Forum » Filmler » Filmler
Ölüm Oyunu [Battle Royal, 2001]
Mesaj: 56
1.
Hayatımızda unutamadığımız ya da hep unutmak istediğimiz bir şeyler olmuş mudur?
Bazen evet demek kolay gibi gözükse de aslında zor olan cevaptır bu. Yaşam eğer birikimler, olmuş ya da olabilecek şeylerin skalası ise cevabın nerede doğru nerede yanlış olduğunu ayırt etmek de zorlaşacaktır.

Birilerinin diline pelesenk olan toplumsal şizofreni tabiri tam olarak içinde bulunduğumuz durumu yansıtır mı?

Ya da bu cevabı zor sorular dünyasında yanıt aramanın beyhudeliğine inanmış iseniz apokaliptik bir geleceğin yakın olduğunu mu düşünmek bizi yansıtır?

İşte tam bu noktada öldürmenin nesi yanlış sorusu ile zihnimiz allak bullak oluyor.
Doğru ya da yanlışın ayırdına varamayacak bireylerden oluşan bir toplum haline gelmiş isek birilerinin bu soruyu cevaplama isteği ile ölüm saçan bir makine halini alması gayet doğaldır.

2.
Kinji Fukasaku yetmişli yaşlarında gezinen bir yönetmen. Her halde ölümün onu almasına ramak kaldığı bir demde böyle bir film ile yaşamaya devam edeceğini düşünmüş olmalı .

Türkiye'de gösterime iki yıl gibi bir geçikmeyle giren Battle Royal bir çok felsefi alt metini de taşıdığı için ilginç ve önemli bir film.

Yazımımızın başlığı filmin içerisinden. Bir kurgu: Japonya iflah olmaz genç nesline engel olamamaktadır. Sonunda hükümet gizli bir yasa ile bu gençlere dur diyebilecektir. Her yıl ülke içerisinden rast gele seçilen bir lise sınıfı etrafı korumalı bir adada bir birlerini öldürme ya da hayatta kalma yarışına istemeden katılır. Kural son derece basittir: Öl ya da öldür. Ama burada şu ihmal edilmemiş: Yaşamak için herkesi öldürmelisin, en yakın arkadaşını bile. Çünkü hayatta kalan tek kişi yaşamaya devam edecektir yani bu oyunu kazanacaktır.

Böylece başlar filmimiz. Daha düne kadar çok iyi arkadaş olanlar, âşıklar kendilerini bir paradoksun içerisinde buluverirler.

Peki bu noktada önemli olan nedir? Sevdiğin ya da değer verdiğin insanları hayatta kalmak için öldürmek yaşamayı anlamlı kılmaya yetecek mi ?
Oyuna katılmayı reddetme gibi bir lüksünüz yok. Filmin repliği ile “hayat zaten bir oyundur”. Oyunun içerisine doğmuş olmak katıldığınızı gösterir.

Bu durumda bilinçli bir tercih yapmak ve içgüdüler cenderesinde kalıyor “iflah olmaz genç nesil”imiz.
Dilerseniz içgüdülerden başlayalım: Hayatta kalmak için öldür. Bu tıpkı vahşi doğada yaşayan hayvanların idame-yi hayat prensibinin insana da uyarlanması. Yaşamak için bir birini yiyen hayvanlardan ne farkı kalıyor insanoğlun böyle bir durumda. Hiç!

İkinci seçim : Bilinçli bir tercih yani oyuna katılmamak. Bu tabiiki ölmek demektir. Ama birisinin gelip ( ki bu birisi en yakın arkadaşın dahi olabilir ) seni öldürmesini beklemek boşu boşuna ölmek olur. Bilinçli tercih hayatına kendi ellerinle son vermektir. Zaten öyle de oluyor. Oyunu reddedenler kendini ya uçurumdan aşağı bırakıyor ya da başına dayadığı silahın tetiğini çekiyor.
Tam burada insanın aklına hınzırca bir soru geliyor, cevabı tehlikeli hınzırca bir soru: İntihar etmenin nedeni oyunu reddetmek mi yoksa ölümü beklemenin boğazımızı kurutması mı? Ki her bir öğrencinin yaşama şansının yaklaşık yüzde üç gibi komik bir rakama tekabül ettiğini de unutmayalım.

3.
Kırk iki öğrenciden iki kız bir yerde karşılaşınca ne olur peki ?
Mitsuko silahını az önce alt ettiği rakibi ( arkadaşı mı demeli idim? ) Hirona’nın başına dayamış şunu söylüyordur : “ Öldürmenin nesi yanlış? Herkesin bir sebebi vardır.”
Konu olarak sıkı bir film Battle Royal. Aslında bu filmin Türkiye’de gösterime girememesini garip bulduğumu söylemeliyim. Sinema salonlarımıza zaten yeterince kanlı ve paranoid film geliyor, bir tanesinin daha gelmesi neyi değiştirir? Neyse biz filmimize devam edelim.
Yönetmenliğini Japon Kinji Fukasaku’nun yaptığı film yer yer kara mizah örnekleri ile garipsenecek bir hal alıyor. Yani öldürme gibi bu kadar ciddi bir eylemde dalga geçer bir öge bulunması ne kadar doğrudur ?
Filmde Dolls ( Bebekler ) filminden tanıdığımız usta yönetmen Takeshi Kitano’yu bu ölüm oyununu koordine eden öğretmen rolünde izliyoruz.Rolünün gereğini yapan Kitano sanırım senaryoya da etki etmiş. Ölümlerdeki gerçek dilin mistik Japon kültlerine atıfta bulunması ve lirik hava bunun örneği.
Her şeye rağmen filmde; birileri hayatta kalmayı başarıyor.Tek kişinin yaşaması gerekirken iki âşık hayatta kalıyor. Gerçek aşk her zaman kazanır , retoriği tekrarlanıyor. Doğal akışına bırakılan bir film ve atmosfer birden yönetmenimizin müdahalesi ile değişiveriyor.
Son söz Türkiye’de gösterime girmeyen Mindhunter adlı filmde de bu tür bir şeyler oluyor. Eğitim amacıyla bir adaya yerleşen FBI ajanları kendilerini esrarengiz bir ölüm oyunu içerisinde bulurlar…Bu filmi de izlemeniz tavsiye edilir.
Battle Royal, salt teknoloji kültürü ile yetişen genç bireylerin aslında her an patlamaya hazır bir bomba olduğunu çok güzel anlatmış. İnsanın içinde bir yerlerde saklı duran öldürme güdüsünün açığa çıkartılışını sergilemesi, aynı zamanda kimi dramatik unsurlarla hiç sıkmadan mesajını ileten bir film Battle Royal.
Bu başlığa henüz cevap yazılmamış.
Copyright © 1998-2008 Sinema.com