 2000) birlikte çalıştığı Coen Kardeşler'in yeni filmi "Dayanılmaz Zulüm"de, Catherine Zeta-Jones'la birlikte izledik. Bu filmde nev'i şahsına münhasır, dişleri ve gülüşü konusunda takıntılı, mesleğinin zirvesinde bir boşanma avukatını, Miles Massey'yi canlandırıyor Clooney. Son olarak "Ocean's Eleven"ın devam filmi (2001) "Ocean's Twelve"de karşımıza çıkan yakışıklı oyuncunun ikinci kez yönetmen koltuğuna oturduğu 6 dalda Oscar'a aday gösterilen "İyi Geceler İyi Şanslar" filmi halen sinemalarımızda. Ancak Clooney bununla yetinmeyen hayranları için En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscarı kazandığı "Syriana" ile de bu hafta gündeme oturuyor. Yakışıklı akötür bu filmde canlandırdığı CIA Ajanı rolü için bir ayda tam 15 kilo almayı göze almış. Ancak yapımcıları diretmesine karşın saçlarını kesmeye yanaşmamış. Eh, herkesin bir sınırı olmalı... 

Hem Tarantino ve Coen Kardeşler gibi bağımsızlarla, hem de büyük şirketlerle çalışmasıyla doksanlı yılların tipik stratejilerinden birisini izleyen Clooney, yönetmenliğe doğru attığı adımla, kariyerini çok planlı bir şekilde inşa ettiğini de göstermiş oldu. Ödüllerinin arasına Oscar heykelciğini de yerleştiren Clooney yıldızını geç parlatmanın acısını doya doya çıkarmaya devam edecek gibi...

Toplam 1 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.

TV'de bugün
Takvim Kızları (11 Ekim 2008 20:45 Tv8)
Helen Mirren, Julie Walters, John Alderton, Linda Bassett, Annette Crosbie ve Philip Glenister'ın oynadığı "Takvim Kızları" adlı film bu akşam 20:45'te Fox ekranlarında...
Replik
Lagerfeld Sırları
Şu anda bir şeye sahip olmayı kesinlikle arzulamıyorum. Her şeye kafamda sahibim. Sonuçta bu daha iyi. Çünkü bunu her yere yanımda götürebilirim.  Sahip olmak külfettir. Kesinlikle bir şeylere bağlanmamak gerekir çünkü bu… külfettir.
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com