Mimar Neo'ya ne söylemişti?

Sinema.com 1 Ocak 1970, Perşembe 02:00
Hatırlayacağınız gibi "Matrix Reloaded"ın sonlarında karşımıza çıkan Mimar karakterinin Neo'ya söyledikleri, hem ilk filmde sunulan dünyayı alt üst etmiş, hem de trilojinin gidişatına dair merakları doruğa çıkarmıştı. Hazır son film gündemdeyken, bu sansasyonel diyaloğu sizlere bir hatırlatalım istedik.
Hatırlayacağınız gibi “Matrix Reloaded”da tıpkı ilk film “Matrix”te olduğu gibi karakterler arasındaki diyaloglar filmin pek çok noktası açık bırakılmış dünyasına dair ipuçları elde etmek ve çeşitli tasavvurlarda bulunmak için kilit bir konuma sahipti. İlk filmde bunlar Neo’nun kırmızı hapı seçmeden önce Morpheus’la olan diyaloğu, Neo’nun Kahin’le olan diyaloğu ve Ajan Smith’in sorgulama sırasında Morpheus’la olan diyaloğu şeklinde özetlenebilir. İkinci film “Matrix Revolutions”da da kilit konumdaki tüm diyaloglar Neo çevresinde toplanmıştı: Neo’nun Kahin’le, Ajan Smith’le, Merovingian’la ve de Mimar’la olan diyalogları filmin hem kafaları karıştırmasında, hem ilk filmde sunulan ipuçlarının ters yüze edilmesinde, hem de izleyicinin bu sunulan yeni matrix dünyasına dair akıl yürütmesinde oldukça etkiliydi. Ancak özellikle filmde ilk kez karşımıza çıkan ve tüm matrix dünyasının arkasındaki akıl olarak sunulan Mimar’ın Neo’ya söyledikleri, daha “Revolutions”ı izlememiş olsak da, triloji içinde ayrı bir yerde duruyor. Biz de hazır son film gündemdeyken size yeniden hatırlatalım, hafızalarınızı tazeleyelim istedik:

