Claire Danes
DoÄŸum yeri ve tarihi:
New York, ABD 12 Nisan 1979
Fotoğraf sanatçısı bir babayla ressam bir annenin 2. evladı olarak dünyaya gelen Claire Danes henüz 5 yaşındayken karar vermiş oyuncu olmaya. O yıllar için ilham perisinin Madonna olduğunu belirten aktrist 6 yaşında modern dans çalışmalarına başlamış. Uzun yıllar sağlam bir altyapı oluşturma çabasıyla çeşitli sanat okullarına devam eden ve kendini geliştiren Danes, Yale Üniversitesi’ nde 2 yıl boyunca aldığı ve devamını getiremediği psikoloji eğitimiyle de meşhur aslında.
1994’ te My So-Called Life adlı televizyon dramasıyla bir anda yıldızı parlayan aktrist bu rolüyle bir Altın Küre kazandı ve aynı rol sayesinde Emmy ödülüne aday gösterildi. Aynı yılın mart ayında Elizabeth (Beth) karakterini canlandırdığı Küçük Kadınlar filminde rol aldı. Jodie Foster’ın yönettiği "Home For The Holidays" filminde bir diğer başarılı oyuncu Holly Hunter’ ın kızını canlandırdı. Bu rollerin ardından ise asıl çıkışını yaptığı 1996 yapımı, yönetmenliğini Baz Luhrmann’ ın yaptığı "Romeo&Juliet"’ de, karşımıza Juliet olarak çıktı. Bu filmdeki performansıyla En İyi Kadın Oyuncu dalında pek çok ödüle layık görülen Danes, filmdeki öpüşme sahnesi için de MTV ödüllerinin En İyi Öpüşme Sahnesi kategorisinde rol arkadaşı Di Caprio ile bir adaylık elde etti. Aynı yıl büyük bir kararlılık sergileyerek "Titanic" filmindeki Rose karakteri için aldığı teklifi geri çevirdi ve başrollerini yeniden Leonardo Di Caprio ile paylaşacağı bir aşk filminde yer almaktan, kariyerini olumsuz etkiler gerekçesiyle kaçındı. Bir animasyondaki ilk yer alışı, büyük usta Hayao Miyazaki’ nin "Prenses Mononoke" filminin ingilizce versiyonunda oldu. Bu filmde San karakterini (Prenses Mononoke) seslendirdi. Hemen ardından başrolleri Kate Beckinsale ve Bill Pullman’ la paylaştığı "Breakdown Palace" filminde yer aldı. Bu filmde Reese Witherspoon’ un kişisel sebeplerle geri çevirdiği Alice Marano rolünü kapan oyuncunun başı, çekimlerin gerçekleştirildiği Manila şehri (Filipinler’ in başkenti) hakkında yaptığı talihsiz açıklamalar nedeniyle epey ağrıdı. Manila’nın oldukça garip ve dehşet verici bir kent olduğunu ifade eden Danes, daha da ileri gitti ve şehri, doğru düzgün bir kanalizasyon sisteminin bile bulunmadığı, lağım farelerinin, hamam böceklerinin kol gezdiği, kolsuz bacaksız gözsüz insanlarla dolu bir ortam ilan edince Manila Belediye Başkanı’ nın oğlu Kim Atienza tarafından sertçe eleştirildi ve bu ifadeler tamamen bağnaz ve yıkıcı bir zihnin ürünleridir cevabını aldı. Akabinde başrolünü oynadığı filmin gösteriminin yasaklanması ve Filipinler Başbakanı tarafından da kamuoyu önünde açıkça kınanması sonucu bir özür demeci veren oyuncu, persona nan grata (istenmeyen kişi) ilan edildiği ülke hakkında epey bir badire atlattı ve Tayland Hukuk Sistemi’ ne kritik bir bakış açısı getiren başarılı yapıma da gölge düşürdü.
Bu tatsız olaylardan sonra Danes kariyerinde temiz bir sayfa açtı ve çalışmalarına son sürat devam etti. 2002 yılında Susan Sarandon ve Kieran Culkin ile "Igby Goes Down" filmini çeken aktrist, Oscar’ a aday olan "The Hours" filminde de Meryl Streep’ in kızı olarak yer aldı ve Nicole Kidman, Julianne Moore, Ed Harris gibi başarılı isimlerle çalışma şansı buldu. Romeo&Juliet’ de birlikte çalıştığı yönetmen Baz Luhrmann tarafından kendi kuşağının Meryl Streep’ i ilan edilen genç oyuncu için The Hours filmi, gerçekten de usta aktristle birarada olma fırsatı yaratan bir şanstı. "Terminator 3:Rise Of The Machines", "Stage Beauty", "Shopgirl", "Family Stone" gibi başarılı yapımlarda yer almaya devam eden oyuncu eleştirmenlerden büyük övgüler topladı. Oyuncu 2007 yılında "Stardust" ve "The Flock" gibi iki başarılı yapımla seyircinin karşısına çıktı
