Ömer Vargı:"Şunu anlatmak istiyorum diye bir derdim yok!"
Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
"Her Şey Çok Güzel Olacak"ın ardından "İnşaat"la ikinci kez yönetmen koltuğuna oturan Ömer Vargı, bu filmi yapmasında, on yıl önce bir helikopter çekimi sırasında İstanbul'u kuşbakışı olarak görmesinin çok etkili olduğunu söylüyor. Buna rağmen, Vargı'nın "İnşaat"ı yaparken temel amacı bir mesaj vermek ya da belirli bir kitlenin sorunlarını perdeye taşımak değil, eğlenceli bir hikâye anlatmak olmuş.
Ömer Vargı, yeni filmi “İnşaat”ta, 1998 tarihli filmi “Her Şey Çok Güzel Olacak” gibi, komedi türünü tercih ediyor. İki filmine bakarak Vargı’nın bu konuda oldukça ustalaştığı, Türk sinemasında genelde durumlardan komiklik çıkarmaya dayalı olan bu tür içinde oldukça özgün bir üslupla, iyi hikâyeler anlatabildiği konusunda hakkını teslim etmemiz gerekiyor. Vargı, İstanbul’daki yaşama dair açılımları da bulunan filminin, sosyal ve politik yönü üzerinde konuşmayı pek istemiyor. Kendini ve anlatmak istediklerinin geri planda tutan yönetmen, ısrarla izleyicinin filmin nasıl anlandığının önemsenmesi gerektiğinin altını çiziyor: Filmin geçtiği dönemle ilgili bilgi verir misiniz? Toplumsal gerçekçi ya da politik kaygılarınız var mıydı? Toplumsal gerçekçi ya da politik kaygılarım olduğunu söyleyemem. Benim için film, herhangi bir konusu olan, sonuna kadar sıkılmadan izlenebilecek bir şeydir. Siyasi görüşlerimi aktarmak kaygısıyla film yapmıyorum, film yapma kaygısıyla film yapıyorum. Seyircilerin bir şeyler bularak, severek salondan çıkmaları benim önceliklerimdendir. İnşaattaki ana mesele nedir? Türkiye’deki ana meselenin siyasi olmaktan çok sosyal olduğunu düşünüyorum. Hangi siyasi yapıda olursa olsun bozukluk aynı oranda var. Türkiye’nin düzelmesini bu sosyal yapının düzelmesine bağlıyorum. Her türlü problemdeki çözümü herkesin kendi işiyle ilgilenmesine bağlıyorum. Yapım öncesi süreç hakkında bilgi verir misiniz? Sesi ve çift kamerayı daha iyi kullanabilmek için tek mekânda film çekmem gerektiğini düşündüm. Senaryo aradım. Ümit Ünal’la “9” üzerinde konuşuyorduk, “Bana sat” dedim, “Ben yapacağım” dedi. Sonra, konuştuğum insanlar “Sen çerçeveyi oluşturmuşsun, resim arıyorsun” dediler. Hakan Haksun’la oturduk, “şöyle olsun” diye hikâye anlatmaya başladım. Hakan da not almaya başladı. Filmin bütününü anlattım. Filmin hikâyesini orada oluşturdum. Hakan Haksun, Vedat Özdemiroğlu ve ben çalışmaya başladık. Vedat Özdemiroğlu geldi, “abi hikâye, senin anlattığın havada oluşmuyor” dedi. Bir versiyon yazmaya başladık, iyi gitmiyordu. Bir sene ara verdik. Ben hikâyeyi geliştirdim. İki sene önce genç biri senaryo getirdi. Yazım tekniği hoşuma gitti ve beraber çalışabileceğimizi düşündüm. Onunla beraber yazdık senaryoyu. Enterasan oldu. Hareketli bir film izleyecek sinemaseverler. Gecekondu ve işçi sınıfı üzerine ne gibi çalışmalarınız oldu? Gecekondu ve işçi sorunlarını çok iyi tanımıyorum. Bu işin çıkış noktası şudur: On yıl önce helikopter çekimleri yapıyorduk. Orada İstanbul’un yukarıdan görünümü tüylerimi diken diken etti. İstanbul’un gerçeğiydi o. Yüzde altmış yedisi ruhsatsız olan inşaatlar. Bunun rahatsızlığını çok fazla hissettim. Herhangi bir insanın herhangi bir konuda fikri olabilir. Ben herhangi bir kitlenin sıkıntısı ve problemini yansıtmak için film yapmadım. Film yapmak için film yaptım. “Şunu anlatmak istiyorum” diye bir derdim de yok! Anlatmak istediklerimin hiçbir önemi yok! Ne anlandığı önemli! İkincisi, bir tarzım var diyemem! Tarz oluşturmaya çalıştığımı da söyleyemem. Zaman içinde olacak bir şey. Yapmak istediklerinle yapabildiklerin çok farklı şeyler. Sadece yapılanlar tartışılmalı. Komedi yapmak, dram yapmak gibi kaygılarım yok. Oyuncu seçiminiz ile ilgili bilgi verir misiniz? Yönetmenin filmi için yaptığı en önemli şey, oyuncu seçimidir. Oyuncu seçiminin çok önemli olduğunu düşünüyorum.Oyuncu seçiminde önem verdiğim şey inandırıcılıktır. Herkes oyuncu olabilir. Oyunculukta iletişimi kurabilecek şeytan tüyü gerek. Bir sonraki projeniz hakkında bilgi verir misiniz? Hapishane filmi. Seneye çekeceğiz. Herkes komedi çekeceğimi düşünüyor, ama dram olacak. Söyleşi: Cem Barışcan (Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nin Kasım 2003 sayısında yayınlanan söyleşiden alınmıştır. Altyazı’ya ve Cem Barışcan’a söyleşiyi sizlerle paylaşmamıza izin verdikleri için teşekkür ederiz.)
Henüz kimse yorum yapmamış.

TV'de bugün
Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)

Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Replik
Taksi Şoförü
Bence birisi bu şehri alıp klozete atmalı ve üzerine sifonu çekmeli.
Travis Bickle
« »
Copyright © 1998-2008 Sinema.com