Mimar: Merhaba, Neo. Neo: Sen kimsin? Mimar: Ben mimar'ım. Matrix'i ben yarattım. Seni bekliyordum. Birçok sorun var, ve sürecin bilincini değiştirmiş olmasına rağmen... hâlâ bir insansın. Bu yüzden cevaplarımın bazılarını anlayacaksın, bazılarını da anlamayacaksın. Buna bağlı olarak, ilk sorun en geçerli soru olsa bile aynı zamanda -sen farkına varabilir ya da varmayabilirsin- en konu dışı olanı. Neo: Neden buradayım? Mimar: Hayatın matrix'in programlamasına has, dengelenmemiş bir denklemin artıklarının toplamı. Sen, aksi takdirde matematiksel kesinliğin bir uyumu olan bir şeyin, en içten çabalarıma rağmen ortadan kaldırmayı başaramadığım bir anomalinin sonucusun. Bu, sinsice kaçınılan bir yük olmasına rağmen, beklenmedik bir olay değil ve dolayısıyla kontrol edilemez durumda değil. Seni kaçınılmaz bir şekilde buraya getiren de bu kontrol. Neo: Soruma cevap vermedin. Mimar: Çok doğru. İlginç. Bu diğerlerinden daha hızlı. (Mimar’ın oturduğu koltuğun arkasındaki ekranda beliren önceki seçilmiş kişiler araya girer:) Diğerleri mi? Hangi diğerleri. Kaç kişi? Bana cevap ver. Mimar: Matrix düşündüğünden daha eski. Ben, bir integral anomalinin çıkışından sonrakinin çıkışına saymayı tercih ediyorum ki; bu durumda bu altıncı sürüm oluyor. Neo: Yalan söylüyorsun! Bu mümkün değil. Neden kimse bana bunu söylemedi? Mimar: Kimse Bilmiyor. Kesinlikle. Senin de şüphesiz fark etmeye başladığın gibi, en basit denklemlerde bile dalgalanma meydana getiren anomali sistemik. Neo: Seçim. Sorun seçim.
Mimar: Tasarladığım ilk matrix, doğal olarak mükemmeldi. Bir sanat eseriydi. Hatasız, haşmetli. Bu zafere eşdeğer tek şey muazzam başarısızlığıydı. Her insanda bulunan kusurların sonucu olarak yok olmasının kaçınılmazlığı artık benim için çok açık. Bu yüzden, tarihinizi temel alarak doğanızın garipliklerini yansıtacak şekilde tekrar tasarladım. Ama bir kez daha başarısızlık yüzünden hayal kırıklığına uğradım. O zamandan beri cevabın gözümden kaçtığını, çünkü daha daha küçük... ya da belki de kusursuzluğun|parametreleriyle daha az sınırlanmış bir aklın gerektiğini anladım. Böylece cevabı bir başkası tesadüfen buldu. Sezgileri olan bir program. İlk başta insan ruhunun belirli bazı|özelliklerini araştırmak için programlanmıştı. Eğer matrix'in babası bensem… o da, şüphesiz, annesi olur. Neo: Kahin. Mimar: Lütfen. Dediğim gibi, ancak bilinçaltı seviyesinde farkında olsalar bile, bir seçme hakkı tanındığı zaman... deneklerin neredeyse %99'unun programı kabul etmesi üzerine, tesadüfen bir çözüm buldu. Bu bir fonksiyonu sona erdiriyor olsa da, açıkça temelden hatalıydı. Bu yüzden, kontrol edilmediği takdirde sistemin kendisini tehdit edebilecek, aslında çelişkili bir kavram olan sistemik anomaliyi yaratıyordu. Bu yüzden, azınlık olmalarına rağmen, programı kabul etmeyenler kontrol edilmedikleri takdirde, yükselen bir felaket ihtimali teşkil edeceklerdi. Neo: Sorun Zion. Mimar: Buradasın, çünkü Zion yok edilmek üzere. Yaşayan herkes yok edilecek, tüm varlığı ortadan kaldırılacak. (Mimar’ın oturduğu koltuğun arkasındaki ekranda beliren önceki seçilmiş kişiler araya girer:) Palavra! Mimar: İnkar, insani tepkilerin en öngörülebilen olanıdır. Ama emin ol. Bu, onu altıncı yok edişimiz olacak Ve bunda fazlasıyla iyi hale geldik. Seçilen kişinin şimdiki görevi kaynağa geri dönüp, taşıdığın kodun geçici olarak yayılmasına izin vererek... ana programın yeniden yüklenmesini sağlamak. Ardından, Zion'u yeniden inşa etmek için, matrix'ten 16'sı kadın, 7'si erkek, 23 birey seçmen istenecek. Bu işleme uymamak matrix'e bağlı herkesi öldürecek korkunç bir sistem çökmesine neden olacak Ve bu da Zion'un yok edilmesiyle birleştiğinde sonunda tüm insan ırkının soyu tükenecek. Neo: Bunun olmasına izin vermeyeceksiniz. Yapamazsınız. Hayatta kalmak|için insanlara ihtiyacınız var. Mimar: Kabul etmeye hazır olduğumuz varoluş seviyeleri var. Ama şu anki konu, senin bu dünyadaki tüm insanların ölümünün sorumluluğunu kabul etmeye hazır olup olmadığın. Tepkilerini okumak çok ilginç. Beş selefin, seçilmiş kişinin görevini kolaylaştıran, türünüzün geri kalanına derin bir sevgi duymalarını sağlayacak belirsiz bir doğrulama, benzer bir hüküm üzerine temellenmişlerdi. Onlar bu deneyimi çok genel bir şekilde yaşarken, senin deneyimin çok daha özel. Karşılıklı aşk. Neo: Trinity. Mimar: Konu sizden açılmışken, Seni kurtarmak için kendi hayatı pahasına matrix'e girdi. Neo: Hayır. Mimar: Ve bu da bizi nihayet, temel gerçeğin vurgulandığı ve anomalinin hem başlangıç, hem de son olarak ortaya çıktığı, gerçek anına getiriyor. İki kapı var. Sağındaki kapı kaynağa ve Zion'un kurtuluşuna açılıyor. Solundaki kapı matrix'e, sevgiline ve türünün sonuna açılıyor. Senin de layıkıyla belirttiğin gibi sorun seçim. Ama ne yapacağını zaten biliyoruz, değil mi? Daha şimdiden zincirleme reaksiyonu görebiliyorum. Kimyasal haberciler, özel olarak akıl ve mantığı bastırmak için tasarlanmış bir duygunun başlangıcının işaretlerini veriyorlar. Basit ve açık bir gerçeği görmeni engelleyen bir duygu. O ölecek ve bunu önlemek için yapabileceğin hiçbir şey yok… Umut. İnsanın en temel yanılsaması. Aynı anda, hem gücünüzün, hem de zayıflığınızın kaynağı. Neo: Senin yerinde olsam, bir daha karşılaşmamayı dilerdim. Mimar: Karşılaşmayacağız.