1994’ te My So-Called Life adlı televizyon dramasıyla bir anda yıldızı parlayan aktrist bu rolüyle bir Altın Küre kazandı ve aynı rol sayesinde Emmy ödülüne aday gösterildi. Aynı yılın mart ayında Elizabeth (Beth) karakterini canlandırdığı Küçük Kadınlar filminde rol aldı. Jodie Foster’ın yönettiği "Home For The Holidays" filminde bir diğer başarılı oyuncu Holly Hunter’ ın kızını canlandırdı. Bu rollerin ardından ise asıl çıkışını yaptığı 1996 yapımı, yönetmenliğini Baz Luhrmann’ ın yaptığı "Romeo&Juliet"’ de, karşımıza Juliet olarak çıktı. Bu filmdeki performansıyla En İyi Kadın Oyuncu dalında pek çok ödüle layık görülen Danes, filmdeki öpüşme sahnesi için de MTV ödüllerinin En İyi Öpüşme Sahnesi kategorisinde rol arkadaşı Di Caprio ile bir adaylık elde etti. Aynı yıl büyük bir kararlılık sergileyerek "Titanic" filmindeki Rose karakteri için aldığı teklifi geri çevirdi ve başrollerini yeniden Leonardo Di Caprio ile paylaşacağı bir aşk filminde yer almaktan, kariyerini olumsuz etkiler gerekçesiyle kaçındı. Bir animasyondaki ilk yer alışı, büyük usta Hayao Miyazaki’ nin "Prenses Mononoke" filminin ingilizce versiyonunda oldu. Bu filmde San karakterini (Prenses Mononoke) seslendirdi. Hemen ardından başrolleri Kate Beckinsale ve Bill Pullman’ la paylaştığı "Breakdown Palace" filminde yer aldı. Bu filmde Reese Witherspoon’ un kişisel sebeplerle geri çevirdiği Alice Marano rolünü kapan oyuncunun başı, çekimlerin gerçekleştirildiği Manila şehri (Filipinler’ in başkenti) hakkında yaptığı talihsiz açıklamalar nedeniyle epey ağrıdı. Manila’nın oldukça garip ve dehşet verici bir kent olduğunu ifade eden Danes, daha da ileri gitti ve şehri, doğru düzgün bir kanalizasyon sisteminin bile bulunmadığı, lağım farelerinin, hamam böceklerinin kol gezdiği, kolsuz bacaksız gözsüz insanlarla dolu bir ortam ilan edince Manila Belediye Başkanı’ nın oğlu Kim Atienza tarafından sertçe eleştirildi ve bu ifadeler tamamen bağnaz ve yıkıcı bir zihnin ürünleridir cevabını aldı. Akabinde başrolünü oynadığı filmin gösteriminin yasaklanması ve Filipinler Başbakanı tarafından da kamuoyu önünde açıkça kınanması sonucu bir özür demeci veren oyuncu, persona nan grata (istenmeyen kişi) ilan edildiği ülke hakkında epey bir badire atlattı ve Tayland Hukuk Sistemi’ ne kritik bir bakış açısı getiren başarılı yapıma da gölge düşürdü.
Bu tatsız olaylardan sonra Danes kariyerinde temiz bir sayfa açtı ve çalışmalarına son sürat devam etti. 2002 yılında Susan Sarandon ve Kieran Culkin ile "Igby Goes Down" filmini çeken aktrist, Oscar’ a aday olan "The Hours" filminde de Meryl Streep’ in kızı olarak yer aldı ve Nicole Kidman, Julianne Moore, Ed Harris gibi başarılı isimlerle çalışma şansı buldu. Romeo&Juliet’ de birlikte çalıştığı yönetmen Baz Luhrmann tarafından kendi kuşağının Meryl Streep’ i ilan edilen genç oyuncu için The Hours filmi, gerçekten de usta aktristle birarada olma fırsatı yaratan bir şanstı. "Terminator 3:Rise Of The Machines", "Stage Beauty", "Shopgirl", "Family Stone" gibi başarılı yapımlarda yer almaya devam eden oyuncu eleştirmenlerden büyük övgüler topladı. Oyuncu 2007 yılında "Stardust" ve "The Flock" gibi iki başarılı yapımla seyircinin karşısına çıktı
Toplam 3 yorum yapılmış. Yorumları görmek için tıklayın.



Kısa ve Acısız (Tv 8 22:15, 22 Kasım 2008)
Tv 8'de bu akşam 22:15'de hem Alman hem de Türk sinemasının en yetenekli yönetmenlerinden birisi olarak gösterilen Fatih Akın'ın, eleştirmenlerce en iyi filmi olarak kabul edilen "Kısa ve Acısız" ekrana geliyor.
Tv 8'de bu akşam 22:15'de hem Alman hem de Türk sinemasının en yetenekli yönetmenlerinden birisi olarak gösterilen Fatih Akın'ın, eleştirmenlerce en iyi filmi olarak kabul edilen "Kısa ve Acısız" ekrana geliyor.

Åžike
Bir soru için 64 bin dolar mi? Umarım sana hayatin anlamını soruyorlardır...
Bir soru için 64 bin dolar mi? Umarım sana hayatin anlamını soruyorlardır...









Filmografi
İlgili Galeriler
İlgili Makaleler
Seanslar
Fragman