Mimar: Merhaba, Neo. Neo: Sen kimsin? Mimar: Ben mimar'ım. Matrix'i ben yarattım. Seni bekliyordum. Birçok sorun var, ve sürecin bilincini değiştirmiş olmasına rağmen... hâlâ bir insansın. Bu yüzden cevaplarımın bazılarını anlayacaksın, bazılarını da anlamayacaksın. Buna bağlı olarak, ilk sorun en geçerli soru olsa bile aynı zamanda -sen farkına varabilir ya da varmayabilirsin- en konu dışı olanı. Neo: Neden buradayım? Mimar: Hayatın matrix'in programlamasına has, dengelenmemiş bir denklemin artıklarının toplamı. Sen, aksi takdirde matematiksel kesinliğin bir uyumu olan bir şeyin, en içten çabalarıma rağmen ortadan kaldırmayı başaramadığım bir anomalinin sonucusun. Bu, sinsice kaçınılan bir yük olmasına rağmen, beklenmedik bir olay değil ve dolayısıyla kontrol edilemez durumda değil. Seni kaçınılmaz bir şekilde buraya getiren de bu kontrol. Neo: Soruma cevap vermedin. Mimar: Çok doğru. İlginç. Bu diğerlerinden daha hızlı. (Mimar’ın oturduğu koltuğun arkasındaki ekranda beliren önceki seçilmiş kişiler araya girer:) Diğerleri mi? Hangi diğerleri. Kaç kişi? Bana cevap ver. Mimar: Matrix düşündüğünden daha eski. Ben, bir integral anomalinin çıkışından sonrakinin çıkışına saymayı tercih ediyorum ki; bu durumda bu altıncı sürüm oluyor. Neo: Yalan söylüyorsun! Bu mümkün değil. Neden kimse bana bunu söylemedi? Mimar: Kimse Bilmiyor. Kesinlikle. Senin de şüphesiz fark etmeye başladığın gibi, en basit denklemlerde bile dalgalanma meydana getiren anomali sistemik. Neo: Seçim. Sorun seçim.

Mimar: Tasarladığım ilk matrix, doğal olarak mükemmeldi. Bir sanat eseriydi. Hatasız, haşmetli. Bu zafere eşdeğer tek şey muazzam başarısızlığıydı. Her insanda bulunan kusurların sonucu olarak yok olmasının kaçınılmazlığı artık benim için çok açık. Bu yüzden, tarihinizi temel alarak doğanızın garipliklerini yansıtacak şekilde tekrar tasarladım. Ama bir kez daha başarısızlık yüzünden hayal kırıklığına uğradım. O zamandan beri cevabın gözümden kaçtığını, çünkü daha daha küçük... ya da belki de kusursuzluğun|parametreleriyle daha az sınırlanmış bir aklın gerektiğini anladım. Böylece cevabı bir başkası tesadüfen buldu. Sezgileri olan bir program. İlk başta insan ruhunun belirli bazı|özelliklerini araştırmak için programlanmıştı. Eğer matrix'in babası bensem… o da, şüphesiz, annesi olur. Neo: Kahin. Mimar: Lütfen. Dediğim gibi, ancak bilinçaltı seviyesinde farkında olsalar bile, bir seçme hakkı tanındığı zaman... deneklerin neredeyse %99'unun programı kabul etmesi üzerine, tesadüfen bir çözüm buldu. Bu bir fonksiyonu sona erdiriyor olsa da, açıkça temelden hatalıydı. Bu yüzden, kontrol edilmediği takdirde sistemin kendisini tehdit edebilecek, aslında çelişkili bir kavram olan sistemik anomaliyi yaratıyordu. Bu yüzden, azınlık olmalarına rağmen, programı kabul etmeyenler kontrol edilmedikleri takdirde, yükselen bir felaket ihtimali teşkil edeceklerdi. Neo: Sorun Zion. Mimar: Buradasın, çünkü Zion yok edilmek üzere. Yaşayan herkes yok edilecek, tüm varlığı ortadan kaldırılacak. (Mimar’ın oturduğu koltuğun arkasındaki ekranda beliren önceki seçilmiş kişiler araya girer:) Palavra! Mimar: İnkar, insani tepkilerin en öngörülebilen olanıdır. Ama emin ol. Bu, onu altıncı yok edişimiz olacak Ve bunda fazlasıyla iyi hale geldik. Seçilen kişinin şimdiki görevi kaynağa geri dönüp, taşıdığın kodun geçici olarak yayılmasına izin vererek... ana programın yeniden yüklenmesini sağlamak. Ardından, Zion'u yeniden inşa etmek için, matrix'ten 16'sı kadın, 7'si erkek, 23 birey seçmen istenecek. Bu işleme uymamak matrix'e bağlı herkesi öldürecek korkunç bir sistem çökmesine neden olacak Ve bu da Zion'un yok edilmesiyle birleştiğinde sonunda tüm insan ırkının soyu tükenecek. Neo: Bunun olmasına izin vermeyeceksiniz. Yapamazsınız. Hayatta kalmak|için insanlara ihtiyacınız var. Mimar: Kabul etmeye hazır olduğumuz varoluş seviyeleri var. Ama şu anki konu, senin bu dünyadaki tüm insanların ölümünün sorumluluğunu kabul etmeye hazır olup olmadığın. Tepkilerini okumak çok ilginç. Beş selefin, seçilmiş kişinin görevini kolaylaştıran, türünüzün geri kalanına derin bir sevgi duymalarını sağlayacak belirsiz bir doğrulama, benzer bir hüküm üzerine temellenmişlerdi. Onlar bu deneyimi çok genel bir şekilde yaşarken, senin deneyimin çok daha özel. Karşılıklı aşk. Neo: Trinity. Mimar: Konu sizden açılmışken, Seni kurtarmak için kendi hayatı pahasına matrix'e girdi. Neo: Hayır. Mimar: Ve bu da bizi nihayet, temel gerçeğin vurgulandığı ve anomalinin hem başlangıç, hem de son olarak ortaya çıktığı, gerçek anına getiriyor. İki kapı var. Sağındaki kapı kaynağa ve Zion'un kurtuluşuna açılıyor. Solundaki kapı matrix'e, sevgiline ve türünün sonuna açılıyor. Senin de layıkıyla belirttiğin gibi sorun seçim. Ama ne yapacağını zaten biliyoruz, değil mi? Daha şimdiden zincirleme reaksiyonu görebiliyorum. Kimyasal haberciler, özel olarak akıl ve mantığı bastırmak için tasarlanmış bir duygunun başlangıcının işaretlerini veriyorlar. Basit ve açık bir gerçeği görmeni engelleyen bir duygu. O ölecek ve bunu önlemek için yapabileceğin hiçbir şey yok… Umut. İnsanın en temel yanılsaması. Aynı anda, hem gücünüzün, hem de zayıflığınızın kaynağı. Neo: Senin yerinde olsam, bir daha karşılaşmamayı dilerdim. Mimar: Karşılaşmayacağız.
Henüz kimse yorum yapmamış.
- Sinema ve anarşizm!
- Grazie Mille, Clooney !
- Sally Potter'dan aşk ve 'yabancı' düşmanlığı
- Penguenler 'süper' kahramanlardan önde
- Hollywood'un 'yazdığı' tarih
- Spielberg'ün önerisi
- Batman Başlıyor da diğerleri?
- "Masumiyet"le açıldı da
- Cannes'lı günler
- Hristiyan ve İslam alemi 'karşı karşıya'
- 'Çeviride kaybolan'
- O şimdi aktör!
- 'İktidar, kötü sinemayı cezalandıran halkın olmalı!'
- Festival'de "Gençler...Gençler"
- Öneriler, şimdiden :)


Philadelphia (01 Aralık 2008 Cnbc-e, 22:00)
Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü getiren "Philadelphia", bir dönemin AIDS hastalığına hukuki ve toplumsal bakışını gözler önüne seriyor. Bu akşam saat 22:00'de Cnbc-e'de yayınlanacak olan "Philadelphia" yı kaçırmayın!

Damadı Öpebilirsin
Artık olmadığım biri gibi yaşamak istemiyorum.
Artık olmadığım biri gibi yaşamak istemiyorum.








Seanslar
Fragman

